İş yerinde bazen ağzımızdan çıkan bir sözün karşı tarafta nasıl bir etki bıraktığını düşünmüyoruz. O an söyleyip geçiyoruz ama bazı cümleler, aradan yıllar geçse bile unutulmuyor. Hele bir de kişi kendisini küçümsenmiş ya da yetersiz hissettiyse...
Üstelik bunu yapmak için açıkça kaba bir şey söylemek de gerekmiyor. "Bunun için vaktim yok" ya da "Bunu kişisel algılıyorsun" gibi günlük hayatta sık kullandığımız cümleler bile karşı tarafta beklemediğimiz bir etki yaratabiliyor.
Uzmanlara göre iş yerinde sık kullanılan bazı ifadeler, farkında olmadan çalışma arkadaşlarımızı kırabiliyor, güveni zedeleyebiliyor ve zamanla iletişimi bozabiliyor.
1. "Kusura bakmayın ama..." veya "Saygısızlık etmek istemem ama..."
Liderlik geliştirme danışmanlığı şirketi Careerstone Group'un başkanı Mary Abbajay, yıllar önce yaşadığı bir olayı bu ifadelerin neden sorunlu olabileceğine örnek olarak anlatıyor.
Abbajay, bir şirket tarafından ekip oluşturma çalışması yürütmek üzere görevlendirildi. Çalışacağı ekibin yöneticisiyle yaptığı ilk görüşmede yönetici ona, "Tüm saygımla söylüyorum, ekip oluşturma konusunda sizin asla bilemeyeceğinizden daha çok şey biliyorum" dedi.
Abbajay bu görüşmenin ardından işi kabul etmemeye karar verdi.
Aradan yaklaşık 15 yıl geçmesine rağmen sözleri hâlâ hatırladığını belirten Abbajay, özellikle "tüm saygımla" ifadesinin cümlenin etkisini daha da artırdığını söyledi. Ona göre bu ifade, görünüşte saygılı olsa da aslında "Sana saygı duymuyorum ve yanlış düşündüğünü düşünüyorum" mesajı taşıyabiliyor.
Aynı durum "Kusura bakmayın ama..." gibi ifadeler için de geçerli. Bu tür kalıpların ardından gelen küçümseyici yorumlar, konuşmacının karşı tarafın düşüncesine gerçekten saygı duymadığını gösterebiliyor.
2. "Bunun için vaktim yok."
İş yerinde sağlıklı iletişimin temel unsurlarından biri psikolojik güvenlik. Bu kavram, çalışanların düşüncelerini özgürce dile getirebildiği, kötü haberleri paylaşabildiği ve zorlandıklarında yardım isteyebildiği bir çalışma ortamını ifade ediyor.
Bir iş arkadaşına sürekli "Bunun için vaktim yok" demek, karşı tarafa farklı bir mesaj verebilir.
Bu ifade, kişinin taleplerinin öncelikli olmadığı veya ihtiyaç duyduğunda yardım istememesi gerektiği düşüncesini oluşturabilir.
Abbajay'e göre bunun sonucunda çalışan, karşılaştığı bir sorun olduğunda yeniden yardım istemekten çekinebilir. Hatta zamanla ihtiyacı olan desteği almaktan çok, karşısındaki kişiyi rahatsız edip etmediğini düşünmeye başlayabilir.
Özellikle yöneticilerin bu ifadeyi sık kullanması, çalışanların sorunlarını dile getirmesini ve yaptıkları hataları kabul etmesini zorlaştırabilir.
3. "X'in söylemeye çalıştığı şey şu ki..."
Bir toplantıda bir kişinin söylediğini başka bir çalışanın kendi cümleleriyle yeniden açıklaması, her zaman yardımcı olmak anlamına gelmiyor.
Mary Abbajay, bu ifadeyi özellikle küçümseyici bulduğunu belirtiyor. Çünkü kişi kendisini açıkça ifade etmiş olsa bile, başka birinin onun sözlerini "tercüme etmesi", konuşanın kendisini yetersiz hissetmesine neden olabiliyor.
Karşı taraf, "Kendimi ifade edemiyorum", "İnsanlar söylediklerimi anlamıyor" veya "Söylediklerime saygı duyulmuyor" gibi düşüncelere kapılabiliyor.
Abbajay'e göre bunun yerine gerçekten anlaşılmayan bir nokta varsa doğrudan açıklama istenmeli. Böylece kişinin söylediklerini onun yerine yeniden yorumlamak yerine, iletişim açık biçimde sürdürülebilir.
4. "Yaşınıza göre çok genç görünüyorsunuz" veya "Yaşınıza göre çok güzel konuşuyorsunuz."
Bazı yorumlar doğrudan hakaret içermese de çalışanların kendilerini iş ortamında yetersiz veya uygunsuz hissetmesine yol açabiliyor.
İş yeri eğitim şirketi C-Track Training'in kurucusu Lawrese Brown, özellikle çalışanların görünüşü, yaşı veya kendilerini ifade etme biçimleri üzerinden yapılan yorumların bu kategoriye girebildiğini belirtiyor.
Brown, bazı müşterilerinden kendisinin "zayıf bir lider" olduğu veya "genç göründüğü" yönünde eleştiriler aldığını anlattı. Bir başka çalışana ise saçını düzleştirmesi halinde insanların onu daha fazla ciddiye alacağının söylendiğini aktardı.
Bu tür yorumların ortak mesajı ise şu olabiliyor: "Kendini sunuş biçimin nedeniyle yeterince profesyonel görünmüyorsun."
Brown'a göre bu yaklaşım, çalışanların zamanla kendi yeteneklerini sorgulamasına neden olabilir. Kişi, çalışma biçiminin veya görünüşünün işini yapma kapasitesinin önüne geçtiğini düşünmeye başlayabilir.
5. "Bunu o şekilde kastetmedim."
Bir sözün farklı anlaşılabileceğini belirtmek tek başına sorun değil. Ancak "Bunu o şekilde kastetmedim" ifadesi, karşı tarafın sözlerden nasıl etkilendiğini tamamen göz ardı etmek için kullanıldığında iletişimi daha da zorlaştırabiliyor.
Lawrese Brown, insanların söyledikleri sözlerin nasıl algılanabileceğini de dikkate almaları gerektiğini söylüyor.
Çünkü niyet ile ortaya çıkan etki her zaman aynı olmayabilir. Bir kişi kırıcı olmayı amaçlamamış olsa bile kullandığı sözler karşı tarafı incitebilir.
Bu nedenle bir yorum yapmadan önce "Bu gerçekten yapıcı mı?" diye düşünmek ve sözlerin karşı tarafta nasıl bir etki yaratabileceğini hesaba katmak gerekiyor.
6. "Bunu bana başka kimse söylemedi" veya "Bunu kişisel algılıyorsun."
Özellikle yöneticilerin çalışanlardan gelen eleştiri veya endişelere karşı kullandığı bazı ifadeler, iletişimi tamamen kesebiliyor.
Brown, "Bunu bana başka kimse söylemedi" cümlesinin çalışan açısından şu anlama gelebileceğini belirtiyor:
"Eğer bu yalnızca senin için önemliyse, neden ciddiye alayım?"
Benzer şekilde "Bunu kişisel algılıyorsun" veya "Çok duygusalsın" demek de kişinin yaşadığı sorunu tartışmak yerine onun tepkisini problem haline getirebiliyor.
Brown'a göre bu tür ifadeler, çalışanların daha sonra benzer konuları gündeme getirmekten vazgeçmesine neden olabilir. Çünkü kişi, yaşadığı sorunun gerçekten dikkate alınmayacağına inanmaya başlayabilir.
Bunun sonucunda ekip içinde insanlar konuşmayı bırakabilir. İletişimin zayıflaması ise hataların artmasına, gerilimin yükselmesine ve çalışanların birbirlerine karşı daha temkinli davranmasına yol açabilir.
Brown, güvenin olmadığı ortamlarda çalışanların daha fazla kurala ve katı sürece ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Çünkü insanlar söylediklerinin dikkate alınacağına veya ihtiyaçlarının karşılanacağına inanmadığında, birbirlerine güvenmek yerine kendilerini koruyacak mekanizmalara yöneliyor.
Bu nedenle iş yerinde sağlıklı iletişim yalnızca ne söylendiğiyle değil, söylenenlerin karşı tarafta nasıl bir etki bıraktığıyla da yakından ilişkili.