İktidarın "terörsüz Türkiye" adını verdiği yeni açılım sürecine başından bu yana karşı çıkan İYİ Parti, "çerçeve yasanın" TBMM’den geçmesinin ardından tepkisini bu kez Balıkesir’den yükseltti.

"Çerçeve yasa" görüşmeleri sırasında hem TBMM komisyonunda hem de Genel Kurul’da düzenlemeye sert tepki gösteren İYİ Parti, "İhanete Karşı Bayrak Açıyorum" mitinglerinin ikincisini Kuvayı Milliye’nin simge kentlerinden Balıkesir’de gerçekleştirdi.

TANDOĞAN’DAN BALIKESİR’E

İYİ Parti, “Bayrak Açıyorum” mitinglerinin ilkini 27 Haziran’da Ankara Tandoğan Meydanı’nda düzenlemişti. Yaklaşık 180 bin kişinin katıldığı mitingin ardından parti, çerçeve yasa sürecinde Meclis’te sürdürdüğü muhalefeti ikinci mitingle yeniden sokağa taşıdı. Yaz tatili dönemine karşın Balıkesir Kuvay-ı Milliye Meydanı’nı dolduran binlerce yurttaş, Türk bayraklarıyla mitinge katıldı.

ÇÖMEZ: ‘BU İHANETE RIZA GÖSTERİYOR MUSUNUZ?’

Mitingde konuşan İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Balıkesir’in Milli Mücadele tarihine işaret ederek, 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgali sırasında Hasan Tahsin’in “ilk kurşunu” sıktığını ve şehit edildiğini anımsattı. Çömez, bir gün sonra Balıkesir’de Alaca Mescit önünde 41 bayraktarın bir araya gelerek Redd-i İlhak Cemiyeti’ni kurduğunu belirterek, “İhanete hayır dediler, işgale hayır dediler. Aynı saatlerde Atatürk, Bandırma Vapuru’yla Samsun’a doğru yola çıktı. İşte o ruh, o heyecan, o inanç bu ülkenin temellerinde vardır. Bu ülkenin ruhunda vardır. Bu güzel ülke o inanç üzerine bina edilmiştir” dedi. İYİ Parti kadrolarını Milli Mücadele ruhunun bugünkü temsilcileri olarak nitelendiren Çömez, “O günkü bayraktarların temsilcileri bugün İYİ Parti kadrolarındadır. Bugün sizlersiniz, bugün aziz Türk milletidir” ifadelerini kullandı. TBMM’den geçen çerçeve yasaya da sert tepki gösteren Çömez, “Geçtiğimiz günlerde bir yasa çıktı Meclis’te. Teröristleri affetmek için tam 467 el kalktı. Peki siz buna rıza gösteriyor musunuz Balıkesirliler?” diye sordu. Kalabalığın “Hayır” yanıtı vermesi üzerine Çömez, şöyle devam etti:

“Buradan sesleniyoruz. Bu ihanetin arkasındaki proje babaları, ihanet şebekesinin mimarları bu sahadaki, bu alandaki sesleri duysunlar. Bizler İYİ Parti kadroları olarak bu milletin teminatıyız.”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, konuşma yapmadan önce Türk Bayrağını göndere çekti. Dervişoğlu, mitingde yaptığı konuşmada açılım süreci ve TBMM’den geçen çerçeve yasaya ilişkin iktidara sert tepki gösterdi.

Kaynak olarak ekle

‘İHANETİ PARÇALAYANA KADAR SUSMAYACAĞIM’

Dervişoğlu, 27 Haziran’da Ankara Tandoğan Meydanı’nda düzenlenen ilk mitingi anımsatarak, “Sizleri, 27 Haziran’da Tandoğan’dan selamlamıştım. O gün adalet için, hürriyet için, Cumhuriyetimiz için birlikte bayrak açtığımız yaklaşık 200 bin kardeşimizin de selamını getirdim. Bugün de sizlerin selamını alıp yurdun dört bir yanına taşıyacağım” dedi.

Dervişoğlu, “Sözüm olsun ki durmayacağım. İhaneti parçalayana kadar, gafleti mağlup edene kadar susmayacağım. Bu şantaj siyasetini yok edene kadar durmayacağım” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de “korku ve baskı iklimi” yaratıldığını savunan Dervişoğlu, daha önce “şantaj siyaseti” olarak tanımladığı sistemin siyasetin bütün alanlarını kuşattığını belirterek, “Bu siyaset ki kendini tek başına kılmak için siyaseti butlanlarla cendereye alıyor, İmralı’yı iktidarına ortak edebiliyor. Bütün bunlar eş zamanlıdır ve ortak amaçlıdır. Kısaca kayyım hepimizin başındadır” dedi.

Milletvekili ve belediye başkanı transferlerine de değinen Dervişoğlu, “Bugün malum milletvekillerine Sarayın ikna odalarında, yarınlar yokmuşçasına ruhlarını sattırabilen utanmazlık sadece bir aritmetik hesabından ibaret değildir. Belediye başkanlarının ‘ya rozet ya Silivri’ kumpaslarıyla Erdoğan’ın elini öpüp ‘hizmete devam’ diyebildiği yüzsüzlük de sadece korkudan değildir. Bu, şahıs rejiminden şahıs devletine geçişin girizgâhıdır” diye konuştu.

‘YEDİ KOLLU CANAVAR GİBİ SARAN BİR SİSTEM’

Konuşmasının merkezine iktidar sistemini ve siyasi transferleri alan Dervişoğlu, Türkiye’nin farklı kurumlarının tek bir merkez tarafından kuşatıldığını savundu. Dervişoğlu şöyle konuştu:

“Ortada apaçık duran bir şey var. Tüm Türkiye’yi, tüm siyaseti tutsak almış; ekonomiyi, piyasaları, üretim sektörlerini, medyayı, akademiyi, yargıyı, vakıfları, dernekleri, odaları, sendikaları ve siyasi partileri ve elbette devletin tüm organlarını yedi kollu canavar gibi saran bir sistemden söz ediyorum. O sistemin merkezi Beştepe Sarayı’dır. İstiyorlar ki hiçbir alanda nefes alacak yer kalmasın.”

Meselenin yalnızca İYİ Parti ya da diğer siyasi partiler olmadığını söyleyen Dervişoğlu, “Erdoğan ve avanesi bu ülkeden ulu bir orman değil, ot bitmeyen verimsiz bir ‘geren’ çıkarmak istiyor. O yüzden her şeyi, her birimizi kırmayı, birbirinden koparmayı, olan her şeyi yıkmayı, parçalamayı, bölmeyi kendilerine bir görev addediyorlar” ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu, iktidarın siyasi partileri ve TBMM’yi etkisizleştirerek yurttaşları siyasetten uzaklaştırmaya çalıştığını öne sürerek, “Siyasi partileri anlamsız, Meclis’i de gereksiz kılarak milletin kurallara ve kurumlara güvenini tamamen yok etmek istiyorlar. Türk milletini siyasetten uzaklaştırmak istiyorlar” dedi.

“Takım elbiseli bir dikta rejimi” kurulmaya çalışıldığını savunan Dervişoğlu, “Bizi sessiz, itirazsız, boynu bükük marabaları yapmak istiyorlar. 2053, 2071 ve Yeni Türkiye Yüzyılı vizyonlarının arzuladığı şey aslında bundan ibarettir” ifadelerini kullandı.

ERDOĞAN’A: ‘SEN BU KALEYİ YIKAMAZSIN’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenen Dervişoğlu, “Onlar nasıl Türk milletini yıkamadıysa sen de bu kaleyi yıkamazsın. Taşlarında kazılı sözler vardır, sen bu kaleyi yıkamazsın. Her bir taşından yeni bir kale yükselir de hangi sarayda oturursan otur karşına dikilir. Bir ölür, bin dirilir; sen bu kaleyi yıkamazsın” dedi.

Partisine yönelik siyasi baskılara da değinen Dervişoğlu, “Sana hayır dediğimiz için, ihanete baş eğmediğimiz için sen bizi cezalandırıyorsun ya, bizi azaltmaz. Senin hanedan planına itiraz ettiğimiz için bize fatura kesiyorsun ya; hepsi vız gelir, tırıs gider” ifadelerini kullandı.

Siyasi transferlere “Güneş Motel” göndermesi yapan Dervişoğlu, “Velev ki attığın çamurun izi kalsın. Senin sarayın Güneş Motel’e dönmüşse bu siyasi namus bataklığında sen yaşayacaksın, ben değil. Sen ne yaparsan yap kimse sana mecbur olmayacak, bu millet sana mecbur kalmayacak. Bu millet susmayacak. Sen değil, Türk milleti ebediyen yaşayacak” diye konuştu.

‘İMRALI’NIN DİLEKLERİNE SES ETMEYECEKMİŞİZ, ÖYLE Mİ?’

Çerçeve yasa ve sürece yönelik eleştirilerini sürdüren Dervişoğlu, “Türk milleti, İmralı’nın dileklerine, iktidarın açık pazarlıklarına, Kandil’in gediklilerine ses etmeyecekmiş. Hapishanelerden, terör kamplarından, Avrupa’dan gelecek 9 bin teröristin, zehir tacirinin elini kolunu sallayarak dolaşmasını izleyecekmiş. Öyle mi?” dedi.

Dervişoğlu şöyle devam etti:

“Şehirlerimizde, sokaklarımızda, çarşılarımızda mafyası, çetesi, karteli azmış gibi milletin başına yeni belalar musallat edecekler, biz de bunlara kayıtsız kalacağız öyle mi? 50 yıl silahla başaramadıklarını siyasetle yapmalarına izin veren bu yasaya karşı bizler dilimize dikkat edecekmişiz. Öyle mi? Ve yine bizler, bu memleketin şeref ve namus sahibi insanları, Kürt kardeşimi PKK ile eşitleme formülünü demokrasi diye kutsayacakmışız, kardeşle kardeşin arasına duvarlar koyacakmışız, Öcalan’ın kayyım memurluğuna minnettar olacakmışız. Öyle mi?”

‘İNFAZSA TÜRK MİLLETİNİN İNFAZIDIR’

Yasanın “af değil infaz düzenlemesi” olduğu yönündeki değerlendirmelere de tepki gösteren Dervişoğlu, “Çıkartılan af değilmiş, infazmış. İnfazsa Türk milletinin infazıdır bu. Bizi eşitleyen Cumhuriyet’in infazıdır. Onun temeli olan Milli Devlet’in infazıdır. Tepeden tırnağa Türk hukukunun infazıdır, katlidir, yok edilmesidir” ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu, “Hiçbir iktidarın milletin tamamına gözünü kırpmadan silah sıkmışlara, millet ve devlet düşmanlarına hak ve hukuk bahşetmeye hakkı yoktur. Kimsenin buna hakkı yoktur” dedi.

Düzenlemeyi geçmişteki antidemokratik dönem ve kararlarla karşılaştıran Dervişoğlu, “Bu kalkışma ancak Yassıada kararları kadar meşrudur, 12 Eylül kadar yasaldır ve ancak 28 Şubat kadar demokrattır” diye konuştu.

Yasanın uygulanmasına yönelik oluşturulacak mekanizmalara da değinen Dervişoğlu, “Kurullar olacakmış, TBMM izleyecekmiş. Kaç kişi yararlanacak sen onu söyle. Şeytan âlemine açtığınız bu kapıdan kaç zebani geçecekmiş sen onu anlat millete. Bir kere de doğru söyleyin, bir kere de mert olun, eveleyip gevelemeyin” ifadelerini kullandı.

‘ONLAR MECLİS’TE 467, BİZSE AZMIŞIZ’

TBMM’deki oylamaya işaret eden Dervişoğlu, “Çünkü onlar çoğunluk, biz azınlıkmışız. Onlar Meclis’te 467, bizse azmışız. Söyle Balıkesir, kaç kişiyiz? Söyle Balıkesir, Beştepe’den duyulsun. Ortağı Balgat’tan yankılansın. İmralı zindanındaki hainin aklına bir kere daha kazınsın” dedi.

Dervişoğlu, “Saysınlar bakalım, saysınlar. Sayılmayız saymak ile. Kırsınlar bakalım, kırsınlar. Tükenmeyiz kırmak ile. Bilsinler ki bize şerefimizle yaşayacak, haysiyetimizle ölecek bir vatandan başka hiçbir şey lazım değildir” ifadelerini kullandı.

‘ERDOĞAN, BAHÇELİ VE ÖCALAN’DAN OLUŞAN ÜÇLÜ KOALİSYON’

AKP iktidarının dış politikasını ve geçmiş siyasi süreçlerini de eleştiren Dervişoğlu, 1 Mart tezkeresinden Büyük Ortadoğu Projesi’ne kadar bir dizi başlığa değindi. “25 yıldır ellerinde aynı balyoz var. Cumhuriyetimize, milli devletimize vurdukça vuruyorlar” diyen Dervişoğlu, “Etiketini okuyayım size o balyozun: ‘İsrail’de tasarlanmıştır. Amerika’da üretilmiştir. İngiltere’den ithal edilmiştir.’ Yirmi beş yıldır bu Cumhuriyet o balyozla sarsılıyor” ifadelerini kullandı.

Dervişoğlu, çerçeve yasanın arkasındaki siyasi yapıyı ise şu sözlerle tanımladı:

“Çerçeve çerçeve diye konuştukları rezaletin yaldızlı varaklarını değil, içindekini söylüyoruz. Şimdi de ressamlarını söyleyeyim: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Abdullah Öcalan’dan oluşan üçlü koalisyondur. İlham kaynaklarını ve hocalarını da pekâlâ hepimiz tanıyoruz.”

‘KİM KİMLE SAVAŞTI DA SEN BARIŞTIN?’

Süreçte kullanılan “barış ve kardeşlik” söylemine de tepki gösteren Dervişoğlu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a seslenerek, “Diyorlar ki herkes barış ve kardeşlik diliyle konuşmak zorundaymış, bizler ‘barış’ ortamını bozuyormuşuz. Kim kiminle barışıyor Numan Efendi? Kim kimle savaştı da sen barıştın ve biz geri kaldık?” diye konuştu.

Dervişoğlu, sürecin hızlandırılması gerektiği yönündeki açıklamaları da eleştirerek, “Diyorlar ki atılacak adımlarda acele edilmeliymiş, yoksa süreç enfekte edilirmiş. Yahu sizin Cumhuriyet düşmanlığınızdan âlâ enfeksiyon mu var? Sizin komün fantezilerinizden öte, Öcalan sevdanızdan âlâ hastalık mı var? Türkiye’nin Lübnanlaşmasından, Iraklaşmasından, Suriyelileşmesinden âlâ felaket mi var?” dedi.

‘YETMEZ AMA EVETÇİLERE DE YETER’

Çerçeve yasayı hazırlayan siyasi anlayışın Cumhuriyet’e bakışını hedef alan Dervişoğlu, “Bu sözde süreci pişirenlerin, bu paçavra yasayı hazırlayanların bir yarısı bu ülkenin 103 yıllık Cumhuriyet tarihini reklam arası olarak görürken, bir yarısı da zulüm tarihi olarak görüyor. Ve bu zihinler bir araya gelip sözde süreç başlatıyor. Bu ihanete karşı çıkanlar da buradadır. İşte seçilecek taraf budur” ifadelerini kullandı.

2007, 2009, 2010, 2017 ve 2025 yıllarındaki siyasi süreçlere işaret eden Dervişoğlu, “Hepsi özenle seçilmiş sözcüklerle, ‘yetmez ama evet’lerle geldi. Hepsiyle bu ülkenin kurucu ilkelerini sakatladılar. Şimdi yine aynı türküyü söylüyor, herkesin de eşlik etmesini istiyorlar. Biz ise bunu ne olursa olsun reddediyoruz” dedi.

Dervişoğlu, “Yeter artık, size de ortaklarınıza da yeter diyoruz. Evetçilere de, ‘havetçilere’ de, yetmez ama evetçilere de yeter. Siz kanmaktan bıkmadınız, biz kandırılmanızdan bıktık” diye konuştu.

‘EY KÜRT KARDEŞİM, GEL BERABER SORALIM’

Kürt yurttaşlara da seslenen Dervişoğlu, “Ey Kürt kardeşim, seni Cumhuriyet’ten hesap sormaya itenler var. Hepsi bir ağız etmiş, sana bunu söylüyorlar. Bunlar ki biri 35 senedir seni temsil ettiğini söylüyor, bir diğeri de 25 senedir ülke yönetiyor” dedi.

Dervişoğlu, “Sen onlara, hepimize çocuk gelinleri sor. Kadın cinayetlerini, sana yaşatılan zorbalıkları sor. 25 yıldır bitiremedikleri GAP’ı, yapılmamış tren yollarını, söz verilip açılmayan fabrikaların hesabını sor. Gel beraber soralım. İşte o zaman o zılgıtlar, halaylar, zeybekler, horonlar; hepsi hürriyete yükselir, demokrasiye yükselir” ifadelerini kullandı.

GAZİLERİN MECLİS’E ALINMAMASINI HATIRLATTI

İktidarın toplumsal sorunları çözemediğini savunan Dervişoğlu, maden işçilerinin yaşadığı sorunlara değindikten sonra gazilerin TBMM önünde yaşadığı olayları da anımsattı. Dervişoğlu, “Bunlar terör gazisinin bile hakkına giriyor. Bacağını vatana feda etmiş kahramanları tehlikeli görüp Meclis’e sokmuyorlar. Önlerine polis ekipleri yığıyorlar. Soruyorum, bunlar mı bizim sorunlarımızı çözecekler?” dedi.

‘BİZİM İÇİN BU TERÖRİSTE AF YASASIDIR’

İYİ Parti’nin çerçeve yasaya yönelik tutumundan geri adım atmayacağını vurgulayan Dervişoğlu, “Kim ne derse desin, biz bu kalkışmayı ceketimizi ilikleyip normalleştirmeyeceğiz. Bugünün bir yarını olduğunu biliyoruz. Bizim için bu teröriste af yasasıdır. Tsunaminin ilk dalgasıdır” dedi.

Partisine yönelik saldırıların artacağı yönündeki değerlendirmelere de değinen Dervişoğlu, “Bize bunların bedelini ödeteceklermiş. Partimize saldırıları arttıracaklarmış. Umurumda bile değil. Demek ki doğru yoldayız. Ben kutlu çınarların budaklarında büyümüşüm, gözümü hiçbir şeyden sakınmam” ifadelerini kullandı.

Partisinden ayrılan isimleri de sert sözlerle hedef alan Dervişoğlu, “Bu Cumhuriyet yeksan olduktan sonra, 150 yıllık meşveretimiz yıkıldıktan sonra bunu dert etmeyip anket puanı peşinde her kim koşuyorsa alsın o puanların hesabını görsün. Vekillik maaşı peşinde koşuyorsa rozet değil, isterse boynuna tasma taksın, umurumda bile değil. Sokakta milletin, aynada kendinin, evde çocuğunun yüzüne bakamıyorsa Allah onun cezasını zaten vermiştir” diye konuştu.

‘BİZ TÜRKLÜK MEVZİİSİNİ TERK ETMEYECEĞİZ’

Süreci Kurtuluş Savaşı dönemine benzeten Dervişoğlu, “Bizim için 1921’de Polatlı’dan gelen düşman top sesleri neyse, ihanet süreci de odur. Bunu düğün davulu zanneden varsa zil takıp oynayabilir. Ama biz 41 Bayrak Adam’ın yolundan yürüyoruz. Biz Türklük mevziisini terk etmeyeceğiz. Cumhuriyet menzilinden sapmayacağız. Bir vatan daha kaybetmeyecek, bir millet daha yitirmeyeceğiz. Herkes bunu böyle bilsin” dedi.

Dervişoğlu konuşmasını, “Adaletsizliğe açtık bayrağımızı. Riyakârlığa açtık bayrağımızı. Gazinin bıraktığı can parçasına, şehidin akıttığı kan hatırına, nice anne, baba, evladın ve eşlerin gözyaşları için açtık bayrağımızı. Bizim olanı bizden alanlara açtık. Bizi bizden koparanlara açtık bayrağımızı. Yemin yere düşmesin diye açtık. Bir vatanımız var, bir Cumhuriyetimiz var, bize bırakılmış bir emanet var, bunun için açtık bayrağımızı” sözleriyle sürdürdü.

“Her gecenin bir gündüzü var, bakmak istersek. Her Firavun’un bir Musa’sı var, bulmak istersek. Her yanımızda umut var, tutmak istersek” diyen Dervişoğlu, yurttaşlara “O halde tutun ellerimden, düşün peşime” diye seslendi.

Dervişoğlu konuşmasını, “Çaresiz de değiliz, umutsuz da. Son bulsun teslimiyet, yıkılsın zillet. Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın millet” sözleriyle tamamladı. Mitingin ardından Dervişoğlu liderliğinde kentte "Bayrak Açıyorum" yürüyüşü yaptı. Binlerce yurttaş, "Bebek katiline af yok", "Şehitler ölmez vatan bölünmez" sloganlarıyla ve dövizleriyle yürüdü.