Gazeteci Hazar Dost, 2018 yılında katıldığı bir eylem gerekçesiyle 6 Temmuz'da gözaltına alındıktan sonra kötü muamele ve işkenceye maruz kaldığını iddia ederek, sorumlu polis memurları hakkında suç duyurusunda bulundu.

Ertesi gün Küçükçekmece Adliyesi'nde savcılığa ifade veren Dost, işlemlerinin ardından serbest bırakıldı. Avukatları tarafından yapılan başvuruda, gözaltı sürecinde hukuka aykırı uygulamalarla karşı karşıya kaldığı öne sürülerek olayın tüm yönleriyle soruşturulması talep edildi.

Suç duyurusu dilekçesinde, gözaltı işleminin resmi tutanaklarda yer aldığı şekilde gerçekleşmediği iddia edildi. Başvuruya göre Dost'un, Şişli Kurtuluş Caddesi'nde alışveriş yaptığı sırada yüz tanıma sistemiyle tespit edilerek gözaltına alındığı belirtilirken, resmi kayıtlarda ise cadde üzerinde şüpheli görülmesi üzerine yapılan GBT sorgusunda arandığının belirlendiğinin yazıldığı ifade edildi. Avukatlar, bu nedenle güvenlik kamerası ve MOBESE kayıtlarının incelenmesini talep etti.

Başvuruda ayrıca, gözaltı öncesinde hastanede düzenlenen adli muayene raporunda herhangi bir darp veya cebir izine rastlanmadığının kayıt altına alındığına dikkat çekildi. Buna karşılık, serbest bırakıldıktan sonra yaptırılan muayenede vücudunun çeşitli bölgelerinde darbe ve yaralanma izleri tespit edildiği öne sürüldü.

Kaynak olarak ekle

Dilekçede, Feriköy Polis Merkezi'nde tutulduğu süre boyunca tuvalet ihtiyacını karşılamasına izin verilmediği, düzenli kullandığı ilaçların verilmediği ve bunun sağlık hakkının ihlali niteliğinde olduğu iddia edildi.

Avukatlar, 7 Temmuz'da adliyeye sevki sırasında Hazar Dost'un ailesinin gözü önünde darbedildiğini, polis aracında hakaret ve küfüre maruz kaldığını, adliye nezarethanesine alınırken de fiziksel şiddet uygulandığını öne sürdü. Bu iddiaların güvenlik kamerası görüntüleriyle aydınlatılabileceği belirtilerek ilgili kayıtların incelenmesi istendi.

Başvuruda ayrıca, mevzuat gereği zorunlu olmasına rağmen serbest bırakılmadan önce sağlık kontrolünün yapılmadığı iddia edildi. Avukatlar, bu durumun gözaltı sürecinde oluştuğu ileri sürülen yaralanmaların resmi kayıtlara geçirilmesini engellemeye yönelik olabileceğini savunarak sorumlu görevliler hakkında soruşturma başlatılmasını talep etti.

Söz konusu iddialar hakkında yetkili makamlar tarafından yürütülecek soruşturmanın sonucunda hukuki sürecin netlik kazanması bekleniyor.