Keşif, Main Nehri kıyısında, Willigis Köprüsü yakınlarında yağmur suyu taşkın havuzu için yapılan çalışmalar sırasında gerçekleşti. Ağaç halkalarını inceleyen uzmanlar, yapıda kullanılan meşelerin MÖ 372 ile 352 yılları arasında kesildiğini belirledi.
DEV MEŞE KİRİŞLERİ KULLANMIŞLAR
Kazılarda ortaya çıkarılan yapı, büyük meşe kirişlerinin taş duvarlarla birlikte kullanılmasıyla oluşturulmuş. Demir Çağı'ndan kalma yapılarda bu ölçekte taş ve ahşabın birlikte kullanıldığı örneklere oldukça seyrek rastlanması, keşfi daha da önemli hale getiriyor. Yapının nehre bakan bölümünde harç kullanılmadan örülmüş bir taş duvar bulunuyor.
Kirişlerin her biri yaklaşık 200 ila 250 kilogram ağırlığında ve 3 ila 4 metre uzunluğunda. Kazı alanındaki kirişlerin ilk bölümü arkeologlar tarafından elle dikkatlice açığa çıkarıldıktan sonra vinç yardımıyla bulunduğu yerden kaldırıldı.
Ahşapların üzerindeki izler de Demir Çağı'ndaki marangozluk teknikleri hakkında bilgi veriyor. Kirişlerde balta ve keser benzeri aletlerin bıraktığı izler hâlâ görülebiliyor. Araştırmacılar bu izleri inceleyerek büyük ahşap parçaların nasıl işlendiğini ve birbirine nasıl bağlandığını anlamaya çalışıyor.
Meşe ağaçlarının Aschaffenburg yakınlarındaki Spessart bölgesinden getirildiği düşünülüyor. Araştırmacılara göre ağaçlar önce işlendi, ardından taşlarla birlikte Main Nehri üzerinden inşaat alanına taşındı. Böyle büyük bir yapının kurulması ciddi miktarda insan gücü, malzeme ve organizasyon gerektirdiğinden, bölgede önemli ve iyi örgütlenmiş bir yerleşimin bulunduğuna işaret ediyor.

NEHİR KIYISINDAKİ İŞLEVİ ARAŞTIRILIYOR
Yapının tam olarak ne amaçla kullanıldığı henüz kesinleşmedi. Bavyera Eyaleti Anıt Koruma Dairesi'nden arkeolog Stefanie Berg'in aktardığı değerlendirmeye göre yapı, Main Nehri'nden yukarıdaki yerleşime ulaşan güzergâhın kontrol edilmesini sağlayan bir işleve sahip olmuş olabilir.
Arkeologlar ayrıca nehir ile ana yapı arasında ahşap bir platform bulunduğunu tespit etti. Teknelerin buraya yanaşmış ve yüklerin platform üzerinden yerleşime taşınmış olması ihtimali üzerinde duruluyor. Bu bulgular, alanın yalnızca savunma amacıyla değil, nehir ulaşımı ve ticaret açısından da kullanılmış olabileceğini düşündürüyor. Ancak yapının liman ya da ticaret merkezi olduğu henüz kesinleşmiş değil.
Sudan çıkarılan binlerce yıllık ahşapların bozulmasını engellemek için kirişler temizlenerek ıslak ortamda muhafaza ediliyor. Her parça ayrıca 3D lazerle taranacak; böylece kirişlerin yüzeyi, biçimi ve üzerindeki alet izleri dijital olarak kayıt altına alınacak.
Aschaffenburg'daki kazıların 2026 yılının sonuna kadar devam etmesi planlanıyor. Arkeologların yanı sıra jeoarkeologlar, arkeobotanik uzmanları ve konservatörler de alan üzerinde çalışıyor. Yeni tarihlendirme sonuçlarının yapının geçmişi ve nehir kıyısındaki gerçek işlevi hakkında daha fazla bilgi vermesi bekleniyor.