İngiliz fizikçiler tarafından geliştirilen ve askeri literatüre "Window" (Pencere) kod adıyla geçen radar karıştırma taktiği, Gomorra Harekâtı (1943) sırasında ilk kez kitlesel olarak kullanıldı. Karşı tarafın hava savunma radarlarını işlevsiz hale getirmeyi amaçlayan bu yöntem, gökyüzüne bırakılan basit metal parçacıklarının elektromanyetik dalgaları yansıtarak devasa bir yanılsama oluşturması prensibine dayanıyor.
MİLYONLARCA ÖZEL HAZIRLANMIŞ ŞERİT HAVAYA BIRAKILDI
İngiliz bilim insanlarının Alman hava savunma radarlarının 53 santimetrelik belirli bir radyo dalga boyunda çalıştığını tespit etmesinin ardından, bu sistemleri bloke etmek için hedeflenen dalga boyunun tam yarısı uzunluğunda (yaklaşık 27 santimetre) kesilmiş alüminyum folyo şeritleri hazırlandı. Milimetrik hesaplarla üretilen bu şeritler, uçak gövdesi veya kanat büyüklüğünde yansıma rezonansı üreterek radarların algı mekanizmasını doğrudan hedef alacak şekilde kutulandı.

RADARLAR DEVRE DIŞI BIRAKILDI
Bombardıman uçakları hedefe yaklaştığı sırada gökyüzüne bırakılan milyonlarca alüminyum şerit, havada genişleyerek radar sinyallerini dev bir ayna gibi geri yansıtan yapay metal bulutları oluşturdu. Bu durum, Alman radar operatörlerinin ekranlarında birkaç uçak yerine on binlerce uçağın aynı anda yaklaştığını gösteren yoğun ve kör edici beyaz parazit fırtınalarına yol açtı.

Geliştirilen bu fiziksel karıştırma yöntemi sayesinde, yerdeki uçaksavar bataryaları ve güdümlü savunma füzeleri gerçek hedef tespiti yapamayarak işlevsiz kaldı. Havada oluşturulan bu metalik savunma perdesi, harekâta katılan uçakların kayıp oranlarını ciddi ölçüde düşürürken, askeri tarihte "Chaff" (metalik yanıltıcı/radar karıştırıcı) teknolojisinin de temelini oluşturdu.