Ölen insanların bağışlanan insan derilerini işleyerek ağır yanık hastalarının tedavisinde Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde faaliyet gösteren Deri Bankası ve Doku Laboratuvarı kritik bir rol üstleniyor. Geçtiğimiz yıl faaliyete geçen merkezde, elde edilen dokular uzun süre saklanarak ihtiyaç anında kullanılabiliyor.

TÜRKİYE'DE BİR İLK

Sağlık Bakanlığı öncülüğünde kurulan ve Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan merkez, özellikle ağır yanık vakalarında hastalara zaman kazandırıyor. Estetik operasyonlar sonrası elde edilen dokular ile hayatını kaybeden kişilerin bağışlanan derileri özel işlemlerden geçirilerek 2 ila 5 yıl arasında saklanabiliyor.

İşlenen bu deriler, ciddi yanık vakalarında hastalara nakledilerek, vücudun kendi derisini yeniden oluşturmasına kadar geçen sürede hayati bir destek sağlıyor. Ayrıca laboratuvar, talep eden diğer sağlık kuruluşlarına da belirlenen kalite standartları çerçevesinde doku temin ediyor.

'TÜM TÜRKİYE'YE YETECEK SEVİYEYE GELMEYİ PLANLIYORUZ'

Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Koray Daş, merkezin yalnızca rutin tedavilerde değil, aynı zamanda savaş, terör olayları ve büyük kazalar gibi olağanüstü durumlarda da kritik önem taşıdığını belirtti.

Merkezde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren Daş, bağışlanan insan derilerinin işlenmesinin yanı sıra amniyotik membran üzerine de yoğunlaştıklarını ifade etti. Anne karnındaki bebeği çevreleyen bu özel tabakanın hem koruyucu hem de dayanıklı iki farklı formda üretildiğini aktardı.

Deri greftleri üzerine çalışmaların sürdüğünü belirten Daş, bu dokuların farklı bireyler arasında nakledilebildiğini ve uzun süre saklanabildiğini vurgulayarak, tedavide kritik rol oynadığını dile getirdi.

Bağışların artmasıyla birlikte hedeflerinin büyüdüğünü ifade eden Daş, “Bağışlar ve bilincin artırılması ile tüm Türkiye'ye yetecek seviyeye gelmeyi planlıyoruz” dedi.

KAPASİTE HER GEÇEN GÜN ARTIYOR

Laboratuvarda ulaşılan üretim kapasitesi dikkat çekiyor. Amniyotik membranda 200 bin santimetrekare üretime ulaşıldığını belirten Daş, günlük üretimin 5 bin santimetrekarenin üzerine çıktığını söyledi. Diğer deri türevlerinde ise 50-60 bin santimetrekarelik bir üretim hacmine ulaşıldı.

'VEFAT EDEN İNSANLARDAN DERİNİN TAMAMINI ALMIYORUZ'

Toplumda bağış konusundaki çekincelere de değinen Prof. Dr. Koray Daş, sürecin hassasiyetle yürütüldüğünü belirtti. Vefat eden kişilerden yalnızca sırt ve bacak bölgesinden ince bir deri tabakası alındığını vurgulayan Daş, bunun dış görünüşte fark edilmediğini ifade etti.