İsrail’de üç yılı aşkın süredir devam eden savaşın, 7 Ekim krizinin ve ülke tarihindeki en derin toplumsal kutuplaşmanın gölgesinde yapılan genel seçimlerde kritik eşik aşıldı. Sandıkların yaklaşık yüzde 60'ının açılması ve 3,41 milyondan fazla geçerli oyun sayılmasıyla birlikte ilk resmi eğilimler netleşirken, Başbakan Benjamin Netanyahu’nun siyasi geleceğinde belirleyici gücün Arap partileri olacağı kesinleşti. 

Açıklanan son verilere göre Netanyahu liderliğindeki sağ blok 54 sandalyeye ulaşırken, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un başını çektiği muhalefet bloku 48 sandalyede kaldı. Parti bazında Likud 27 milletvekilliğiyle birinci sıraya yerleşirken, Eisenkot’un Yaşar Partisi 21 sandalyeyi korudu. Ancak 120 sandalyeli Knesset’te tek başına hükümet kurabilmek için gereken 61 milletvekiline iki blok da şu anki tabloda tek başına ulaşamıyor.

ARAP PARTİLERİ KİLİT AKTÖR KONUMUNA YÜKSELDİ

Tam da bu noktada, mecliste 18 sandalye bandına yerleşen Arap partileri dengeleri tamamen değiştirecek kilit aktör konumuna yükseldi. Ne Netanyahu’nun sağ ittifakı ne de Eisenkot liderliğindeki muhalefet bloku, şuan da 18 sandalyeli Arap partilerinin dolaylı desteği veya dışarıdan uzlaşısı olmadan salt çoğunluk olan 61 barajını aşamıyor. 

Mansur Abbas liderliğindeki Ra’am ile Ortak Liste çizgisindeki diğer Arap oluşumların alacağı tavır, 19 yıldır aralıklarla iktidarda olan Netanyahu'nun koltuğunu koruyup koruyamayacağını ya da İsrail'in bir kez daha hükümet krizine sürüklenip yeni bir erken seçime gidip gitmeyeceğini doğrudan tayin edecek.

Kaynak olarak ekle

Yüzde 77'yi aşan rekor katılımla sandığa giden seçmenin tercihi, yalnızca Netanyahu'nun geleceğini değil; Gazze, Lübnan ve İran politikaları başta olmak üzere savaş sonrası dönemin güvenlik rotasını da şekillendirecek. Kalan oyların sayımı sürerken, koalisyon aritmetiğinin düğümünü Knesset'e giren Arap milletvekillerinin atacağı adımlar çözecek.