Uluslararası araştırmalara göre küresel güzellik ve kişisel bakım pazarının büyüklüğü yaklaşık 700 milyar doları aşarken, önümüzdeki yıllarda 1 trilyon dolara yaklaşması bekleniyor.
Türkiye de kaliteli hizmet, genç iş gücü ve rekabetçi fiyat avantajıyla bu büyümeden daha fazla pay alabilecek ülkeler arasında gösteriliyor.
Yaklaşık 11 yıl önce Azerbaycan'dan Türkiye'ye gelen ve bugün İstanbul'da kendi markasıyla faaliyet gösteren iş insanı Gökçe Öztürk, Türkiye'nin bu alandaki potansiyeline inanarak yatırım yaptığını söyledi.
Öztürk, güzellik sektörünün artık sadece kişisel bakım hizmeti sunan işletmelerden ibaret olmadığını belirterek, "Bugün bu sektör binlerce kadına istihdam sağlayan, girişimciliği destekleyen ve hizmet ihracatına katkı sunabilecek önemli bir ekonomik alan haline geldi. Türkiye bu potansiyeli çok daha iyi değerlendirebilir." dedi.
Türkiye'de geçirdiği 11 yıl boyunca sektörün önemli bir dönüşüm yaşadığına dikkat çeken Gökçe Öztürk, hem hizmet kalitesinin hem de tüketici bilincinin belirgin şekilde arttığını ifade etti.
"İlk geldiğim yıllarla bugün arasında büyük fark var. Artık müşteriler kaliteyi, hijyeni ve profesyonelliği ön planda tutuyor. İşletmeler de buna göre yatırım yapıyor. Bu dönüşüm sektörün gelişimini hızlandırdı."
Öztürk'e göre Türkiye'nin en büyük avantajlarından biri, Avrupa ile kıyaslandığında yüksek hizmet kalitesini daha ulaşılabilir fiyatlarla sunabilmesi.
"Bugün Avrupa'nın birçok ülkesinden, Azerbaycan'dan, Orta Doğu'dan ve Balkanlar'dan gelen misafirler sadece tatil yapmıyor. Kişisel bakım hizmetlerini de seyahat planlarının bir parçası haline getiriyor. Bu yalnızca güzellik merkezlerine değil; otellere, restoranlara, ulaşım sektörüne ve perakendeye de ekonomik katkı sağlıyor."
Uzmanlar, Türkiye'nin sağlık turizminde yakaladığı başarının ardından güzellik turizmi alanında da önemli bir fırsat bulunduğunu belirtiyor. Saç ekimi ve estetik operasyonlarının ötesinde; cilt bakımı, kirpik uygulamaları, protez tırnak ve benzeri hizmetlerin de yabancı ziyaretçilerin tercih ettiği alanlar arasında yer almaya başladığı ifade ediliyor.
Gökçe Öztürk, bu potansiyelin daha da büyümesi için sektörün uluslararası standartlarının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Mesleki eğitim, kalite standartları ve uluslararası tanıtım desteklenirse Türkiye bu alanda bölgesel bir merkez olabilir. Biz de yatırım yapan iş insanları olarak bu dönüşümün bir parçası olmaya devam edeceğiz." diye konuştu.
Güzellik ve kişisel bakım sektörünün yalnızca estetik bir hizmet alanı olmadığını belirten sektör temsilcileri, bu alanın özellikle kadın girişimciliği, genç istihdamı ve hizmet ihracatı açısından stratejik önem taşıdığına dikkat çekiyor.