1986 yılında Kamerun'un kuzeybatısında yer alan Nyos Gölü'nde gerçekleşen limnik patlama, dünya jeoloji tarihinin en ölümcül ve sıra dışı doğal felaketlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Krater gölünün tabanında yüksek basınç altında biriken yüz binlerce tonluk karbondioksit kütlesi, küçük bir toprak kayması sonucu aniden atmosfere salınarak vadi tabanındaki yerleşim birimlerini etkisi altına aldı.
GÖLÜN DİBİNDE BİRİKEN 100 BİN TONLUK GAZ NASIL AÇIĞA ÇIKTI?
Volkanik bir krater gölü olan Nyos'un derinliklerinde magmatik kaynaklı karbondioksit sızıntısı uzun yıllar boyunca devam etti. Gölün dip katmanlarında yüksek su basıncı nedeniyle çözünmüş halde biriken gaz, su kütlesinin dengede kalması sayesinde yüzeye çıkmadan hapsoldu. Ancak göl yamacında meydana gelen küçük çaplı bir toprak kayması su tabakalarını altüst etti. Ani sarsıntı, basınç altındaki gazın fiziksel bir reaksiyonla zincirleme biçimde çözünmesine yol açtı ve yaklaşık 100 bin tonluk karbondioksit göl yüzeyine püskürdü.
ALEV VE SES OLMADAN GELEN GÖRÜNMEZ TEHLİKE
Olay anında bilinen volkanik patlamaların aksine ne bir patlama sesi duyuldu ne de alev ve duman çıkışı yaşandı. Karbondioksit gazının havadan yaklaşık 1,5 kat daha ağır olması sebebiyle oluşan devasa gaz kütlesi gökyüzüne dağılmak yerine yer çekiminin etkisiyle vadi tabanına doğru aktı. Görünmez ve kokusuz gaz örtüsü, vadi boyunca hızla ilerleyerek yerleşim yerlerindeki evlerin içine sızdı.
25 KİLOMETRELİK ÇAPTA 1700 CAN KAYBI
Gece saatlerinde vadi boyunca yaklaşık 25 kilometrelik bir alana yayılan yoğun gaz tabakası, havadaki oksijeni tamamen süpürdü. Bölgede uyumakta olan yaklaşık 1.700 kişi ile meralardaki binlerce çiftlik hayvanı ve vahşi hayvan, oksijen yetersizliği nedeniyle saniyeler içinde boğuldu. Fiziksel hiçbir yıkıma yol açmayan gaz sızıntısı, canlıların doğrudan yataklarında ve bulundukları noktalarda yaşamını yitirmesine neden oldu.
GÖLÜN SUYU NEDEN RENK DEĞİŞTİRDİ?
Olayın ardından gölün normal koşullarda mavi olan su rengi pas kırmızısına dönüştü. Bilimsel analizler, göl tabanında oksijensiz ortamda çözünmüş olarak bekleyen yüksek miktardaki demirin, gaz patlamasıyla birlikte yüzeye taşındığını gösterdi. Yüzeydeki atmosferik oksijenle temas eden demir mineralinin aniden oksitlenerek pas rengini alması, dipteki tüm su katmanının tepeye çıktığının en somut kanıtı olarak kayıtlara geçti.