Ankara kulislerinde yeni açılım süreci tartışmaları sürerken, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın serbest kalmasının önünü açabileceği belirtilen “umut hakkı” başlığı kulis fısıltılarını aşarak açık bir tartışma haline geldi.
“Umut hakkı” ifadesini ilk kez MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gündeme taşımıştı. Bahçeli, süreci başlatan açıklamasında, “Tecrit kaldırılırsa gelsin DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün sona erdiğini, örgütün lağvedildiğini ilan etsin. Bu irade ortaya konulursa, umut hakkına ilişkin yasal düzenlemenin yapılmasının ve bundan yararlanmasının önü sonuna kadar açılır” ifadelerini kullanmıştı.
AKP bugüne kadar “umut hakkı” kavramından özellikle kaçındı. Parti kurmayları, bu başlığa kapının kapalı olduğunu sık sık vurguladı. MHP lideri Devlet Bahçeli ise son açıklamasında, “PKK’nın kurucu önderliğinin 27 Şubat 2025 tarihli çağrısında cezaevinden çıkma ya da özgürlüğe kavuşma talebi yoktur” ifadelerini kullandı.
Buna karşın DEM Parti, umut hakkı talebini ısrarla gündemde tutarak Meclis’te kurulması planlanan araştırma komisyonu için hazırladığı rapora da ekledi.
Komisyonun ortak raporu aşamasında, iktidar ortakları arasında umut hakkı konusunda görüş ayrılığı yaşandığı kulislere yansıdı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sessizliğini korurken, AKP’li kurmaylar kamuoyuna sert mesajlar verdi. Ancak parti içi değerlendirmelerde, yeni açılım sürecinin bir sonraki adımının bu başlık etrafında şekillendiği kabul ediliyor.
Erdoğan’dan tek bir açıklama gelmese de, AKP kulislerinde “umut hakkı”nın artık teorik bir tartışma olmaktan çıktığı konuşuluyor. Edinilen bilgilere göre Abdullah Öcalan’ın da bu talebi doğrudan gündeme getirdiği belirtiliyor. AKP’de hâkim görüş ise sürecin son derece sınırlı, kontrollü ve siyasi maliyeti en aza indirecek bir çerçevede yürütülmesi gerektiği yönünde.
İŞTE O SENARYOLAR...
AKP’de sürece yakın kaynaklara göre masada genel af ya da doğrudan tahliye seçeneği yer almıyor.
Buna karşılık “umut hakkı”nın, infaz hukuku çerçevesinde ve teknik bir düzenleme olarak ele alınması planlanıyor. Kulislerde öne çıkan başlıklar ise şöyle sıralanıyor:
-Şartlı ve aşamalı model: Umut hakkının otomatik bir serbest bırakma anlamına gelmeyeceği, iyi hâl, şiddetten kopuşun tespiti ve örgütsel bağların kesildiğinin teyidi gibi koşullara bağlanacağı ifade ediliyor.
- İnfaz hukuku içinde düzenleme: Yeni ve özel bir yasa yerine, infaz rejimi içinde teknik bir değişiklik yapılması gündemde. Bu yolla, düzenlemenin siyasi bir “jest” olarak değil, hukuki bir uyum adımı olarak sunulması hedefleniyor.
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi referansı: AİHM içtihatlarının gerekçe gösterilerek, düzenlemenin uluslararası hukukla uyumlu bir adım olarak savunulması planlanıyor.
- Süreç teminatı: Umut hakkının, örgütün silah bırakma ve fesih adımlarıyla eş zamanlı ilerlemesi gerektiği vurgulanıyor. Tek taraflı bir adım atılmasının söz konusu olmadığı özellikle dile getiriliyor.
AKP içinde önemli bir kesim, “umut hakkı” başlığının toplumda ciddi tepki doğurabileceği görüşünde. Bu nedenle parti içinde şu stratejiler öne çıkıyor:
- Kamuoyuna açık söylemde “umut hakkı” ifadesinden özellikle kaçınılması.
- Düzenlemenin teknik, hukuki ve uluslararası yükümlülükler çerçevesinde anlatılması.
- Sürecin mümkün olduğunca sessiz, kontrollü ve aşamalı biçimde yürütülmesi.
-Parti kaynakları, kamuoyunda oluşabilecek sert tepkilerin sürecin tamamını riske atabileceği uyarısında bulunuyor.
ERDOĞAN NEDEN KONUŞMUYOR?
Kulislerdeki ortak değerlendirme, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu aşamada bilinçli bir suskunluk stratejisi izlediği yönünde.
Parti içi yorumlara göre Erdoğan, süreç henüz olgunlaşmadan ve somut bir mutabakat zemini oluşmadan yapılacak açıklamaların siyasi maliyetini görüyor.
Bu nedenle “önce zemin, sonra söylem” yaklaşımını benimsendiği ifade ediliyor. Özetle AKP kulislerinde “umut hakkı”, geniş kapsamlı bir siyasi açılım ya da sembolik bir jestten ziyade, yeni sürecin ilerlemesi için hukuki bir kaldıraç olarak kurgulanıyor. Ancak bu çerçevenin nasıl bir metne döküleceği ve hangi takvimle hayata geçirileceği, henüz partinin üst karar mekanizmalarında netlik kazanmış değil.