Mikropların klavye tuşlarının altındaki boşluklarda, deri döküntüleri ve yiyecek kırıntılarıyla beslenerek hızla çoğaldığı belirlendi. Araştırmalar, ofis ortamındaki bir masanın, ortalama bir tuvaletten çok daha yüksek oranda zararlı mikroorganizma taşıdığını ortaya koydu.
BAKTERİLER İÇİN İDEAL ÜREME ALANI
Bilgisayar klavyeleri, gözenekli yapıları ve tuş aralarındaki boşluklar nedeniyle toz, nem ve organik atıkları hapseder. Sürekli temas halinde olan ellerden bulaşan bakterilerin, klavye yüzeyindeki sıcaklık ve besin kaynaklarıyla (deri hücreleri vb.) birleşerek koloniler oluşturduğu saptandı.
Yapılan analizlerde klavyelerde; E. coli, Staphylococcus aureus ve çeşitli sindirim sistemi enfeksiyonlarına yol açan bakterilerin yoğun şekilde bulunduğu belirlendi. Özellikle ortak kullanılan bilgisayarların, enfeksiyonların yayılmasında bir "köprü" görevi gördüğü bildirildi.

400 KAT FAZLA KİRLİLİĞİN NEDENİ HİJYEN İHMALİ
Klozet kapaklarının düzenli olarak temizlenmesi ve dezenfekte edilmesi, bu yüzeylerdeki bakteri oranını düşük tutarken; klavyelerin neredeyse hiç temizlenmemesi kirlilik oranını uç noktalara taşıyor. Çoğu kullanıcının klavye başında yemek yeme alışkanlığının, bakteri üremesini doğrudan tetiklediği kaydedildi.
Ofis çalışanlarının yılda ortalama 200 günden fazla bu yüzeylerle temas ettiği düşünüldüğünde, klavye kaynaklı bulaşma riskinin ciddiyeti daha net ortaya çıkıyor. Uzmanlar, "ofis hastalığı" olarak tanımlanan bazı enfeksiyonların temel kaynağının bu kirli yüzeyler olduğunu saptadı.
DOĞRU TEMİZLİK YÖNTEMİYLE RİSK AZALTILABİLİR
Klavyelerdeki mikrobiyal yükü azaltmak için cihazların haftalık periyotlarla dezenfekte edilmesi öneriliyor. Tuş aralarının basınçlı hava veya özel fırçalarla temizlenmesinin ardından, alkol bazlı mendillerle yapılan silme işleminin bakteri oranını %90'ın üzerinde düşürdüğü kanıtlandı.
Ayrıca klavye başında yemek yememe alışkanlığının ve düzenli el yıkamanın, bulaşma zincirini kırmada hayati önem taşıdığı vurgulandı. Hijyen standartlarının yükseltilmesiyle, kapalı alanlardaki bulaşıcı hastalık yayılımının önemli ölçüde kontrol altına alınabileceği bildirildi.