Cengiz Han, Moğol kabilelerini birleştirerek Çin’in kuzeyi ve Orta Asya’daki geniş bölgeleri fethetmiş, imparatorluğunu doğuda Kore’den batıda Hazar Denizi’ne kadar genişletmişti.
Halefleri ise bu toprakları İran, Rusya, Ortadoğu ve Avrupa’nın bazı bölgelerine kadar yaydı. Tarihin en büyük kesintisiz kara imparatorluğunu kuran Han’ın çok sayıda eşi ve cariyesi olduğu, bazı tahminlere göre yaklaşık 100 çocuğa sahip olduğu belirtiliyor.
Yaklaşık 20 yıl önce yapılan genetik çalışmalar, Asya’nın büyük bölümündeki erkeklerin yaklaşık yüzde 8’inin, Cengiz Han’ın yaşadığı dönemde Moğolistan’da ortaya çıktığı düşünülen benzer bir Y kromozomu soyunu taşıdığını göstermişti.
2003 yılında yayımlanan bir araştırma ise bu verileri küresel ölçekte değerlendirerek dünyadaki erkeklerin yaklaşık yüzde 0,5’inin, yani her 200 erkekten birinin Han’ın soyundan gelebileceğini öne sürmüştü.
BULGULAR TARİHİ DEĞİŞTİRİYOR
Ancak yeni çalışma daha karmaşık bir tablo ortaya koyuyor. Araştırmacılar, bugünkü Kazakistan’daki yerel folklor ve genetik kanıtları inceleyerek Moğol İmparatorluğu’nun kuzeybatı uzantısı olan Altın Orda’nın yönetici elitlerine ait kalıntılara odaklandı. Bu devlet, Cengiz Han’ın en büyük oğlu Cuci tarafından kurulmuş ve onun soyundan gelenler tarafından yönetilmişti.
Yerel anlatılara göre incelenen dört mezardan birindeki kalıntıların Cuci’ye ait olabileceği düşünülüyor. Hakemli bilimsel dergi PNAS’te yayımlanan çalışmanın başyazarı Ayken Askapuli, elde edilen bulguların Altın Orda’daki yönetici elitlerin genomik kökenine dair ilk antik DNA kanıtlarını sunduğunu belirtti.
Bilim insanları, gömülü bireylerin aynı Y kromozomu soyunu taşıdığını doğruladı ancak bu soyun, günümüzde yaygın olduğu düşünülen ana genetik dalın daha sınırlı bir alt koluna ait olduğunu tespit etti.
Bu durum, modern erkeklerde görülen yaygın Y kromozomu soyunun doğrudan Cengiz Han’dan gelmemiş olabileceğine işaret ediyor. Araştırmacılar ayrıca söz konusu genetik soyun, Han imparatorluğunu kurmadan muhtemelen bin yıl önce ortaya çıktığını düşünüyor.
Buna rağmen kesin sonuçlara ulaşmak hâlâ mümkün değil. Araştırmacılar, Cengiz Han’ın mezarı bulunmadan nihai bir yargıya varılamayacağını vurguluyor. Ancak imparatorun mezarının yeri bilinmiyor; anlatılara göre Han, yüzlerce at tarafından düzleştirilen ve yabani otlarla gizlenen işaretsiz bir mezara gömülmüş, mezarın yerini bilen köleler ve askerler daha sonra öldürülmüştü.
Araştırmacılar, çalışmanın Moğol elitlerinin genetik geçmişi ve Orta Avrasya’daki nüfus hareketleri hakkında önemli antik DNA kanıtları sunduğunu belirtiyor. Bulgular, tarihsel efsaneler ile genetik gerçeklik arasındaki ilişkinin sanılandan daha karmaşık olabileceğini gösteriyor.