Polonya, on yıllardır biriken ve iklim krizi çağında adeta bir pime dönüşen devasa bir su sorunuyla yüzleşmek zorunda. Çevre hukuku organizasyonu ClientEarth Vakfı, Polonya'nın iç sularının ve nehirlerinin acilen yeniden doğallaştırılması gerektiğine dair sarsıcı bir rapor yayınladı. Rapora göre ülkenin önündeki en büyük engel; ne kaydı ne de sahibi olan, harabeye dönmüş binlerce hidroteknik yapı.
Avrupa Birliği yasaları binlerce kilometrelik nehirlerin serbest bırakılmasını zorunlu kılarken, Polonya’nın hantal hukuk sistemi yerel yönetimlerin elini kolunu bağlıyor.
20 yıllık gecikme: "Planın çok gerisindeyiz"
ClientEarth Vakfı’ndan avukat Maria Włoskowicz, Polonya'nın nehirlerin serbest akışını sağlama konusunda tam 20 yıl geride kaldığını belirtiyor. Avrupa Birliği'ne katıldığı andan itibaren bu sorumluluğu bilen Varşova yönetimi, sorunu yıllarca halının altına süpürdü. Diğer AB ülkeleri eskiyen barajların ve bentlerin envanterini yıllar önce çıkarıp restorasyona başlarken, Polonya adeta zamanı durdurdu.
Włoskowicz durumu şu sözlerle özetliyor:
"Polonya 20 yılı aşkın süredir bu alanda yeterince çaba göstermedi. Şu anda planlanandan yirmi yıl gerideyiz ve birkaç ay içinde bu devasa açığı kapatmamız imkansız. Bu durum bizi Brüksel karşısında çok zor bir müzakere pozisyonuna sokuyor."
Sicili olmayan "hayalet" yapılar
Çevresel modernleşmenin önündeki en sıra dışı engel, mülkiyeti ve yasal durumu belirsiz olan "sahipsiz" yapılar. Ülke genelindeki nehirlerde, onlarca yıl önce inşa edilmiş ancak günümüze hiçbir belgesi ulaşmamış binlerce eski baraj, bent ve bariyer bulunuyor.
Bu terk edilmiş yapılar Polonya Su İşleri veya Devlet Ormanları kayıtlarında bile yer almıyor. Resmi olarak "var olmayan" ama fiziki olarak nehirlerin akışını kesen bu yapılar, acil sel tehdidi oluştursa bile belediyeler tarafından yasal olarak kaldırılamıyor. Hükümetin yerel yönetimlere tek tip bir kılavuz sunmaması ise karar alma sürecini tamamen felç ediyor.
Faturayı vatandaş ödüyor
Eski barajlar ve yapay olarak betonlanmış nehir yatakları, iklim değişikliğiyle birlikte hem kuraklıkların hem de ani sellerin şiddetini artırıyor:
Beton kanallar yüzünden yağmur suyu nehir yataklarından çok hızlı akıp gidiyor ve toprağa sızarak hayati öneme sahip yeraltı sularını yenileyemiyor.
Yeraltı sularının çekilmesi tarımda muazzam bir su krizine yol açıyor ve ulusal ekonomiyi doğrudan sarsıyor.
Su krizi veya sel yaşandığında çaresiz kalan vatandaşlar yerel yönetimlerden yardım istiyor; ancak belediyeler Varşova’nın aşılmaz yasal düzenleme duvarına çarpıyor.
"Her şeyi yıkmayacağız, amaç tehlikeli olanları temizlemek"
Peki, AB'nin yeni kabul ettiği tarihi Doğa Restorasyon Yasası Polonya'dan tam olarak ne istiyor? Yasa, AB genelinde 25.000 kilometreye kadar nehrin yeniden serbest akışına kavuşturulmasını açıkça zorunlu kılıyor.
Ancak uzmanlar, bu durumun ülkedeki tüm barajların radikal bir şekilde yıkılacağı anlamına gelmediğini vurguluyor. Birçok hidroteknik tesis, yerel ekonomiyi ve büyük su tutma sistemlerini desteklemeye devam ediyor. Maria Włoskowicz, "Ülkedeki tüm engellerin düşüncesizce kaldırılmasından bahsetmiyoruz. Doğa Restorasyon Yasası, yalnızca ömrünü tamamlamış, işlevsiz ve tehlike arz eden yapıların kaldırılmasını hedefliyor" diyerek radikal bir yıkım olmayacağının güvencesini veriyor.