İznik Roma Tiyatrosu'nun güney kesiminde yürütülen kazılar, bölgenin tarihsel katmanlarına dair çarpıcı bir bulgu ortaya çıkardı. Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle Bursa Büyükşehir Belediyesi sponsorluğunda yaklaşık 10 dönümlük alanda devam eden çalışmalarda, Bizans dönemine tarihlenen nekropolde yaklaşık 20 bireye ait iskelet kalıntısı bulundu.

Dokuz Eylül Üniversitesi ekibinin 2016'dan bu yana sistematik olarak yürüttüğü kazılarda, bu yıl temmuz ayında yoğunlaşan güney kesimde nekropol alanı netleşti. Kazı Başkanı Prof. Dr. Aygün Ekin Meriç, 2015 yılında aynı bölgede kemik bulunduğunu, ancak bu yıl çalışmaları genişlettiklerini ve 20'ye yakın iskeletle karşılaştıklarını ifade etti.

"ANADOLU'DAKİ EN ERKEN VEBA ÖRNEĞİNE RASTLANDI"

Kemikler üzerinde yapılan incelemeler, Anadolu arkeolojisinde ilk kez kayda geçen bir detayı gün yüzüne çıkardı. Meriç, "Buradaki kemikler üzerinde daha önce yapılan incelemelerde, Anadolu'daki en erken veba örneğine rastlandı. Bu çok önemli bir bulgu" dedi. İskeletlerin yetişkin kadın, erkek ve çocuk bireylere ait olduğu ve bu alanın Bizans döneminde bireysel gömüler için nekropol olarak kullanıldığı anlaşıldı.

Mezarların yapısı, dönemin Hristiyan defin geleneğine işaret ediyor. Bireylerin doğu yönüne bakacak şekilde, elleri karınlarının üzerinde gömüldüğü belirtildi. Mezarların yüzeyden yaklaşık bir metre derinlikte olduğu, bazılarının üst üste, bazılarının ise tek başına yerleştirildiği kaydedildi.

Kaynak olarak ekle

Mezar hediyeleri konusunda sınırlı bulgular dikkati çekti. Meriç, "Çok fazla hediye yok. Birkaç tane boncuk bulduk. Bariz bir hediyeye rastlayamıyoruz" diyerek, kazılarda yüzük taşı, sikke ve seramik parçalarının da belgelendiğini, bunların temizlik ve analiz için kazı evine götürüldüğünü anlattı.

İznik Roma Tiyatrosu'ndaki çalışmalar 1980'li yıllara dayanıyor. Alanın özgün tiyatro işlevinin ardından mezarlık, dini yapı ve üretim alanları gibi farklı fonksiyonlarla şekillendiği görülüyor. Tiyatronun ana mekanlarının kazı ve restorasyon çalışmaları tamamlandıktan sonra 2024'te ziyarete açıldığı hatırlatıldı.

Meriç, tiyatroda sadece tiyatro olmadığını, aynı zamanda kiliseler, nekropoller ve çini fırınlarının da bulunduğunu vurguladı. Çalışmaların mevcut alanlarda genişletilerek sezon sonuna kadar sürdürülmesi planlanıyor. Tiyatro alanındaki çalışmaların yaklaşık dört yılda tamamlanması öngörülüyor.

Kazılara Kanada'daki McMaster Üniversitesi, ABD'deki Rutgers Üniversitesi, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi ve Muş Alparslan Üniversitesinden uzmanlar da katılıyor. Bulunan eserlerin sistematik kayıt süreçlerinden geçirildiği belirtildi.