Utah Üniversitesi araştırmacıları, Kuzey Amerika'nın en ekstrem ortamlarından biri olan Büyük Tuz Gölü'nün dip çamurlarında sessizce yaşayan yeni bir canlı grubu keşfetti. Bugüne kadar sadece minik kabuklu deniz canlıları ve kıyı sineklerine ev sahipliği yaptığı sanılan gölün tortularında, genetik olarak benzersiz mikroskobik yuvarlak solucanlar tespit edildi. Bu buluş, biyologların gölün ekolojik yapısı hakkındaki on yıllardır süregelen kabullerini tamamen değiştirdi.

ÇAMURUN ALTINDAKİ GİZLİ MİKRO DÜNYA

Biyolog Byron Adams liderliğindeki ekip, göl tabanından topladıkları tortu örneklerini mikroskop altında incelediklerinde, milimetrenin küçük bir bölümü uzunluğunda iplik benzeri canlılarla karşılaştı. Genetik testler, bu organizmaların "Nematoda" (yuvarlak solucanlar) grubuna ait olduğunu doğruladı.

Dünya genelinde her türlü ekosistemde bulunmalarına rağmen, bu canlıların deniz suyundan kat kat daha tuzlu olan bir ortamda hayatta kalabileceği daha önce imkansız görülüyordu. Keşif, Batı Yarımküre'nin en tuzlu göllerinden birinde yaşamın sanılandan çok daha dirençli ve katmanlı olduğunu kanıtladı.

EKSTREM KOŞULLARDA HAYATTA KALDILAR

Gölün bazı bölgelerindeki tuz konsantrasyonu, normal hücrelerin iç su dengesini bozacak kadar yüksek seviyelerde seyrediyor. Bu sert kimyasal yapıya uyum sağlayan yeni türler, açık sularda yüzmek yerine tortu taneleri arasındaki mikroskobik boşluklarda yaşıyor.

Buradaki yoğun mikrop kolonileri ve organik madde kümeleriyle beslenen solucanlar, ekosistemin gizli besin ağının en alt kademesini oluşturuyor. Araştırmacılar, bu canlıların rastgele bölgeye gelmediğini, yüksek sayıdaki birey miktarıyla gölün kalıcı ve yerleşik bir parçası olduklarını belirledi.

EKOSİSTEMİN GİZLİ KAHRAMANLARI

Nematoloji Dergisi'nde yayımlanan sonuçlara göre, bu mikroskobik hayvanlar göl tabanındaki besin döngüsünde kilit bir rol üstleniyor. Mikroplarla beslenerek organik atıkları parçalayan solucanlar, hareketleriyle tortu katmanlarını karıştırarak oksijen ve besin maddelerinin devinimini sağlıyor.

Gözle görülemeyecek kadar küçük olan bu canlıların faaliyetleri, göl yatağındaki mikrobiyal toplulukların devamlılığı için hayati önem taşıyor. Bilim insanları, bu keşfin ekstrem koşullara sahip diğer gezegenlerdeki yaşam arayışlarına da ışık tutabileceğini öngörüyor.