Bir zamanlar Adriyatik Denizi için "nadir ziyaretçi" kabul edilen tropikal türler, artık bu suların kalıcı sakinleri haline geliyor. Bilim insanları, iklim değişikliği ve deniz trafiğiyle hızlanan sürecin balıkçılıktan biyolojik çeşitliliğe kadar her şeyi kalıcı olarak değiştirebileceği konusunda uyarıyor.
Okyanusbilim ve Balıkçılık Enstitüsü Laboratuvar Başkanı Jakov Dulčić’e göre Adriyatik, konumu ve su sirkülasyonu nedeniyle iklim değişikliğine karşı dünyanın en hassas bölgelerinden biri. Deniz suyu sıcaklıklarındaki sürekli artış, "tropikleşme" sürecini tetiklerken; Trieste, Venedik ve Rijeka gibi büyük limanlara yanaşan gemilerin balast suları, yeni türlerin bölgeye yerleşmesini kolaylaştırıyor.
"DENİZ BAZI YERLERDE JEL GİBİ"
Yeni gelen istilacı türler listesinin başında büyük flamingo balığı (aslan balığı) ve zehirli gümüş çizgili balon balığı geliyor. Ancak asıl tehdit, bu yıl rekor seviyelere ulaşan "jelatinimsi" organizmalar. İstriya kıyılarında deniz suyu, metreküpte yüzlerce şeffaf deniz çayırı (salp) nedeniyle neredeyse jöle kıvamına gelmiş durumda.
Bu organizmalar saatte onlarca litre suyu filtreleyerek mikroalgler, larvalar ve balık yumurtalarıyla besleniyor. Dulčić, Karadeniz'de hamsi popülasyonunun çökmesine neden olan benzer bir senaryonun Adriyatik'te de yaşanmasından endişe ediyor. Adriyatik'teki toplam avın %90'ını oluşturan hamsi ve sardalya gibi küçük mavi balıklar, bu istilacıların doğrudan hedefinde.
İstilacılar arasında en dikkat çekici olanlardan biri de mavi yengeç. Yerli türlere ve üreme alanlarına karşı son derece saldırgan olan bu yengeç, biyolojik çeşitliliğin kalbi sayılan lagünlerde hızla yayılıyor. Ancak bilim insanları mavi yengeç için "lezzetli" bir çözüm öneriyor. Dulčić, bu türün popülasyonunu kontrol altına almanın en iyi yolunun ticari balıkçılığı teşvik etmek olduğunu savunuyor: "En iyisi onu yemek!"
Mavi yengeç bir şekilde kontrol edilebilse de, istilacı yosunlar ve jelatinimsi organizmalar için henüz etkili bir strateji bulunmuyor. Şu an için tek doğal savunma mekanizması, kış aylarındaki soğuk cepheler. Ancak deniz ısınmaya devam ettikçe bu doğal koruma kalkanı da giderek zayıflıyor.
Adriyatik'in yüzeyinin altında, kıyıdan fark edilmeyen bu sessiz işgal, bugün bildiğimiz denizin geleceği için en büyük sınavlardan biri olmaya aday.