Projenin arkasında Foça'da denizle iç içe büyüyen endüstriyel tasarımcı, dalış eğitmeni ve girişimci Nermin Sena Özger bulunuyor. Özger'in üniversite yıllarında başlayan yapay resif çalışmaları, doktora döneminde atık midye kabuklarının değerlendirilmesine odaklandı. Proje daha sonra TÜBİTAK ve farklı destek programlarıyla geliştirilerek denizde uygulanmaya başladı.
3 TON MİDYE KABUĞUNDAN İLK RESİFLER ÜRETİLDİ
Çalışmanın ilk aşamasında restoranlardan ve midye işleme tesislerinden toplanan yaklaşık 3 ton atık midye kabuğu değerlendirildi. Kabukların işlenmesiyle dört yapay resif prototipi üretildi. Bu resifler İZDENİZ tarafından alınarak Telgraf Koyu'nda deniz tabanına yerleştirildi.
Projenin çıkış noktalarından biri de Ege Bölgesi'nde ortaya çıkan midye kabuğu atığının büyüklüğü. Özger'in verdiği bilgiye göre bölgede her ay 40 tondan fazla midye kabuğunun çöpe gittiği tahmin ediliyor. Normalde atık olarak kalan bu kabukların yeniden denize kazandırılmasıyla hem atık miktarının azaltılması hem de deniz canlıları için yeni barınma alanları oluşturulması hedefleniyor.
Denize bırakılan resifler dalgıçlar tarafından belirli aralıklarla kontrol ediliyor. Yapılan incelemelerde midye kabuklarından hazırlanan yüzeylerde yosunların gelişmeye başladığı, bunun da çevredeki farklı deniz canlılarını resiflere çektiği gözlendi. Küçük balıkların da resiflerdeki boşlukları saklanmak ve korunmak için kullandığı kaydedildi.

İLK YUVA YAPAN AHTAPOT OLDU
Son dalışlardan birinde ise projenin en dikkat çekici gelişmesi yaşandı. Dalgıçlar, yapay resiflerden birinin boşluğuna bir ahtapotun yerleştiğini fark etti. Ahtapotun bulunduğu alanı düzenlediği ve burayı yuva olarak kullandığını gösteren izler bulundu. Proje ekibi bunu resiflerde kalıcı yaşamın oluşmaya başladığını gösteren önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.
Aynı incelemelerde karagöz ve lapin türleri dahil farklı balıkların da yapay resiflerin çevresinde dolaştığı ve yapıları sığınak olarak kullandığı görüntülendi. Böylece sofralardan ve işletmelerden çıkan midye kabukları, kısa süre içinde yeniden deniz ekosisteminin bir parçası haline gelmeye başladı.
Telgraf Koyu'ndaki çalışma dört prototiple sınırlı kalmayacak. Proje kapsamında bölgeye 35 yeni yapay resif daha yerleştirilmesi planlanıyor. Böylece deniz yaşamına yeni alanlar oluşturulurken, Sığacık'ın dalış ve su altı fotoğrafçılığı açısından da daha dikkat çekici bir noktaya dönüştürülmesi amaçlanıyor.