Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda idari yargının yeri ve önemi büyük bir yer tutar. Anayasa'nın 125. maddesi, idarenin her türlü işlem ve eyleminin yargı denetimine tabi olduğunu açıkça belirtir. Bu durum, idarenin keyfi uygulamalarını engellemek ve bireylerin haklarını korumak adına büyük bir güvence sağlar.

İDARİ YARGI SİSTEMİ VE İŞLEYİŞİ

İdari yargı sistemi, idari mahkemeler, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay'dan oluşur. İdari mahkemeler, idarenin eylem ve işlemlerine karşı açılan davaları ilk derece mahkemesi olarak değerlendirir. Bölge idare mahkemeleri ise idari mahkemelerden gelen itirazları inceler. Danıştay, en yüksek idari yargı organıdır ve temyiz mercii olarak görev yapar.

İDARİ YARGIDA DAVACI VE DAVALI KİMLERDİR?

İdari yargıda davacı, idarenin işlem ve eylemlerinden zarar gördüğünü iddia eden gerçek veya tüzel kişilerdir. Davacı, birey veya özel kuruluş olabilir. Davalı ise genellikle devlet kurumları veya kamu kuruluşlarıdır. İdari davalarda, davacı, idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylem gerçekleştirdiğini öne sürerek dava açar.

İDARİ YARGIDA DAVA TÜRLERİ

İdari yargıda en sık görülen dava türleri iptal davaları ve tam yargı davalarıdır. İptal davaları, idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eyleminin iptal edilmesi talebiyle açılır. Tam yargı davaları ise idarenin hukuka aykırı işlem veya eylemleri sonucunda ortaya çıkan maddi veya manevi zararların tazmin edilmesi amacıyla açılır.

İDARİ YARGI SÜRECİ VE AŞAMALARI

İdari yargı süreci, dava açma, yargılama, temyiz ve kararın uygulanması aşamalarından oluşur. Dava açma aşaması, bireyin idareye karşı hak arama sürecini başlattığı aşamadır.

Yargılama aşaması, mahkemelerin delil topladığı ve tarafları dinlediği aşamadır. Temyiz aşaması, mahkeme kararının üst mahkemeye taşınması durumunda gerçekleşir. Son olarak, kararın uygulanması aşaması, mahkeme kararının idare tarafından yerine getirilmesini içerir.