Kuzey Atlantik’in stratejik noktalarından biri olan ve on yıllardır Danimarka’dan ayrılma planları yapan Faroe Adaları, küresel güç mücadelesinin ve artan işgal tehditlerinin gölgesinde özerklik görüşmelerini askıya alma kararı aldı.

Yaklaşık 55 bin nüfuslu 18 adadan oluşan bölgede, bağımsızlık talepleri güçlü bir yerel ekonomi ve 1 milyar dolarlık somon ihracatıyla destekleniyordu. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı "satın alma" tehdidi, bölgede varoluşsal bir endişe yarattı. 

Bu durum, Kopenhag ile yapılması planlanan yeni özerklik müzakerelerinin, küresel düzenin sarsıldığı bir dönemde "uygun zaman olmadığı" gerekçesiyle durdurulmasına yol açtı.

DEVLETLERİN REKABETİ İÇİNDE KALDI

İzlanda ve İskoçya arasındaki kritik su yolunda bulunan adalar, jeopolitik açıdan devlerin rekabet alanına dönüşmüş durumda.

Ada, NATO ve Rus denizaltılarının geçiş güzergahı olan GIUK Boşluğu (Grönland, İzlanda, Birleşik Krallık) merkezinde yer alıyor.
Bölge sadece askeri değil, ticari olarak da Çin ve Rusya’nın radarında. Özellikle Çinli şirketlerin telekom altyapısı girişimleri dikkat çekiyor.

BAĞIMSIZLIK REFERANDUMU KRAL TARAFINDAN ENGELLENDİ

Danimarka sübvansiyonlarına bağımlı olmayan Faroe ekonomisi, gelişmiş tünel ağları ve deniz altı kavşaklarıyla yüksek bir yaşam standardı sunuyor. 1946’daki bağımsızlık referandumunun Danimarka Kralı tarafından engellenmesi ve 2000’deki ekonomik tehditler sonrası geri adım atan ada halkı, bugün kendilerini "yeni Soğuk Savaş'ın merkezindeki joker kartları" olarak tanımlıyor.

DANİMARKA İLE BİRLİK MESAJI VERDİLER 

Başbakan Aksel V. Johannesen ve bağımsızlık yanlısı liderler, egemenlik hedefinden vazgeçmediklerini ancak mevcut küresel istikrarsızlıkta Danimarka ile "birlikte durmanın" hayati olduğunu vurguluyor. 600 yılı aşkın süredir devam eden bağlılık, büyük devletlerin bölgedeki nüfuz arayışlarına karşı bir kalkan olarak görülüyor.