Hakkındaki suçlamaları reddeden Sonel, “Celal Altaş’ın ifadesinde geçen, oğlu Umut ile yaptığı telefon görüşmesinde iddia edilen ‘Ben bu tabancayla birisini vurdum’ şeklindeki beyan kesinlikle yalandır. Bu duruma şaşkınım, Umut ile aramızda böyle bir konuşma geçmedi. Gizli tanığın beyanındaki tecavüz olayı ile ilgili benim hiçbir ilgim ve alakam yoktur. Bu konu iğrenç bir durumdur” dedi.

Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan 10 kişiden Mustafa Türkay Sonel’in, savcılıkta verdiği ifade ortaya çıktı. Sonel, ifadesinde Gülistan Doku’yu hiçbir şekilde tanımadığını, kendisiyle bir iletişimi olmadığını ve olay medyaya yansıyana kadar adını dahi duymadığını iddia ederek, “Ben Gülistan Doku’yu şahsen tanımam. Herhangi bir yerde, herhangi bir suretle görüşmedim. Hiçbir şekilde iletişimim olmadı. Sadece kaybından sonra herkes gibi ben de basından duyduğum kadarıyla tanıdım. Ben Gülistan Doku’nun sosyal medya hesaplarından veya verilerinden bir şey silmedim. Böyle bir şey mümkün değildir. Benim veya bir yakınımın bu olayla ilgisi yoktur. Kayıp olması haberlerine kadar ismini bile duymadım. Arkadaş grubumdan hiç birisi de tanımazdı. Gizli Tanık ‘Şubat’ın beyanlarında geçen aleyhimde olan hususların hiçbirini kabul etmiyorum. 5 Ocak 2020 tarihinde araç ile Elazığ ilinden Tunceli’ye gelişimin görüldüğü, ancak öncesinden Elazığ istikametine çıkışımın görülmediği hususuyla ilgili bir diyeceğim yoktur. Ben bu zamana kadar herhangi bir silah ya da tabancaya sahip olmadım. Airsoft isimli renkli boncuk atan tüfeklere merakım vardır. Bu ilgim de spor dalıdır” dedi.
"UMUT İLE ARAMIZDA BÖYLE BİR KONUŞMA GEÇMEDİ"
Soruşturma dosyasında yer alan silah ve tecavüz iddialarına dair savunma yapan Sonel, “Celal Altaş’ın ifadesinde geçen, oğlu Umut ile yaptığı telefon görüşmesinde iddia edilen ‘ben bu tabancayla birisini vurdum’ şeklindeki beyan kesinlikle yalandır. Bu duruma şaşkınım, Umut ile aramızda böyle bir konuşma geçmedi. Gizli tanığın beyanındaki tecavüz olayı ile ilgili benim hiçbir ilgim ve alakam yoktur. Bu konu iğrenç bir durumdur. Benim de kız kardeşim var. (Umut ile telefon görüşmeleri) Bu konuşmaların içeriklerini aradan uzun zaman geçtiği için hatırlamam mümkün değildir. Bahse konu tecavüz olayı ile ilgili hiçbir ilgim ve bilgim yoktur. Bunu duydukça midem bulanıyor ve tiksiniyorum. Bu tecavüz olayı varsa, bunu yapan kişi aşağılık birisidir. Böyle bir itham ile adımın yan yana gelmesi çok zoruma gidiyor. Umarım gerçekler en kısa zamanda ortaya çıkar. Gülistan’ın gözü yaşlı annesinin bir damla gözyaşına kurban olurum. Ben Doku ailesine kızmıyorum çünkü acıları var ve empati yapıyorum. Akrep veya MP5 tarzı silahlar ne bende ne de aracımda asla bulunmamıştır” ifadelerini kullandı.

"GÜLİSTAN DOKU'YU TANIMIYORUM"
Cinayet gecesine dair daraltılmış baz raporları ve PTS (Plaka Tanıma Sistemi) kayıtlarının sorulması üzerine Sonel, “Bahsettiğiniz tarih çok eski, sıradan bir gün olduğu için hatırlamam mümkün değil. Biz o yoldan sadece araçla geçerken yakıt alır veya turlardık. Kesinlikle durup bekleme yapmazdık. O bölgede hareket halinde olduğumuz için telefonlarımızın baz vermesi normaldir. Ayrıca Gülistan Doku’yu tanımıyorum ki barajda bulunan makas, reçete veya notun ona ait olduğunu bileyim. İsmini dahi bilmediğim bir kızın olayında benim ismimin geçmesi de babamın vali olmasındandır. Ben sade bir Türk vatandaşıyım. Yaşantım da o yöndedir” dedi.
JANDARMA RAPORUNDA ÇARPICI DETAYLAR
Savcılık sevk yazısında yer alan gizli tanık beyanında; Mustafa Türkay Sonel’in Gülistan Doku’yu yanındaki diğer şüpheli Umut Altaş ile birlikte öldürdüğü, ardından koruma polisi Şükrü Eroğlu’nun cesedi Pertek ilçesi Koçpınar köyündeki bir mezarlığın yanına gömdüğü iddia edildi. Bu beyan üzerine 12 Ocak 2025 tarihinde bölgede yer altı görüntüleme cihazı (YGC) ile yapılan tarama sonuçları raporda şöyle yer aldı:
“İlgili alanda daha önceden bir kazı yapıldığı, bir şahsın gömülerek yaklaşık 1-2 yıl içerisinde buradan çıkartıldığı, tespit edilen boşluğu ceset ile birlikte sırt çantası tarzında bir cisim ile silah da gömülmüş olabileceği, boşlukta meydana gelen oksitlenmenin bu sebeple oluşturulduğunun değerlendirildiği tespit edilmiştir.”
ŞÜKRÜ EROĞLU’NUN İFADESİ DE ORTAYA ÇIKTI
Tunceli’de Gülistan Doku soruşturmasında tutuklanan 10 kişiden, dönemin valisi Tuncay Sonel’in yakın koruması polis memuru Şükrü Eroğlu’nun, jandarmadaki ifadesi ortaya çıktı.
Eroğlu, Doku’nun kaybolmasının ardından ailesinin valilikte görüşme gerçekleştirdiğini, bu görüşmelerden birinin ardından kendisine kapalı bir zarf verildiğini belirterek, “Doku ailesi arama çalışmaları sürerken Vali beyi arama çalışmalarını takip amaçlı ziyarete geldiler. Bu ziyaretlerin birinde aile makama geldi ve makamdan çıktıktan sonra Vali bey bizzat kendisi tarafından yarım A4 zarfı bana Ankara’ya gönderilmek maksadıyla verdi. Zarfta bir şey yazmıyordu. Sonrasında bana hitaben ‘bunu Gürkan’a gönder’ dedi. Ben de bu ‘Gürkan’ isimli şahsı 2017 yılından beri valiliğin ve kişisel sosyal medya hesaplarımız ile ilgili işlemleri yapan ve telefonumda ‘Sosyal medya Gürkan’ diye kayıtlı şahsa göndermek üzere teslim aldım. Ben de yakın koruma olmam nedeniyle diğer koruma veya şoför arkadaşlarımdan birine vererek, kime verdiğimi hatırlamıyorum, bir arkadaşa verdim.
Ben de bunun üzerine şahsa kendi hesabımdan valinin talimatıyla öncesinde de harçlık gönderirken dekontlarda isminin Gökhan Ertok olarak geçtiğini öğrendim. Gökhan Ertok’un polis olup olmadığını bilmiyorum şahsı hiç görmedim. Ben zarfın içerisinde sim kart olduğunu ve ne olduğunu bilmiyordum. Sonrasında Vali Bey bana aynı gün zarf içerisinde kayıp kız Gülistan Doku’nun sim kartı olduğunu, son sinyalinin neresi olduğunu, içerisinde ne olduğuna bakması maksadıyla gönderdiğini söyledi. Bu sim kartın Gökhan’a ben diğer koruma arkadaşa verdikten sonra hatırladığım kadarıyla otobüs ile gönderimini sağlamıştım.
Ben gönderdiğim zarf ile ilgili Vali bey ‘ne oldu sim karta bakabildi mi sinyal falan var mı’ tarzında şeyler sorunca, ben de Gökhan’ı arayıp hatırladığım kadarıyla ‘bakabildin mi, en son sinyal nerde alınmış’ tarzında sordum. O da bana ‘bakıyorum, zaten rapor haline getirip göndereceğim’ dedi. Bana tarihini hatırlamıyorum ama Gökhan beni aradı ve ‘zarfı gönderdim teslim alırsınız’ şeklinde konuştu. Hatırladığım kadarıyla otobüsle gönderdi. Ben de otobüsten yine ya şoför ya da koruma arkadaşlara aldırıp Vali beye ‘Gökhan’ın gönderdiği dosya efendim’ diyerek teslim ettim. Tüm bunlar valinin talimatı ile oluyordu” ifadelerini kullandı.
‘"HACKER TARZI BİR KİŞİ OLDUĞUNU BİLİYORDUM"
Gökhan Ertok’a Vali Sonel talimatıyla para gönderdiğini belirten Eroğlu, “Ben bu Gökhan Ertok ile Vali beyin bana numarasını vermesiyle tanıştım. Ne iş yaptığını bilmiyorum. Ama sosyal medya üzerine hacker tarzı bir kişi olduğunu biliyordum. Polis olduğunu ve atıldığını sizden öğrendim. 2017-2020 arasında valiliğin, belediyenin ve Vali beyin sosyal medya hesapları ile ilgili işlemler nedeniyle para alış verişimiz oldu. Vali bey ‘ara sıra harçlık gönder’ deyip, ben kendi hesabımdan Gökhan’a para gönderiyordum, daha sonra vali beyden nakit olarak alıyordum. Ben bu konuşmaların içeriğini hatırlamıyorum. Yoğun bir görüşe yaptığım belli, ama ben kendi adıma zaten arama gibi bir durumum yok. Vali bey talimatlı aramıştım. Bu görüşmelerine dair veriler telefonumda da vardır, bu tarihle ilgili veriler varsa yukarıda bahsettiğim sinyal bilgisi ile ilgili olabilir” dedi.
"KİMSENİN KARA KUTUSU DEĞİLİM"
Gökhan Ertok’un ifadesinde, kendisinin Tuncay Sonel’in kara kutusu olduğunu söylediği sorusu üzerine Eroğlu, “Ben kimsenin kara kutusu değilim. Vali Tuncay Sonel’in sadece korumalığını yaptım. Gökhan Ertok sanırım Vali beyin talimatlarını benim üzerimden de yaptığı için böyle bir düşünceye kapılmış olabilir. Sim kart aileden nasıl kim tarafından alındı bilmiyorum, yukarıda da bahsettiğim üzere Doku ailesi, Vali beyi ziyarete gelip gittikten sonra Vali bey tarafından bana kapalı zarf teslim edildi. Zarfın içerisinde sim kart olduğunu sonraki zamanlarda Vali Bey ve Gökhan Ertok’dan öğrendim” ifadelerini kullandı.
"SUÇLAMALARI KABUL ETMİYORUM"
Daraltılmış baz raporuna göre, kendisinin de Gülistan Doku’nun en son görüldüğü yer olan Sarısaltuk viyadüğü civarında 5 Ocak 2020 günü saat 21.12 sıralarında olduğu sorulması üzerine ise “Ben tespiti yapılan bu hususla ilgili o bölgeye gittiysem tek gitmedim, gittiysem ya da geçtiysem de ekipçe program gereği Vali Bey ile birlikte gitmişimdir. Benim asla Umut Altaş ve Mustafa Türkay Sonel ile bir beraberliğim olmamıştır. Kesinlikle kabul etmiyorum. Hatta hiçbir zaman Umut Altaş ve Mustafa Türkay Sonel ile oturmadım bir yere de gitmedim. Hiçbir şekilde ceset gömmek ve bunun için keşif yapmak suçlamasını da asla kabul etmiyorum” dedi.