Kuzey Carolina kıyılarında yürürken insanı ürperten, distopik bir manzarayla karşılaşabilirsiniz: Tuzlu suyun ortasında dimdik duran ölü ve gri ağaç kümeleri.
Bilim insanları, doğanın bu sessiz çığlığına hayalet ormanlar adını veriyor. Yükselen deniz seviyeleri ve amansız tuzlu su istilası, kıyıdaki yeşil örtüyü hızla gri bir mezarlığa dönüştürüyor.
36 yılda ormanların beşte biri yok oldu
PLOS One dergisinde yayımlanan ve Kuzey Carolina Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacı Titilayo Tajudeen liderliğinde yürütülen yeni bir çalışma, dehşetin boyutunu gözler önüne serdi.
Araştırma, özellikle deniz seviyesindeki yükselmeye en açık ve savunmasız bölge olan Albemarle-Pamlico Yarımadası’na odaklandı. Uydu verilerine dayanan çalışma, bölgenin 1985 ile 2021 yılları arasında kıyı ormanlarının %21'ini (yaklaşık 64.220 hektar) kaybettiğini ortaya koydu.
1985 yılında bölgenin %49'u yemyeşil ormanlarla kaplıyken, 2021'e gelindiğinde bu oran %43'e geriledi. Yok olan bu alanların 30.000 hektarı tarım arazisine dönüşürken, 40.000 hektardan fazlası ise bataklık, çalılık ve hayalet ormana evrildi.
Felaketin hızı giderek artıyor
Kıyı ormanlarındaki kayıp sabit bir hızla ilerlemiyor; aksine korkutucu bir ivme kazanıyor. Veriler, yıkımın 2010 yılından sonra nasıl vites artırdığını açıkça gösteriyor:
• 1985 - 2010 (25 Yıl): Bataklık ve hayalet ormana dönüşen alan 16.968 hektar.
• 2010 - 2021 (11 Yıl): Bataklık ve hayalet ormana dönüşen alan 23.876 hektar.
Sadece 11 yılda yaşanan kayıp, önceki 25 yılın toplamından 1,5 kat daha fazla. Hayalet ormanların tek başına büyüme hızı incelendiğinde ise durum daha da çarpıcı: 2010-2021 yılları arasında 7.561 hektar genişleyen hayalet ormanlar, geçmiş döneme kıyasla 2,5 kat daha hızlı yayılıyor.
Katil sular kanallardan sızıyor
Bu toplu ağaç ölümlerinin arkasındaki baş şüpheli, hızlanan deniz seviyesi yükselmesi. Bölgede 2010 yılında yılda 3,5 milimetre olan deniz yükselme hızı, 2021'de yılda 5,1 milimetreye ulaştı. Yükselen okyanus, tatlı suya bağımlı ağaçların köklerini tuzlu suyla boğarak onları ayakta kurutuyor.
Üstelik bu istilaya insanlar geçmişte bilmeden zemin hazırladı. Yüzyıllar önce araziyi kurutmak için kazılan eski kanallar ve hendekler, bugün fırtına ve kuraklık dönemlerinde tuzlu suyun iç bölgelere sızmasını sağlayan birer "tuz otoyoluna" dönüşmüş durumda. Bu yüzden en ağır darbeyi, kıyıdan 1 kilometre mesafede olan ve bu kanallara yakın konumlanan alçak ormanlar alıyor.
Doğa, üst üste gelen aşırı hava olaylarının travmasını atlatamıyor. Bölgenin 2007-2011 yılları arasında yaşadığı şiddetli kuraklık ve ardından gelen Irene Kasırgası, koruma altındaki alanlarda bile geri dönüşü olmayan ekolojik kırılmalar yarattı. Ağaçlar bu şoktan bir daha asla kurtulamadı ve kalıcı olarak hayalet orman formuna geçti.
Resmi raporların kaçırdığını yapay zeka ortaya çıkardı
Araştırma ekibi, geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığı bu devasa takibi gerçekleştirmek için Yapay Zeka (Evrimsel Sinir Ağları) modelini eğitti.
Landsat 8 ve Sentinel-2 uydularının arşivlerini inceleyen yapay zeka; bitkilerin mevsimsel yeşerme ve solma kalıplarını takip ederek, uzaydan bakıldığında birbirine çok benzeyen sağlıklı ormanlar, çalılıklar ve hayalet ormanları birbirinden ayırt etmeyi başardı.
Bu akıllı model sayesinde, resmi kurumların kullandığı Ulusal Arazi Örtüsü Veritabanı'na kıyasla %71 daha fazla orman ve sulak alan kaybı yaşandığı tespit edildi. Geleneksel haritaların gözden kaçırdığı bu gizli erime, yapay zekanın keskin gözü sayesinde kanıtlanmış oldu.
Sentinel-2'nin keskin çözünürlüğü (%96,3 doğruluk) ile Landsat'ın 1985'e kadar uzanan tarihi hafızasını birleştiren bu teknoloji, doğa koruma ekiplerine hayati bir harita sunuyor.
Bilim insanları, ormanların tam olarak nerede ve ne hızla yok olduğunu bu haritalarla tespit ederek, sınırlı kaynakları en çok risk altındaki kritik bölgeleri kurtarmak için seferber etmeyi hedefliyor.