Mühendislik dünyası, sınırları zorlayan devasa operasyonlara alışkın olsa da, Afrika’nın güneydoğu kıyısında gerçekleştirilen son hamle tüm ezberleri bozdu. Küresel madencilik devi Kenmare Resources, Mozambik'teki Moma titanyum madeninde tam 7.000 ton ağırlığındaki devasa bir tesisi parçalara ayırmadan, tek parça halinde tam 23 kilometre öteye taşımayı başardı. İşte lojistik tarihine geçen bu akılalmaz operasyonun perde arkası.
MADENCİLİKTE BİR İLK: BÜTÜN HALDE TAŞIDILAR
Moma madeninin Namalope bölgesindeki rezervlerin azalması, şirketi stratejik bir karar almaya itti. 'WCP B' adı verilen devasa ıslak konsantrasyon tesisinin sökülüp yeniden kurulması aylar sürecek ve üretim kaybına neden olacaktı. Mühendisler, riskli ancak devrim niteliğinde bir plan sundu: Tesis, dev bir platform üzerinde yeni cevher yatağı Pilivili’ye yürütülecekti.
Bu büyüklükteki bir kütleyi, dengesini bozmadan milimetrik bir hassasiyetle hareket ettirmek sıradan araçlarla mümkün değildi. Çözüm, ağır sanayinin "süper kahramanları" olan SPMT (Self-Propelled Modular Transporter) sisteminde bulundu.
Devasa Kapasite: Operasyon için 50 adet altı akslı SPMT birleştirildi.
Aks Sayısı: Toplamda 300 aks hattına ulaşan devasa bir taşıma filosu oluşturuldu.
Cerrah Titizliği: Yükün zemine gömülmemesi için 23 kilometre boyunca sıfır eğimli, özel mukavemetli bir yol inşa edildi.
PANDEMİYE VE DOĞAYA KARŞI BİR YARIŞ
Operasyonun en kritik döneminde dünyayı etkisi altına alan COVID-19 pandemisi, projeyi durma noktasına getirdi. Ancak lojistik ekipleri ve proje ortağı Hatch, "HMC zamanında" adı verilen esnek bir kriz yönetimiyle süreci yönetti. Uluslararası seyahat kısıtlamalarına ve tedarik zinciri kırılmalarına rağmen, dev tesis 25 Ekim’de yeni lokasyonunda mineral konsantresi üretimine başladı.
VERİMLİLİKTE YÜZDE 20 ARTIŞ SAĞLANDI
Tesisin yeni evine ulaşmasıyla birlikte bölgeye yeni enerji hatları ve devasa geri dönüş boru sistemleri entegre edildi. Bu taşınma operasyonu sonucunda tesis sökülmediği için üretim kaybı minimumda tutuldu. Şirketin toplam üretim kapasitesinde %20 sürdürülebilir artış sağlandı ve ağır lojistik mühendisliğinde yeni bir dünya standardı belirlendi.
Mozambik’teki bu başarı, madencilik sektöründe dev yapıların "taşınamaz" olduğu tabusunu yıktı. Artık devasa tesislerin sıfırdan inşa edilmesi yerine, tek parça halinde yeni rezerv alanlarına taşınması çok daha stratejik bir seçenek haline geldi.