Silivri Cezaevi'nde 2011 yılında hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada gözaltına alınan emekli Jandarma Albayı Hasan Atilla Uğur ve emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım hakkında ev hapsi şeklinde adli kontrol verildi.
"ŞÜPHELİ SIFATINDA OLMAKTAN HİCAP DUYUYORUM"
Silivri Adliyesi'ndeki işlemlerinin ardından açıklamalarda bulunan Hasan Atilla Uğur, "Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük kahramanlardan olan, benim de koğuş arkadaşım ve silah arkadaşım, birlikte terörle mücadeleyi de üsteğmen rütbesiyle birlikte yapmış olduğumuz Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 yılında cezaevinde şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmesi neticesinde, tekrar soruşturma başlatılması üzerine buraya geldim ve Cumhuriyet Savcılığımıza ifademi verdim. Daha sonra hakimliğe sevk edildim ve şu anda ev hapsi kararıyla serbest bırakıldım. Bu soruşturmanın en ciddi şekilde neticelenmesini gönülden arzu eden ve bu konuda da kitaplar yazan, televizyon programlarında söyleyen bir emekli Türk subayıyım. Bu soruşturmanın açılmasını çok değerli ve önemli buluyorum. En kısa zamanda bunun neticesine ulaşacağını da biliyorum. Elbette ki bu soruşturmada şüpheli sıfatıyla burada olmak beni hicap duymama sebep oldu. Bundan dolayı üzüntü içerisindeyim ama çok yakın bir gelecekte gerçeğin anlaşılacağı ve özellikle Fethullahçı yapılanmanın o dönemde de, bu dönemde de hala bir takım faaliyetler içerisinde olduğunu belirlenmesi açısından bu soruşturmanın neticesinin ortaya çıkmasını çok değerli buluyorum." ifadelerini kullandı.
"KOZİNOĞLU'NUN ODASINDA 4 DAKİKA KALDI"
Uğur'un ifadesi de ortaya çıktı. Sözcü TV muhabiri Dilara Şahin aktardığı son bilgiler şöyle:
Kozinoğlu'na dil altı hapı verdiğini ve hapı nereden aldığını hatırlamadığını belirten Hasan Atilla Uğur, Tansiyon cihazının kaynağını da hatırlamadığını ifade etti. Kamera kayıtlarında Uğur'un Kozinoğlu'nun odasında 4 dakika kaldığı, çıkarken elinde bir bir cisim bulunduğu belirtildi. Uğur, elindeki cismin ne olduğunu hatırlamadığını ifade etti. Yine Kozinoğlu'nun odasından çıkarken bir bardağın kendisine neden gösterildiğini bilmediğini ifade etti. Uğur, hâkim huzurunda verdiği ve imzasının bulunduğu 'Hiçbir görevli görevini savsaklamadan hakkıyla yapmıştır' şeklindeki eski beyanın ise kendisine ait olmadığını savundu. Uğur, olayda kendi ihmali veya dahili olmadığını savundu. Ölümün kasten gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasını isteyen Uğur, cezaevi personelinin müdahalesinin geciktiğini ileri sürdü.