CHP'den istifa eden Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl, Tuzla'da 50 bin kişiyi ilgilendiren imar sorununun çözülebilmesi adına AKP'ye geçtiğini savunmuştu.
Bingöl, "İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Teftiş Kurulu tarafından gönderilen rapor doğrultusunda; yaklaşık 50 bin vatandaşımızın evlerinin yıkılması riski ortaya çıkmış, 16 bin dairenin elektrik, su ve doğal gazının kesilmesi talimatı verilmiştir. Ortada geçmişten gelen hukuki bir problem olduğu doğrudur; ancak söz konusu olan sadece hukuki ve teknik bir imar meselesi değil, insani bir krizdir" ifadelerini kullanmıştı.
'SÖYLEYECEK ÇOK ŞEY VAR'
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanvekili Nuri Aslan, CHP'den istifa ederek AKP'ye geçen Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl'ün gündeme getirdiği iddialar üzerine basın toplantısı düzenledi.
Tuzla Belediyesi yetkililerinin kanuna ve hukuka uymasını sonuna kadar beklediğini söyleyen Aslan, "Bugün baktığımda gördüğümüz tablo karşısında çok şey söylenebilir ama ben öyle yapmayacağım. Şunu en başta açıkça ifade etmek isterim; İstanbul'un seçilmiş Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu öncülüğünde İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak bizim gündemimiz hiçbir zaman kişiler olmamıştır. Bizim gündemimiz İstanbul'un hakkını, hukukunu ve kamu yararını korumaktır" ifadelerini kullandı.
Belediyelerin kamu kurumu olduğunu vurgulayan Aslan, "Belediye başkanları halkın oylarıyla seçilir, gelir, görev yapar. Elbette belediye başkanları da ve devletin tüm kurumları da milletin iradesine saygı duymalıdır. Öte yandan bir belediyenin görevi kamu adına yürütülen denetim sorumluluğudur. Tuzla'da konuşulması gereken asıl konu da budur" dedi.
"DEFALARCA BİR ARAYA GELDİK"
Aslan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bugün tartışılması gereken mesele bir kişinin nereye gittiği değildir. Asıl mesele, yıllar boyunca uygulanan emsal transferi işlemlerine ilişkin ortaya çıkan ciddi iddialardır. Değerli basın mensupları, Tuzla Belediye Başkanı ile defalarca kez bir araya geldik. Sadece kendisiyle değil, Çevre Şehircilik ve ilgili kurumlarımızla da birçok toplantı yaptık. Tek amacımız vardı; bu sorunu hukuka uygun şekilde nasıl çözebiliriz? Vatandaşlarımızı mağdur etmeden, kamu hakkını zedelemeden bu süreci nasıl sonuçlandırırız?
Yapılan bütün görüşmelerde bize aynı gerçek ifade edildi. Kiminle konuştuysak, kiminle istişare ettiysek aynı şey söylendi: İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nin alacağı bir kararla bu usulsüzlükleri ortadan kaldıracak bir imar affı getirmesi mümkün değildir. Böyle bir düzenleme ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çıkaracağı yasal bir düzenlemeyle mümkün olabilirdi. Peki o zaman çözüm neydi? Çözüm, hukuka aykırı bir şekilde tekrar tekrar kullanılan imar haklarının kamu yararına telafi edilmesiydi. Yani bu usulsüz işlemlerden doğan ilave kazancın kamuya arsa olarak kazandırılması, kamulaştırma bedeli olarak karşılanması ya da Tuzlalı komşularımızın kullanacağı park, yeşil alan ve sosyal donatı alanlarına dönüştürülmesiydi.
"BU GÖRÜŞMELERDE TUZLA BELEDİYE BAŞKANI DA VARDI"
Başka bir ifadeyle 520 bin metrekare fazla imar transferine konu edilmiş alana karşılık gelecek donatı alanının veya kamulaştırma bedelinin haksız kazanç elde edenler tarafından Tuzla Belediyesi'ne bağışlanması halinde sorun ortadan kalkacaktı. Bütün bu görüşmelerde Tuzla Belediye Başkanı da vardı. Yani konuşulanların, önerilen çözüm yollarının ve hukuk sınırlarının tamamına bizzat kendisi de şahittir.
Buna rağmen bu çözüm hayata geçirilemedi, geçirilmek istenmedi. Biz ise sürecin çözümsüz kalmasını hiçbir zaman istemedik. Tam tersine İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nin ilgili organları, bürokratlarımız ve Bakanlık bürokrasisi bu konuda defalarca kez çalışma yaptı. Hem vatandaşlarımızın mağdur olmayacağı hem de kamu hakkının korunacağı hukuki yolların işletilmesi için çalıştık, mücadele ettik. Çünkü bizim sorumluluğumuz bir kesimin çıkarını korumak değil, Tuzlalı hemşehrilerimizin hakkını korumaktır. Biz şahısların zenginliğini korumak zorunda değiliz, biz Tuzlalının, İstanbul'un hakkını korumak zorundayız. Bizim sorumluluğumuz tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumaktır.
İşte tam da bu nedenle Tuzla'dan gelen 1025 parsele ilişkin imar değişikliği teklifini İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'ne havale ederken aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde gündeme gelen iddialar nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediye Teftiş Kurulu'na da gönderdik. Çünkü bu konunun bütün yönleriyle incelenmesini, hiçbir şüphenin karanlıkta kalmamasını ve bütün gerçeklerin ortaya çıkarılmasını istedik. Meclise gönderdiğimiz yazı bu. Yani biz kanun dışında bir harekette bulunamayız, biz kamu görevlisiyiz."