Daily Mail'in haberine göre, adayı bu denli korkunç kılan temel unsur, dünyada başka hiçbir yerde bulunmayan "altın mızrak başlı engerek" (Bothrops insularis) türü. Adanın "Yılan Adası" olarak anılmasına neden olan bu tür, gezegenin en ölümcül canlıları arasında yer alıyor.

EFSANELEŞEN ÖLÜM HİKAYELERİ GİRİŞİ YASAKLATTI

Adada hayatını kaybeden insanlara dair anlatılan hikayeler, zamanla korkutucu efsanelere dönüştü. Yerel halk arasında kulaktan kulağa yayılan anlatılara göre, motoru bozulan bir balıkçı adaya sığınmak zorunda kalmış ve daha sonra vücudu onlarca yılan ısırığıyla kaplı halde ölü bulunmuştu. Bir diğer trajik hikaye ise adadaki deniz feneri bekçisi ve ailesinin, eve sızan yılanlardan kaçmaya çalışırken hayatlarını kaybetmesini konu alıyor.

Bu ölümcül vakaların ardından Brezilya hükümeti, adaya serbest erişimi kesin olarak yasakladı. Günümüzde adaya sadece 1909 yılında inşa edilen deniz fenerini kontrol etmek amacıyla donanma yetkilileri veya sıkı denetimler altında bilimsel araştırma ekipleri giriş yapabiliyor.

KAS DOKUSUNU ERİTEN ANLIK ÖLÜMCÜL ETKİ

Anakaradan 11 bin yıl önce kopan bu ada, içindeki yılanların tamamen izole bir ortamda evrimleşmesine neden oldu. Yiyecek kıtlığı ve avlanması zor olan kuşlarla beslenme zorunluluğu, bu yılanların zehrini diğer engerek türlerine göre beş kat daha güçlü hale getirdi. İnsan kas dokusunu eritebilen ve avını anında öldürebilen bu zehir, müdahale edilmediğinde %7 oranında ölümcül sonuçlar doğuruyor.

Bir dönem her metrekareye bir yılanın düştüğü adada, son 15 yılda yaşam alanı kaybı ve hastalıklar nedeniyle popülasyonda %15'lik bir azalma gözlendi. Bu düşüşe rağmen yılanların korunması için önlemler artırılmış durumda.

KARABORSADAKİ TEHLİKELİ TİCARET VE KORUMA ÇABALARI

Yasağa rağmen altın engerek yılanları, nadir bulunmaları nedeniyle yasa dışı avcıların hedefi olmaya devam ediyor. Karaborsada tek bir yılanın fiyatının 30 bin dolara kadar alıcı bulabildiği iddia ediliyor. Nesli tehlike altında olan bu canlılar, günümüzde Uluslararası Doğa Koruma Birliği'nin Kırmızı Listesi'nde yer alıyor.

Queimada Grande ismi "kes ve yak" anlamına geliyor; bu isim, adada bir zamanlar muz plantasyonu kurmak için yapılan başarısız girişimlerden miras kaldı. Bugün ada, doğanın kendi sınırlarını insan müdahalesinden ne kadar sert bir şekilde koruyabileceğinin en somut kanıtı olarak okyanusun ortasında yükseliyor.