Japonya’da bilim insanlarının yirmi yıllık emeğiyle ortaya çıkan ve doğranırken göz yaşartmayan yeni nesil soğan "Smile Ball", mutfak kültüründe yeni bir dönem başlatıyor. 20 yıl süren bir Ar-Ge sürecinin ürünü olan soğan raflarda yerini aldı.
Araştırmacılar, uzun yıllar süren çalışmaların ardından “Smile Ball” isimli özel bir soğan geliştirdi. Geleneksel soğan gibi kesildiğinde gözleri yaşartmayan ve tadı daha tatlı olan bu soğan, Japonya’nın kuzeyindeki Hokkaido adasında yetiştiriliyor. İlk kez 2012 yılında geliştirilen Smile Ball, 2015’ten itibaren Japon marketlerinde satışa sunuldu ve popülerliği giderek artıyor.
Dr. Shinsuke Imai öncülüğündeki Japon araştırma ekibi, soğanın doğranması sırasında göz yaşarmasına yol açan daha önce bilinmeyen bir enzimi keşfetti. Bu bulgular 2002 yılında İngiliz bilim dergisi Nature’da yayımlandı.
Soğan doğrandığında ortaya çıkan enzimler, gözdeki nemle etkileşime girerek hafif bir sülfürik asit oluşturuyor. Vücut ise bu tahriş edici maddeyi temizlemek için refleks olarak gözyaşı üretiyor.
GÖZYAŞI DÖKTÜRMEYEN SOĞAN ÜRETİLDİ
Dr. Shinsuke ve ekibi, hem görüntüsü hem de tadı klasik soğanla benzerlik gösteren, fakat gözleri yaşartmayan bir soğan üretmeyi başardı. Bu yenilik, bilim dünyasının tuhaf başarıları için verdiği Ig Nobel Ödülü’nü 2013 yılında kazandı.
House Foods Group’tan Noriya Masamura, soğanın hazırlanışıyla ilgili şunları paylaştı: “Soğanları yaklaşık 5–7 milimetre kalınlığında doğrayın, üzerine tuz, kuru baharat ve biraz zeytinyağı ekleyin; tadındaki farkı hemen hissedeceksiniz.”
FİYATI NE KADAR?
Smile Ball soğanı, klasik soğanlardan farklı olarak gözleri yaşartmayacak şekilde tasarlanmış. Üçlü paket hâlinde 1,60 pound’a (yaklaşık 65 TL) satılıyor. Üstelik bu soğan, 30 yılı aşkın araştırma ve doğal melezleme süreciyle geliştirildi.
Soğan yetiştiricisi Tamotsu Nishino (43), Smile Ball hakkında şunları söyledi: “Tüketicilerin tekrar almak istemesi çok motive edici. Masamura ve ekibi, yetiştirme yöntemleri hakkında detaylı bilgiler paylaşıyor ve tavsiyelerde bulunuyor; bu sayede bilgi birikimim büyük ölçüde arttı.”