Krakow Arkeoloji Müzesi’nde saklanan 18 bin yıllık kemik parçaları, modern 3D mikroskopi ve radyokarbon yöntemleriyle yeniden incelendi. Araştırma sonucunda, daha önce hayvan kemiği sanılan kalıntıların aslında vahşice işlenmiş insan kemikleri olduğu anlaşıldı. Bilim insanları, bu vakayı bir ritüelden ziyade şiddet içeren bir "savaş yamyamlığı" olarak tanımlıyor.

KEMİK İLİĞİ VE BEYİN İÇİN SİSTEMATİK KIRIM

Mağaradaki insan kalıntılarının yüzde 68’inde taş aletlerle yapılmış derin kesik ve kırık izleri tespit edildi. Analizler, kafataslarının beyne ulaşmak için kasten parçalandığını, uzun kemiklerin ise içindeki iliği çıkarmak için sistematik bir işleme tabi tutulduğunu kanıtladı. Kemiklerdeki hasarın niteliği, aynı katmanda bulunan av hayvanı leşlerindeki izlerle birebir örtüşüyor.

RİTÜEL DEĞİL DOĞRUDAN ŞİDDET

Geç Üst Paleolitik dönemin gelişmiş Magdaleniyen kültürüne ait olan bu bölgede, yamyamlığın bir kıtlık sonucu yaşanmadığı düşünülüyor. Mağarada çok sayıda hayvan kemiğinin bulunması, yiyecek sorunu olmadığını gösterirken, kalıntıların törensel bir iz taşımaması olayın "savaş yamyamlığı" ihtimalini güçlendiriyor. Araştırmacılar, buzulların çekilmesiyle bölgelerini genişleten avcı-toplayıcı gruplar arasındaki rekabetin, mağlup edilen düşmanların tüketilmesine yol açtığı görüşünde birleşiyor.

AKRABA GRUPLAR ARASINDAKİ REKABET

Son genetik çalışmalar, mağaradaki kurbanların bölgedeki diğer topluluklarla ortak ataya sahip olduğunu gösterdi. Bu durum, şiddetin sadece yabancı işgalciler arasında değil, yakın akraba grupların kaynak rekabeti sırasında da gerçekleşmiş olabileceğini ortaya koyuyor. Modern analiz yöntemleri, eski müze koleksiyonlarının tarih öncesi şiddetin karanlık yüzünü aydınlatmaya devam ettiğini bir kez daha kanıtladı.