Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), çocukluk çağında en sık görülen nörogelişimsel hastalıklardan biri olarak bilinmektedir. Uzun yıllar boyunca dikkat dağınıklığı, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik gibi davranışsal belirtilerle tanımlanan bu hastalığın, günümüzde yalnızca davranışsal bir durum olmadığı; aynı zamanda beyindeki yapısal değişikliklerle ilişkili olabileceği bilimsel çalışmalarla ortaya konmaktadır. Bu alandaki dikkat çekici ve öncü çalışmalardan biri, göz hastalıkları uzmanı Dr. Yaşar Sakarya tarafından gerçekleştirilmiştir.
Saygın uluslararası bir dergi olan Journal of Attention Disorders’da yayımlanan bu çalışmada, DEHB tanısı alan çocuklarda retina sinir lifi tabakası (RNFL) kalınlığı, ileri bir görüntüleme yöntemi olan Optik Koherens Tomografi (OCT) ile incelenmiştir .
Araştırma sonuçlarına göre, DEHB’li çocuklarda retina sinir lifi tabakasının özellikle nazal bölgesinde anlamlı incelme saptanmış ve bu incelmenin hastalığın şiddeti ile ters orantılı olduğu gösterilmiştir. Retina, embriyolojik olarak beynin bir uzantısı kabul edildiği için, bu bulgu DEHB’nin yalnızca davranışsal değil, aynı zamanda nörogelişimsel ve yapısal bir hastalık olduğunu destekleyen önemli bilimsel kanıtlar sunmaktadır.
Dr. Sakarya’nın bu çalışması, literatürde DEHB ile retina yapısı arasındaki ilişkiyi inceleyen ilk araştırmalardan biri olması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu yönüyle çalışma, oftalmoloji ile nöroloji ve psikiyatri alanlarını bir araya getiren disiplinler arası bir yaklaşım sunarak bilim dünyasında yeni bir araştırma alanının gelişmesine katkı sağlamıştır.
Söz konusu araştırmanın bilimsel etkisi, yalnızca yayımlandığı dönemle sınırlı kalmamış, sonraki yıllarda da uluslararası çalışmalarda referans alınmaya devam etmiştir. Nitekim 2025 yılında Investigative Ophthalmology & Visual Science dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı bir çalışmada, retina sinir lifi kalınlığı ile nörolojik ve bilişsel fonksiyonlar arasındaki ilişki incelenirken, DEHB ile retina değişiklikleri arasındaki bağlantıya da atıfta bulunulmuştur.
Ayrıca 2025 yılında yayımlanan diğer klinik araştırmalar da DEHB’li çocuklarda retina ve ganglion hücre tabakası değişikliklerini inceleyerek bu alandaki bilimsel birikimin gelişmeye devam ettiğini göstermektedir.
Bu devam eden bilimsel atıflar, Dr. Sakarya’nın çalışmasının yalnızca akademik bir yayın olmanın ötesinde, uluslararası bilimsel literatüre katkı sağlayan ve güncelliğini koruyan bir araştırma olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Uzmanlara göre, bu tür çalışmalar gelecekte önemli klinik uygulamalara da kapı aralayabilir. Özellikle OCT gibi hızlı, güvenli ve non-invaziv yöntemler sayesinde, nörogelişimsel hastalıkların erken tanısı ve takibinde yeni yaklaşımlar geliştirilebilir.
Sonuç olarak, Dr. Yaşar Sakarya’nın çalışması, gözün yalnızca bir görme organı değil, aynı zamanda beynin yapısal ve fonksiyonel durumunu yansıtan önemli bir biyolojik pencere olduğunu ortaya koymakta; DEHB’nin biyolojik temellerinin anlaşılmasına yönelik uluslararası bilimsel çabalara anlamlı bir katkı sunmaktadır