Sağlıklı beslenmenin temel taşlarından biri olan meyve tüketimi, doğru tercihler yapılmadığında vücut için gizli bir şeker yüklemesine dönüşebilir. Toplum genelinde "meyve her zaman yararlıdır" algısı yaygın olsa da, besin değerleri ve glisemik indeksler incelendiğinde durum değişmektedir. Özellikle elma, armut ve muz gibi sık tüketilen meyveler, içerdikleri yoğun fruktoz nedeniyle kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açabilmektedir.

SINIRSIZ MEYVE TEHLİKELİ OLABİLİR

Lezzetleri nedeniyle vazgeçilmez olan birçok popüler meyve, aslında metabolik sağlık açısından risk taşıyabilir. Uzmanlar, şeker oranı yüksek meyvelerin vücuttaki insülin seviyesini hızla yukarı çektiğini belirtiyor. Bu durum, kilo kontrolünü zorlaştırdığı gibi diyabet riskini de tetikleyebiliyor.

Doktorlar, özellikle diyet yapanlar veya insülin direnci olan kişiler için bu tip "şekerli" meyvelerin sınırlı tüketilmesini, bunların yerine besleyici değeri maksimum, şeker oranı minimum olan alternatiflere yönelinmesini tavsiye ediyor. Araştırmalar, sağlık için en güvenli limanın herkesin tahmin ettiğinin aksine daha ekşi ve asidik meyveler olduğunu gösteriyor.

SAĞLIĞA EN FAYDALI 3 MEYVE

Bilinenin aksine, sağlık otoriteleri tarafından "süper besin" olarak nitelendirilen ve vücut direncini artırırken şeker yüklemesi yapmayan 3 temel meyve şunlardır:

Limon: Sofraların vazgeçilmezi limon, sadece bir lezzet verici değil, aynı zamanda tam bir sindirim dostudur. Mide asidini dengeleyerek sindirim sisteminin daha verimli çalışmasına yardımcı olur. C ve K vitaminleri açısından oldukça zengin olan limon, aynı zamanda güçlü bir potasyum kaynağıdır. Düşük şeker oranıyla metabolizmayı hızlandırırken bağışıklığı güçlendirir.

Greyfurt: Tıbbi beslenme programlarının (diyet listelerinin) yıldızı olan greyfurt, minimum düzeyde glikoz ve fruktoz içermesiyle dikkat çeker. Kendine has hafif ekşi tadı, düşük şeker oranının bir işaretidir. C ve K vitaminleri bakımından depo görevi gören bu meyve, neredeyse hiçbir olumsuz yan etki barındırmadan vücudun ihtiyaç duyduğu vitaminleri sağlar.

Nar: Doğanın en kompleks şifa kaynaklarından biri olan narın sadece taneleri değil, kabuğu da mucizevi etkilere sahiptir. Narın sulu kısmı; magnezyum, kalsiyum, fosfor ve potasyum gibi hayati minerallerle doludur. Genellikle çöpe atılan kabukları ise yüksek oranda demir içerir. Kurutulmuş nar kabuklarından yapılan çay (infüzyon), bağırsak parazitlerine karşı etkili (antelmintik) doğal bir ilaç olarak kabul edilir.