İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP’nin Kağıthane Belediye Başkan Adayı Tonguç Çoban ile birlikte Kağıthane’de halk buluşmasına katıldı.

İmamoğlu, Kağıthane’ye gelmeden önce Fatih’te atanamayan genç bir öğretmenin kendisinde bu konuda destek istediğini anlatarak “Bu atanamayan öğretmenler ve mülakat meselesinde sözler tutulmadı. Hala mülakat sisteminin varlığı toplumun adalet duygusunu yok etti. Özellikle kıymetli öğretmenlerimiz bu konuda çok siteamkar ve çok öfkeli. Lütfen bu işi çözün. Bırakın İstanbul'da Ekrem İmamoğlu'yla uğraşmayı atanamayan öğretmenlerin dertlerini çözün” dedi.

İSTANBUL İTTİFAKI VURGUSU

Gücünü annelerin dualarından, iyileştiricilikten, birleştiricilikten aldığını vurgulayan İmamoğlu “Kimseyi karşıt görmemekten, herkesi bizden görmekten, biz biriz, birlikteyiz demekten gücümüzü alıyoruz. Kimseyi ayrımcılık yaparak tarifleniyoruz. Herkesi bizim asil vatandaşımız olarak görüyoruz. Ve bunu yürekten söylüyoruz. Onun için biz çok güçlü İstanbul ittifakıyız, halkın ittifakı. Bu ittifak çok güzel işler başardı, başarmaya devam edecek” diye konuştu.

"İSRAFÇILAR GİTTİ, İCRAATÇILAR GELDİ"

İmamoğlu, 5 yıllık görev süreleri boyunca hizmet verirken kimseye partisini, etnik kökenini, yaşamını veya tercihlerini sormadıklarını belirten İmamoğlu “Sormadan 650 bin annenizin cebine Anne Kart koyduk. Sormadan Halk Sütü dağıttık. Sormadan kreşlerimize çocuklarımızı davet ettik. Kimseye sormadan 100 bin gencimize burs dağıttık. İsrafçılar gitti, icraatçılar geldi. Rantçılar gitti, halkçılar geldi. Hem de cumhuriyetin, Mustafa Kemal Atatürk'ün izinden giden halkçılar geldi” diye konuştu.

"ONLAR PAZARA GİDEMEZ"

İmamoğlu şöyle devam etti:

“Enerjimizin kaynağını merak edenlere şöyle deyin;  Ekrem İmamoğlu'nun enerjisinin kaynağı çarşılarda, esnafın yanında. Ekrem İmamoğlu'nun enerjisinin kaynağı güzel annelerimizle konuşurken. Halkın sevgisinden enerjimizi alıyoruz.

Ama onlar bunu anlayamaz. Niye biliyor musunuz? Çarşıya gidebilirler mi onlar? Pazara gidebilirler mi? Esnafa selam verebilirler mi? Gidemezler. Yüzleri yok. Sorulara cevapları yok. Tembeller, çalışmıyorlar.

Allah aşkına çalışsalar bu ülkede emeklilerimiz bu kadar mağdur olur mu? İşsizlik bu kadar yüksek olur mu çalışsalar? Onlar çalışmıyor ama biz İstanbul'daki görevimizi keyifle, gururla yerine getiriyoruz.”

"YÖNETİM KALİTESİ BİZDE, ONLARDA KALMADI"

Kağıthane’nin İstanbul’un kalbinde olduğunu dile getiren İmamoğlu “Siz bunu yaşayamıyorsunuz, yaşayamadınız. Çünkü burayı yönetenler durumu idare ettiler. Burayı merkez bir alan halinde dururken hiç buranın o duygusunu bu insanlara yaşatmadılar. Yakınınızdaki komşu ilçelerde ne kadar zenginlik var ise size fakirlik olarak yansıdı. Fakirlik, yoksulluk sadece cebinizdeki para değil. Yaşam kalitesinden bahsediyorum. Buradaki insanların şehirden keyif almasından bahsediyorum. Huzurlu olmasından bahsediyorum. Kağıthane’nin bu huzuru, bu keyfi yaşamak için yönetim kalitesine de ihtiyacı var. Yönetim kalitesi kimde? Bizde. Onlarda yok, kalmadı” dedi.

"TALİMATIN NEREDEN GELDİĞİNİ BİLİYORSUNUZ"

İmamoğlu şöyle devam etti:

"Onlara talimat ne gelirse onu yaparlar. Nereden geldiğini biliyorsunuz değil mi? Söylememe gerek var mı? Aranızda ‘ben merak ediyorum kimmiş?’ diyen var mı? Hep biliyorsunuz.

Tonguç başkan, buraya belediye başkanı olduğunda kimden talimat alacak? Milletten, komşularından… Kağıthane'deki bir değişim nedir biliyor musunuz? Bırakın İstanbul'u Türkiye'deki büyük ve güçlü değişimin, halkçı değişimin, demokrat değişimin, özgürlük dolu bir değişimin kaynağıdır."

"HASTANEYİ İBB DEĞİL BAKANLIK APAR TOPAR KAPATTI"

Rakibi Murat Kurum’un Kağıthane’de katıldığı bir etkinlikte İBB’nin buradaki hastaneyi kapattığına ilişkin iddiasına da yanıt verdi. İBB’ye ait binadaki hastanenin Sağlık Bakanlığı tarafından bina riskli olduğu gerekçesiyle haber bile verilmeden apar topar taşındığını aktaran İmamoğlu şunları söyledi:

“Bakın size söyleyeyim; yolda gelirken birisi demiştir ki ona ‘Kağıthane'de bir hastane var. O hastaneyi biz taşıdık. Ama aslında biz taşımadık.’ Kafası karışmıştır. Yani şöyle demişlerdir ona; ‘ Sen kısa yoldan git de ki CHP bu hastaneyi taşıdı de.’ O da çıkıp bunu demiştir.

O kadar riyakarlık var ki ruhlarında bir yalan üzerinden Ekrem İmamoğlu'nun, mensubu bulunduğu Cumhuriyet Halk Partisi'ni karalamak için yalan konuşuyorlar. Çıkarken haber bile vermemişler. Apar topar bir hafta sonu kaçar gibi öbür hastaneye kaça kaça gitmişler. Ben gazetede öğrendim.

Arkadaşlarımı aradım, iki gün sonra o binaya geldim. Terk edilmiş bir bina gibi. Yahu bunlarda devlet görgüsü de yok. İnsan etrafını toplar. Taşınırken halka, çevresindeki eczaneye, esnafa haber verir. Ama bunları biz yaparız, onlar yapmaz.

Çünkü biz halkı dert ederiz. Halkı düşünürüz. Onlar ne yapar biliyor musunuz? Bir yerden talimat geldi ya, kaça kaça giderler. Ama ne yaptınız biliyor musunuz halk olarak? Onları dize getirdiniz. Şimdi niye diyorlar ‘oraya gelmek istiyoruz’ biliyor musunuz?

İşin içinde oy var oy. Oy olmasa var ya sizi duymazlar. Bak bunlar, seçimden sonra onu unuturlar. Nasıl unutmazlar biliyor musunuz? Onlara Kağıthane'de bir ders verin. Kağıthane'de seçimi siz kazanın, millet kazansın. Belediye başkanı Tonguç Çoban olsun, o hastane koşa koşa oraya gelecek.  Onların dediğini yaparsanız değil, dediğini yapmazsanız değerli olursunuz.”

EMEKLİLERİN FERYADINI DUYURDU

Emeklilerin kendisine aktardığı şikayetlerini de anlatan İmamoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Bize canım emeklim geliyor diyor ki; ‘Ben 5 evladıma 5 daire yaptım.  Şimdi emekli oldum, bu devlet, bu hükümet beni 5 evladına muhtaç bir adam yaptı’.

Bundan daha büyük feryat, bundan daha acı bir baba feryadı olmaz. Bunu  duymayan akıl, o akıl. Ama bunu duyarak, İstanbul'da emekliye nasıl katkı sunabilirim diye arkadaşlarıyla gece gündüz düşünen akıl da halkçı Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarıdır.

Onun için bu feryadı yapan emekliye 10 bin lira pazar desteği vereceğiz. O aileye her gün Halk Ekmek’ten bir ekmek desteğini vereceğiz.

O aileye eğer binaları dönüşüyor ve emekliyse 9 bin lira kira desteği vereceğiz.  Depreme dayanıksız evinin dönüştürmesi için inşaat maliyetinin yüzde 65’ini biz karşılayacağız. Mesele insanını sevme meselesi. 

Onun için kreş açtık, süt dağıtıyoruz. Sosyal yardımları bütçede tam 6 kat arttırıyoruz. Siyaset yapmıyoruz, halkımıza hizmet ediyoruz.

Onlar için siyaset amaç, parti amaç. Partilerinin liderini kutsallaştıran  anlayış. Bizim kutsalımız, bizim insanımız. Bakın Ramazan ayında söylüyorum. Biz insanımızı yaratandan ötürü seviyoruz.”

“ONLAR TAM GAZ GERİ, BİZ TAM YOL İLERİ”

İmamoğlu konuşmasını “İhmalleri, ihanetleri tarihe gömmeye hazır mıyız? Kanal İstanbul'u tarihe gömmeye hazır mıyız? Atom karınca bile bizi geçemez. Bunlar, bizi seyrederken bile yorulacak, yerlere serilecekler. Allah, bu kardeşinizi ve Tonguç Çoban'ı mahcup etmesin. Ben onları da bıraktım kendi hallerine. Allah onları ıslah etsin. Allah onları affetsin, Allah onlara akıl versin. Yolumuz açık olsun. Onlar tam gaz geri, biz tam yol ileri” sözleriyle tamamladı.