ABD Merkez Bankası (Fed) başkanlığını resmen devralan Kevin Warsh, petrol fiyatlarındaki artışın enflasyonu yeniden tırmandırdığı ve faiz indirimi beklentilerinin zayıfladığı bir ekonomik ortamda göreve başladı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın ocak ayında Fed başkanlığına aday gösterdiği Warsh, Beyaz Saray'da dün düzenlenen törende yemin ederek görevi Jerome Powell'dan devraldı.
Beyaz Saray'da yemin eden son Fed başkanı 1987 yılında Alan Greenspan olmuştu.
ABD Başkanı Trump, Warsh'un yemin töreninde yaptığı konuşmada, Warsh'un eğitimi ve kariyerine işaret ederek, "Amerika'da Fed'e liderlik etmek için Kevin Warsh'tan daha donanımlı hiç kimse yok." dedi.
Trump, "Kevin'ın tamamen bağımsız olmasını istiyorum. Bağımsız olmasını ve sadece harika bir iş çıkarmasını istiyorum. Bana bakma, hiç kimseye bakma, sadece kendi bildiğini yap ve harika bir iş çıkar." ifadesini kullandı.
Resmi görev süresi 15 Mayıs'ta dolan Powell'ın ardından Fed'in yeni başkanı olan Warsh, görevini enerji ve kararlılıkla üstleneceğini söyledi.
Warsh, "Hem geçmişteki başarı ve hatalardan ders çıkararak, durağan çerçeve ve modellerden sıyrılarak, dürüstlük ve performans konusunda net standartları koruyarak, reform odaklı bir Fed'e liderlik edeceğim." diye konuştu.
ABD ekonomisi için kritik bir dönemde Fed'in yönetimini üstlenen ve başkanlık görevi 21 Mayıs 2030'a kadar sürecek Warsh, İran savaşıyla hızlanan enflasyon, tırmanan hazine tahvili faizleri, istihdam piyasasındaki zayıflama, yükselen gümrük vergileri, Fed yetkilileri arasındaki fikir ayrılıkları ve Trump'ın faiz indirimi baskısı gibi ekonomik ve siyasi engellerle karşı karşıya bulunuyor.
WARSH'U ENFLASYONİST BİR ORTAM BEKLİYOR
Warsh, ABD/İsrail-İran Savaşı'nın tetiklediği petrol fiyatlarının enflasyonu son üç yılın zirvesine taşıdığı bir dönemde Fed'in dümenine geçti.
ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre, ülkede Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) nisanda aylık bazda yüzde 0,6 ile beklentilere paralel bir artış kaydederken, yıllık bazda yüzde 3,8 ile Mayıs 2023'ten bu yana en yüksek seviyesini gördü.
Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) de nisanda aylık yüzde 1,4, yıllık bazda ise yüzde 6 arttı. Böylece ABD'de ÜFE, aylık bazda Mart 2022'den, yıllık bazda ise Aralık 2022'den bu yana en yüksek oranda artış kaydetti.
FAİZ İNDİRİMİ BEKLENTİLERİ YERİNİ FAİZ ARTIŞINA BIRAKTI
Nispeten direncini koruyan iş gücü piyasası da parasal gevşeme yönündeki argümanların zayıflamasına yol açıyor.
Yükselen hazine tahvili getirileri uzun vadeli faizlere baskı yaparken, Fed'in bilanço büyüklüğü de tartışılıyor.
Bankanın 2018 başında 4,4 trilyon dolar seviyesindeki bilanço büyüklüğü, Kovid-19 salgınına yönelik müdahalelerle 2022'de yaklaşık 9 trilyon dolarlık zirveye ulaşmasının ardından Mayıs 2026 itibarıyla 6,7 trilyon dolar civarında dengelenmiş durumda bulunuyor.
Bu durum, politika faizlerini düşürmesi yönünde yoğun siyasi baskı altında olan Fed'in 16-17 Haziran'daki Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısına ilk kez başkanlık edecek Warsh için zorlu bir tablo ortaya koyuyor.
Banka içindeki dengeler de değişirken "güvercin" yaklaşımıyla dikkati çeken Fed Yönetim Kurulu Üyesi Stephen Miran'ın görevinin sona ermesi, olası faiz indirimlerini destekleyebileceklerin sayısını azaltıyor.
Faiz patikası konusunda halihazırda bölünmüş olan Fed'in 2026'da faiz indirimi yapma olasılığı rafa kalkarken, piyasalarda faiz artışı ihtimali de fiyatlanıyor.
Fed'in 28-29 Nisan'da düzenlenen son toplantısına ilişkin tutanaklar da yetkililerin çoğunun enflasyonun yüzde 2'nin üzerinde seyretmeye devam etmesi halinde politika duruşunda bir miktar sıkılaştırmanın uygun olabileceği görüşünde olduğunu ortaya koydu.
TRUMP'IN BASKISI KARŞISINDA WARSH NE YAPACAK?
Eski Fed Başkanı Powell'ı uyguladığı para politikası nedeniyle sert şekilde eleştiren Trump'ın agresif faiz indirimi talepleri ile enflasyon realitesi arasında kalacak Warsh'un, nasıl bir yol izleyeceği ve Beyaz Saray ile arasında nasıl bir denge kuracağı merak ediliyor.
Analistler, hızlanan enflasyon ve Fed yetkilileri arasındaki bölünmenin Warsh'un Fed başkanı olarak görevlerini yerine getirirken aynı zamanda Başkan Trump'ı "memnun" etmesini zorlaştıracağını belirtiyor.
Öte yandan Trump'ın hafta başında ABD basınında yer alan Warsh'un "ne istiyorsa onu yapmasına" izin vereceğine yönelik açıklamaları ile yemin töreninde "tamamen bağımsız olmasını istediğine" dair ifadeleri, daha önce dile getirdiği "faizleri düşürecek bir Fed Başkanı seçeceğine" dair sözleriyle çelişiyor.
Bu durum piyasalarda merkez bankasının bağımsızlığına ilişkin tartışmaların canlı kalacağına işaret ediyor.
"WARSH ÇOK GÜVERCİN OLMAKTAN KAÇINACAKTIR"
ING Amerika Araştırma Bölgesel Başkanı Padhraic Garvey, AA muhabirine, İran'daki savaşın gündeme hakim olması dolayısıyla yeni Fed Başkanı Warsh'un Bankanın para politikası üzerinde çok az etkisinin olacağını belirterek, "Savaş bir şekilde sona erdiğinde, Warsh'un planladığı faiz indirimi gündemini ele alması için daha fazla alan oluşacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
Görev değişimiyle Fed'in para politikasının dramatik bir şekilde değişmeyeceğini vurgulayan Garvey, Warsh'un komitede tek oy hakkına sahip olması nedeniyle faizleri istese bile tek başına düşüremeyeceğine işaret etti.
Garvey, "Warsh için bir avantaj, devam eden enflasyon artışları göz önüne alındığında, hazirandaki ilk toplantısından itibaren tarafsızdan şahine yakın bir duruş benimsemesinin yadırganmayacak olması. Bu durum, siyasi müdahale endişelerinin bir kısmını hafifletmeye yardımcı olabilir." diye konuştu.
Yakıt maliyetlerindeki artışın enflasyonun son beş yıldır Fed'in yüzde 2 hedefinin üzerinde seyrettiği bir ortamda kısa vadeli zorluklar yarattığına dikkati çeken Garvey, Warsh'un "çok güvercin" görünmekten kaçınacağını kaydetti.
Garvey, Warsh'un orta ve uzun vadede daha düşük borçlanma maliyetleri fırsatını vurgulayacağına değinerek, Fed'in yeni başkanının teknoloji ve yapay zeka yatırımlarının verimliliği artıracağı ve ABD'nin enflasyon yaratmadan daha hızlı büyümesini sağlayacağı fikrine katıldığını ifade etti.
Warsh'un diğer bir teorisine göre Fed'in elindeki her 1 trilyon dolarlık tahvilin kabaca politika faizinde 50 baz puana tekabül ettiğini aktaran Garvey, sonuç olarak bilanço küçültmenin faiz indirimlerini kolaylaştırdığını dile getirdi.