Küresel iklim dengesinde kartlar yeniden dağıtılıyor. Kaliforniya Üniversitesi (Santa Barbara) araştırmacılarının Science Advances dergisinde yayımladığı çarpıcı rapora göre, atmosferde devasa su kütlelerini taşıyan "atmosferik nehirler" son 40 yılda belirgin bir şekilde yer değiştirdi.

Her iki yarımkürede yapılan gözlemler, bu dev su buharı kanallarının ortalama 6 ila 10 derece kutuplara doğru kaydığını ortaya koydu.

ATMOSFERİK NEHİR NEDİR? 

Bu yapılar, gökyüzünde akan devasa su buharı kanallarıdır. Güçleri ise inanılmaz boyutlardadır. Ortalama büyüklükteki tek bir atmosferik nehir, Mississippi Nehri'nin ağzından dökülen suyun tamamı kadar su buharı taşıyabilir. 
Bunun en bilinen örneği, "Ananas Ekspresi" olarak adlandırılan hava akımıdır.

Tropikal Pasifik'ten aldığı sıcak ve nemli havayı Kuzey Amerika'nın batı kıyılarına taşıyan bu hat, bölgedeki yağışların yaklaşık %50'sinden tek başına sorumludur.

YAĞMURUN ADRESİ DEĞİŞİYOR

Atmosferik nehirlerin kutuplara (Kuzey Yarımküre'de daha kuzeye, Güney Yarımküre'de daha güneye) kayması, mevcut hava modellerini altüst ediyor.

Eskiden bu nehirlerin beslediği subtropikal bölgeler (örneğin Güney Kaliforniya), artık yağıştan mahrum kalma riskiyle karşı karşıya. Bu da daha büyük su kıtlığı, sürekli kuraklık ve artan orman yangınları anlamına geliyor.

Kutuplara daha yakın bölgeler (Pasifik Kuzeybatısı, Kanada ve Avrupa'nın kuzeyi) ise daha yoğun yağışlara, şiddetli fırtınalara ve sel felaketlerine hazırlanmak zorunda kalabilir.

NEDEN KAYIYOR?

Araştırmacılar, bu kaymanın olası nedenlerinden biri olarak doğu tropikal Pasifik Okyanusu'nda gözlemlenen soğumayı işaret ediyor. Ancak mekanizmanın tam olarak anlaşılması için çalışmalar sürüyor. Bilim insanları ayrıca, okyanusların bu atmosferik değişime vereceği tepkinin hafife alınmaması gerektiği konusunda uyarıyor.

AVRUPA DA TEHDİT ALTINDA 

Bu "görünmez hava yolları"ndaki değişim sadece Amerika kıtasını değil, Avrupa'yı da yakından ilgilendiriyor. Özellikle Hollanda ve Belçika gibi ülkelerin, değişen yağış rejiminden ve artan fırtına riskinden daha fazla etkileneceği öngörülüyor.