Kulağa distopik bir bilim kurgu filminin senaryosu gibi gelebilir: Sıfır yakıt ve sıfır güneş ışığıyla, sadece gecenin zifiri karanlığını kullanarak sonsuz enerji elde etmek... Kaliforniya Üniversitesi (UC Davis) araştırmacıları, enerji dünyasında taşları yerinden oynatacak tam olarak böyle bir başarıya imza attı.

Ne petrole, ne kömüre ne de gün ışığına ihtiyaç duyan bu sistemin arkasında ise aslında çok eski bir tanıdık var: 19. yüzyılın başlarında geliştirilen efsanevi "Stirling motoru." İlk bakışta sıradan bir prototip gibi görünen bu cihaz, temiz enerji geleceğini kökten değiştirebilecek dahiyane bir fikri barındırıyor.

19. Yüzyıllık mucize

Mekanik çalışma prensibi son derece zarif ve basit olan Stirling motoru, aslında yeni bir icat değil. Kapalı bir devrede farklı sıcaklıklara sahip iki odacık arasındaki gazın ileri geri hareket etmesi, bir pistonu aşağı yukarı oynatıyor ve bu hareket mekanik enerjiye dönüşüyor.

Stirling teknolojisini içten yanmalı motorlardan ayıran en büyük mucize ise çalışmak için devasa ısı patlamalarına ihtiyaç duymaması. Sistem, şaşırtıcı derecede küçük sıcaklık farklarında bile kusursuz çalışabiliyor. Öyle ki, teorik olarak sıcak bir fincan kahve ile oda sıcaklığı arasındaki fark bile bu motoru harekete geçirmeye yetiyor; ancak pratikte her iki tarafın da hızlıca eşitlenmemesi, yani bir tarafın sürekli çok sıcak, diğer tarafın ise buz gibi soğuk kalması gerekiyor.

Kaynak olarak ekle

Gece deneyleri karanlığa ışık oldu

İşte UC Davis’teki bilim insanları, aranan o devasa sıcaklık farkını gökyüzünde, yani Dünya ile buzlu uzay boşluğu arasında buldu. Doktora öğrencisi Tristan Deppe ve ekibinin tam bir yıl boyunca sürdürdüğü gece deneyleri nihayet meyvesini verdi.

Araştırmacılar, zifiri karanlıkta metrekare başına en az 400 milivatlık mekanik güç ölçmeyi başardı. Bu enerji miktarı elbette dev bir şehri aydınlatmaya yetmiyor; ancak uygun koşullarda devasa bir seranın havalandırma sistemini çalıştırmak, küçük bir vantilatörü döndürmek veya doğadaki otonom sensörlerin pilsiz çalışmasını sağlamak için fazlasıyla yeterli. Yapılan testlerde prototip, ürettiği güçle doğrudan bir fanı çalıştırmayı başardı ve üniversite bu tarihi buluş için hemen geçici bir patent başvurusu yaptı.

Enerji dünyasında yeni bir alan: Çöller başrolde

Bu devrimsel sistemin en verimli çalıştığı anlar, nem oranının en düşük olduğu bulutsuz ve açık geceler. Çünkü gökyüzündeki bulutlar ve su buharı, dünyanın uzaya yayabileceği enerji miktarını bir kalkan gibi sınırlıyor. Bu nedenle sistem; Nevada veya Arizona gibi, Amerikan haberlerinde sık sık rekor sıcaklık dalgalarıyla anılan kurak ve yarı kurak çöl bölgeleri için biçilmiş kaftan olarak görülüyor.

Güneş panellerine kusursuz gece ortağı

Bu yaklaşımı enerji sektörü için asıl benzersiz kılan unsur, mevcut güneş paneli sistemleriyle yakaladığı kusursuz uyum. Güneşin parıldadığı gündüz saatlerinde güneş panelleri elektrik üretecek; hava karardığı anda ise bayrağı uzayın soğukluğunu arkasına alan Stirling motoru devralacak. Sıfır pil, sıfır yakıt ve sıfır emisyon...

Sürdürülebilir enerji dünyasında eşine nadiren rastlanan bu kombinasyon, önümüzdeki yıllarda küresel iklim kriziyle mücadelenin en büyük aktörlerinden biri olmaya aday. Eğer bu yılın başlarında gözden kaçtıysa, bu mütevazı prototipe şimdi çok daha yakından bakmanın tam zamanı.