Grönland’ın batı kıyısında bulunan Ilulissat kasabasında, 21 Mayıs ile 24 Temmuz tarihleri arasında güneş ufuk çizgisinin altına inmiyor. Bilimsel olarak "gece yarısı güneşi" olarak adlandırılan bu doğa olayı, insan organizmasının biyolojik saatini düzenleyen ışık-karanlık döngüsünü ortadan kaldırıyor.

MELATONİN ÜRETİMİNDE %50 DÜŞÜŞ

Basel Üniversitesi Kronobiyoloji Merkezi araştırmacılarına göre, sürekli gün ışığına ve özellikle mavi ışığa maruz kalmak, vücudun gece salgıladığı melatonin hormonu üretimini %50’den fazla oranda düşürebiliyor. Hipotalamusta yer alan ve ana saat görevi gören "suprachiasmatic nucleus" (SNC) bölgesi, ışığın sürekliliği nedeniyle işlev kaybı yaşayarak uykusuzluk, gece uyanmaları ve kronik yorgunluk gibi belirtilere yol açıyor.

'SOSYAL ZAMAN VERİCİLER' DEVREYE GİRİYOR 

Bölge halkı, ışığın rehberlik etmediği bu dönemde biyolojik ritmi korumak amacıyla zaman vericiler olarak tanımlanan sosyal sinyallere başvuruyor. Yapılan gözlemler, Grönland toplumunun ışık varlığına rağmen katı bir sosyal takvim uyguladığını gösterdi:
- İş ve okul saatleri, güneşin konumundan bağımsız olarak 08:00 – 16:00 arasında sabit tutuluyor.
- Akşam yemeklerinin her gün aynı saatte yenmesi, metabolizmaya günün aktif evresinin sona erdiğine dair sinyal gönderiyor.
- Saat 22:00 itibarıyla dış mekan aktiviteleri sonlandırılıyor ve toplumsal bir "sessizlik dönemi" başlatılıyor.

ADAPTASYON SORUNLARIN YOL AÇIYOR

Bölgeye gelen turistler ve yeni yerleşenler üzerinde yapılan incelemeler, sadece fiziksel önlemlerin yeterli olmadığını ortaya koydu. Yerel halkın aksine sosyal rutinlerini sabitlemeyen bireylerde "kalıcı jet-lag" semptomları gözlemleniyor. Uzmanlar, organizmanın adaptasyonu için biyolojik saatin gökyüzündeki ışığa göre değil, duvardaki saate ve toplumsal ritme göre kalibre edilmesinin zorunlu olduğunu belirtti.