Güney Kafkasya’daki diplomatik hareketlilik, hem bölgesel dengeler hem de ABD iç siyaseti açısından dikkatle izleniyor. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in Ermenistan ve Azerbaycan’ı kapsayan ziyareti, bir yandan Washington’ın bölgedeki varlığını güçlendirme amacı taşırken, diğer yandan Erivan’da, yaklaşan parlamento seçimleri bağlamında yeni tartışmaları alevlendirdi. Ziyarete damgasını vuran bir dizi olumsuzluğun yanı sıra, yayınlandıktan hemen sonra silinen açıklamalar ise farklı çevrelerde, farklı tepkilere yol açtı.
İşte, İran Devlet Televziyonu Press TV'de yayınlanan, “J.D. Vance, Ermeni diasporasının hedefinde... Paşinyan, Ermeniler dışında herkesin desteğine sahip...” başlıklı makaleden öne çıkanlar...
GÜNEY KAFKASYA BATI'NIN RADARINDA
Güney Kafkasya, Batılı siyasetçilerin ajandasında giderek daha fazla yer kaplıyor. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance Şubat ayında bölgeyi ziyaret etti ve Avrupa Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos ise önümüzdeki aylarda bölgeyi ziyaret edecek. Bu artan faaliyeti iki ana gelişme yönlendiriyor. Birincisi, Ermenistan üzerinden Türkiye ve Azerbaycan’ı birbirine bağlayacak olan ve 'Trump Yolu' ya da TRIPP olarak bilinen ulaşım koridorunun geliştirilmesi. İkincisi ise Erivan’ın bu yaz kritik parlamento seçimleri düzenleyecek olması. Başbakan Nikol Paşinyan, seçimlerde siyasi ve muhtemelen fiziki varlığı için mücadele edecek; zira rakiplerinin nüfuzu ve de öfkesi hiç de azımsanacak bir boyutta değil.
Başkan Yardımcısı Vance, 9-11 Şubat tarihleri arasında savaş halindeki iki ülkeyi ziyaret etti. Ziyaretin amacı, yakın zamanda Ermenistan-Azerbaycan ihtilafının çözümüne ilişkin imzalanan bir deklarasyonla sonuçlanan Washington’ın barışı tesis etme çabalarını pekiştirmekti. Ancak Vance, ortaklık ruhu yansıtmak yerine iki tarafı da idare etmeye çalıştı ve sonunda da herkesi yabancılaştırdı.
KAÇIRILMIŞ TARİHİ BİR FIRSAT
Vance’in Erivan’a yaptığı ilk ziyaret gerçekten de tarihi olabilirdi. Amerika Birleşik Devletleri, Ermenistan için bir nükleer enerji santrali inşa etmeye ve ülkenin enerji güvenliğini güçlendirmeye hazır olduğunu duyurdu. Bu teklif Ermenistan’a, Rusya ya da İran’a bağımlı kalmak yerine daha parlak bir alternatif sunuyordu. Önerinin önemine rağmen konu geri planda kaldı.
Dünya genelindeki Ermeniler bunun yerine, Vance’in dikkatsiz siyasi jestine odaklandı. Kendisi ve eşi, sözde soykırım anıtına çelenk bıraktı ve 1915’teki trajik olayları tanımlamak için 'Ermeni soykırımı' ifadesini kullanarak Twitter’da paylaşım yaptı.
Ardından yaşananlar Başkan Yardımcısı’nın itibarına ciddi zarar verdi. Birkaç saat sonra paylaşım silindi. Yerine ise 'soykırım' kelimesini içermeyen yeni ve nötr bir paylaşım yapıldı.
Bu, hem Türkiye hem de Ermenistan için son derece hassas bir konu. Genellikle üst düzey yabancı yetkililer bu meseleden kaçınır ve bölgesel barış ile iş birliğine dair soyut ifadelerle yetinir. Vance’in tutumu, Ermeni tarafını hayal kırıklığına uğrattı. Vance, bu durumda, sert açıklamalar yapıp saatler sonra bunları gizlice geri çeken bir siyasetçi görüntüsü oluşturdu.
Vance’in ofisi durumu deneyimsiz bir personele bağlasa da bu açıklama pek güven vermedi. İnsanlar, uluslararası ilişkiler konusunda muhtemelen hiçbir deneyimi olmayan bir kişinin, potansiyel bir ABD başkan adayının hesabını yönettiğini düşündü.
ERMENİ TOPLUMUNDA TEPKİ
California Courier’ın yayıncısı Harut Sassounian, İran’ın Press TV kanalına verdiği röportajda Vance’i sert şekilde eleştirdi; “Sadece Ermenistan’da değil, dünyanın dört bir yanındaki tüm Ermenilere gerçekten hakaret niteliğinde eylemlerde bulundu” dedi.
Sassounian, sözlerine şöyle devam etti:
“Ve bunu 2028’deki bir sonraki seçimlerde, Ermenilerin oylarını istediğinde hatırlayacağız. Umarım tek bir Ermeni bile ona oy vermez.”
Sassounian ayrıca Vance’in Erivan’daki bir hapishanede bulunan Ermeni din adamlarını ziyaret etmediğini, Bakü’de tutulan Ermeni rehinelerle görüşmediğini ve Eçmiadzin’deki Ermeni Apostolik Kilisesi’nin başkanıyla bir araya gelmediğini de belirtti.
Buna ek olarak Vance, kritik parlamento seçimlerinden kısa bir süre önce Başbakan Paşinyan’a açık destek verdi. Sassounian'a göre, Paşinyan Ermenistan için adeta siyasi bir yük haline geldi; Vance ve ekibi ise bunu henüz idrak edemedi. Ermeni lider sekiz yıl önce yüzde 80’lik bir onay oranına sahipken, Sassounian bunun bugün yaklaşık yüzde 10’a düştüğünü belirtiyor.
Sassounian'a göre, Washington yönetimi ve Paşinyan arasındaki ilişki her iki tarafa da zarar veriyor. Zira Ermeni toplumu açısından bu durum, ülkesinin egemenliğini sürekli olarak teslim eden zayıf ve bağımlı bir başbakan ile korkak ve güvenilmez bir başkan yardımcısı arasındaki bir ittifak gibi görünüyor. Ankara’nın perspektifinden bakıldığında ise Washington ya gizlice Erivan’ın söylemlerini destekliyor ya da bölgenin siyasi durumunu bu denli göz ardı ediyor ki onlarla angaje olmak hakaret niteliği taşıyor.
MAGA HAREKETİ İÇİN MÜCADELE
Bu skandal aynı zamanda, Cumhuriyetçi Parti içinde 2028’de MAGA hareketinin kontrolü için yaşanacak iç mücadeleyi de gözler önüne seriyor. Bunun Donald Trump’ın son dönemi olacağı şimdiden açık. Başkanın sık sık yaptığı şovlar ve stand-up tarzı gösteriler, “hayatımı en iyi şekilde yaşıyorum” yaklaşımını vurguluyor. Genç “Trumpçı” kuşağın kariyer inşa etmesine izin verirken, başlangıçta J.D. Vance en güçlü aday olarak görülüyordu. Ancak yeni yönetimin üzerinden bir yıl geçmişken, Başkan Yardımcısı ile Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasındaki ayrışma giderek derinleşiyor.
Teoride Trump’ın iki umut vadeden isim arasında “sağlıklı” rekabet teşvik etme stratejisi mantıklıydı. Bu yaklaşım Washington’da 2000’lerin daha sakin döneminde işe yarayabilirdi, ancak bugün değil. Rekabet açık bir çekişmeye dönüştü. Koordineli bir Beyaz Saray politikası yerine, kurulan tuzaklar ve acele kararlarla karakterize edilen rakip fraksiyonlar arasında bir mücadele söz konusu.
Birkaç ay boyunca Vance iç meselelere odaklanırken, Rubio Venezuela konusunu başarıyla sahiplenmişti. 2026’nın başlarında Vance görünüşe göre “uyandı” ve Kafkasya’da Amerika yanlısı bir politika izlemeye karar verdi. Gerçekte ise Dışişleri Bakanı, İran konusunda kendi açmazını derinleştirirken rakibine sorunlu bir Paşinyan dosyasını yükledi.
Bu manevraların temel nedeni, ABD’nin aynı anda birden fazla rakip üzerinde baskı kurmasıdır:
* Rusya, Ukrayna ile meşgul ve Ermenistan ile Azerbaycan gibi eski Sovyet cumhuriyetlerinde artan Amerikan etkisine etkili bir şekilde karşılık veremiyor.
* İran, Beyaz Saray’ın etrafını kendisine karşı olan ülkelerle çevrelemesiyle artan bir kırılganlıkla karşı karşıya; amaç Ayetullah rejimini devirmek.
* Çin, Kuşak ve Yol küresel lojistik stratejisini hayata geçirmek için mücadele ediyor. Eğer İran bu güzergâhın dışında bırakılırsa, 15 yıllık çaba boşa gidecek.
Ayrıca bu strateji Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye’nin çıkarlarını da göz ardı ediyor ve bölge halklarını, ABD’nin küresel hâkimiyet mücadelesinde karşı karşıya getiriyor. Vance’in ziyareti, bu girişimin başarı ihtimaline işaret ediyor.
Her zamanki gibi Washington, bir zücaciye dükkânına girmiş boğa gibi davranıyor. ABD 20. yüzyılın ortalarında müttefiklerini cömertçe finanse ederken, bugün ise bir gün önce uygulamaya koyduğu gümrük indirimlerini teklif ediyor.