CHP İstanbul İl Başkanlığı'nda çekildiği öne sürülen para sayma görüntülerinin sosyal medyaya yansıması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, konuya ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, suç ve suç unsuru bulunup bulunmadığının tespit edilmesi amacıyla resen soruşturma başlatıldığını açıklamıştı. 

CHP İstanbul İl Başkanlığı da görüntüleri yayanlar hakkında suç duyurusunda bulunulacağını duyurmuştu. Soruşturma kapsamında 6 kişi şüpheli sıfatıyla 1 kişi ise tanık sıfatıyla ifade vermişti. Eski CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da şüpheli sıfatıyla ifade verdi.

"CUMHURİYET HALK PARTİSİ'Nİ YIPRATMAK İÇİN KULLANILAN APARTTAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR"

Yaklaşık 3 saat süren ifade işleminin ardından adliye önünde açıklama yapan Kaftancıoğlu ifadeye ilk çağrılanın kendisi olması durumunda ifade vermeyi reddedeceğini belirterek şunlara değindi: 

* "Hepinizin bildiği ve günlerdir takip ettiği üzere İl Başkanlığı binamızın alınmasıyla ilgili şüpheli olarak ifade vermek üzere savcılıktaydık. Ben dün gece geç saatte İstanbul'a geldim ifade vermek üzere. Şüpheli olarak davet edilince eve girer girmez ilk yaptığım neydi biliyor musunuz? Evdeki ayakkabı kutularımı kontrol etmek. Evdeki bütün ayakkabı kutularını açtım. Ne mutlu ki hepsi içinde ayakkabılar vardı. Ama bir acı gerçeklik var ki eskimiş ayakkabılarım. Şimdi bunu biraz gülerek söylüyorum ama içeride de söylediğim bir şey var tekrarlayayım, acı acı gülerek, 'Gayri meşru ve yasadışı yollarla ortaya sunulan görüntülerle ilgili ilk ifadeye çağrılan ben olsaydım ifade vermeyi reddederdim' diyerek ifadeye başladım. İlk ben olsaydım. 

* Önce o gayrimeşru yollarla kayıtları yapanların hukuk karşısında sorumluluğu neyse ortaya çıkarılır, ondan sonra bizlerin bilgisine başvurulacaksa Cumhuriyet Halk Partisi'nde her şey nettir, bilgilerimizi paylaşırdık. Seçime 9 gün var, il binası ne zaman alınmış, 2019'da. Ne mutlu ki İstanbul örgütüne il binasını ne kadara alıyoruz demişsek bütün tutarı İstanbul örgütü verildiğini görmüş mal sahibine. Ama ne yazık ki 2019'da İstanbul örgütünün katkılarıyla alınmış olan il binasını seçime 9 gün kala, yok montajla uğraşacak zaman bulamadılar, seçimlere giderken yıpratmak için kullanılan aparttan başka bir şey değildir. Kendimi ve yol arkadaşlarımı bildiğimden dolayı bu seçim öncesi yapılan ve görünen o ki seçime kadar da sürdürmeye çalışacakları, yargıyı da bu sürecin bir parçası yaparak sürdürecekeleri süreçlerdir."

Kaftancıoğlu gazetecilerin "Süreci sizin başlattığınıza dair ifadeler var, ne diyeceksiniz?" sorusuna, "Öyle bir şey söz konusu değildir. Kaldı ki mal sahibinin avukatının buna dair ne fikri ne de bilgisi olabilir" dedi.

"İL BAŞKANI OLDUĞUMDA EL BİRLİĞİYLE BİR BİNA ALACAĞIZ DEMİŞTİM"

Kaftancıoğlu'nun da ifadesinde paranın bir kısmının elden verilmesi konusunda mal sahibinin ısrarcı olduğunu belirterek şunlara değindiği öğrenildi: 

* "Yasa dışı yollarla elde edilen görüntü nedeniyle şüpheli olarak ifadeye çağrılmış olmamın hukuki tanımını yapamıyorum ve ilk ifadeye çağrılan ben olsaydım eğer ifadeye geldiğimde öncelikle bu gayrimeşru yollarla elde edilen görüntüler nedeniyle ifade vermeyi kabul etmezdim. Önce bu gayrimeşru görüntülerle ilgili sebep olanların ve sebep olanlarla ilgili sürecin ortaya çıkarılmasını ve bu husus ortaya çıkarıldıktan sonra bildiğim her şeyi anlatacağımı ifade ederdim. Ama madem benden önce davet edilen arkadaşlar ifade vermişler, dolayısıyla şu anda her ne kadar şüpheli sıtatıyla çağrılmış da olsam ben de sürece dair bilgi vermek üzere geldim.

* 2018 Şubat ayında CHP İstanbul İl Başkanı olduğumda İstanbul örgütünün il kongresinde bir şey söylemiştim, 'İstanbul'u yeniden halka vereceğiz' Bu birincisiydi. Bir seyi de özellikle söylemiştim, o güne kadar yapılan bütün il kongrelerinde adaylar İstanbul İl Başkanlığına yeni bir bina alacakları söz vermişler ama ne yazık ki alamamışlar. Ben de il kongresine giderken kimi arkadaşlar, 'Adet olduğu üzere siz de kongrede herhalde bir il binası özü verirsiniz' dediklerinde 'Ben söz vermeyeceğim ama Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul örgütüne yakışan bir binayı İstanbul örgütü ile birlikte inşallah el birliğiyle alacağız' yapacağız demiştim.

"İL BİNASI BİR İHTİYAÇTIR"

* İstanbul örgütüne yakışan bir bina bakılmaya başlanıldı. Hatırlanacağı üzere tam bu çalışmalar yapılırken bir erken seçim kararı alındı. Cumhurbaşkanlığı seçimi. Siyasi partilerde takdir edilir ki seçim çalısmaları daha önceliklidir. Dolayısıyla seçim çalışmaları başladı, bitti ve devamında yerel seçim çalışmaları başladı. Bu arada hala il binasi alımı için araştırmalar devam ediyordu. Biz seçimlere giderken binalar sistematik çalışmak için bir ihtiyaçtır ve Şişhane'deki binamızın metrekaresi ve koşulları nedeniyle yeterli olmadığını bildiğim için bina arayışımız hızlandı.

"AVUKATLARIMIZLA GÖRÜŞEBİLECEĞİMİZİ SÖYLEDİM"

* Son olarak Sanyer'de Avangart isimli bir projede satılık bir bina olduğunu ve bu binanın il parti binası için uygun olduğu yönünde arkadaslarımdan öneri aldım. Bizzat yere giderek gördüm ve çok beğendim. Bunun üzerine emlakçı sitesinde bu binanın satışını yapacak kişinin telefon numarasını aranarak irtibata geçildi. Yanlış hatrlamıyorsam avukat mal sahibinin bina için 43 veya 44 milyon TL istediğini söyledi. Ben de kendisine bununla ilgili bir pazarlık yapılması gerektiğini ifade ettim ve mal sahibiyle de pazarlık konusunda ben, avukatlarımız ve kendisinin de olduğu ortamda görüşebileceğimizi söylediğimi hatırlıyorum. Bunun zerine mal sahibi ile pazarlık yapmak için görüşmek istediğimi söyledim.

"MAL SAHİBİ TAPUDA RESMİ RAKAMI GÖSTERMEK İSTEMEDİ"

* Fakat mal sahibiyle görüşemeyince avukat beye tam olarak siyasi parti olduğumuzdan dolayı satış vaadi sözleşmesine istinaden bu binayı satın alamayacağımı, bu şartlar altında pazarlığa oturmayacağımı, ayrca siyasi parti olduğumuzdan dolayı ne kadar bedelle satın alma konusunda anlaşırsak o bedeli olduğu gibi tapuda resmi olarak göstereceğimizi söyledim. Avukat bey tapu konusunda sıkıntı olmayacağını, mal sahibinin tapuyu aldıktan sonra pazarlığı yapabileceğimizi ancak mal sahibinin binanın gerçek değerinin tapuda resmi olarak gösterilmesini kabul etmeyeceğini söyledi. 

* Siyasi partiler taşınmaz satn alımlarında herhangi bir vergi ödemedikleri için ben özellikle satın alınan gerçek değerin tapuda resmi olarak gösterilmesi konusunda ısrarcı oldum. Çünkü tapuda bedelin 24 milyon TL olmasi ile 41 milyon TL olmasi arasında partimiz açısından herhangi bir fark olmayacaktır. Ancak sonradan bana söylendiği kadarıyla satıcı bu binayı yaklaşık 1 yıl önce bize satılandan daha düşük bedelle aldığı için tapuda gerçek bedelin gösterilmesi halinde, aldığı taşınmazı 5 yıl içerisinde sattığı için aradaki farkın vergisini ödemek zorunda kalacakmış. O tarihlerde uzun süredir bina arayışında olmamız ve binanın CHP İl Örgütüne çok yakışacağını düşündüğümden dolayı, satıcının bize ilettiği tapuda rayicin üzerindeki bedel olan tapu bedeli ile geriye kalan kısmın elden verilmesini kabul ederek binayı satın alma konusunda anlaştım.

"ELDEN VERİLEN PARANIN TUTANAK ALTINA ALINMASINI İSTEDİM"

* Bu konuda bütün sorumluluk bana aittir. Mal sahibi ile bu şekilde anlaştıktan sonra toplanan bağış parasının olduğu gibi muhatabına gitmesi gerektiği için elden verilen paranın mutlaka tutanak ile kayıt altna alnması gerektiğini bütün arkadaşlarıma ben söyledim... Her ne kadar satıcının avukatı Gökhan Taşkapan satış sürecinin benimle başladığını ve daha sonra benim tabiri caizze süreçten el çektirildiğimi beyan etmiş ise de bu husus gerçeği yansıtmamakla birlikte bu hususta bilgi sahibi olması mümkün değildir. Kamera kayıtlarındaki avukat Gökhan Taşkapan'ın ofisine gidilmesi talebi satıcı taraftan gelmiştir."

İfade işlemi sırasında savcının "Bir tuğla da sen koy" bağış kampanyasında toplamda ne kadar bağış toplandığını, bağışlara karşı usulüne uygun şekilde makbuz verilip verilmediğini ve bağışların resmi kanallar üzerinden mi elden mi yapıldığını sorduğu, bu soruya ise Kaftancıoğlu'nun, bağışların bankaya yatan ve resmi olarak hesaba gönderilen paralar olduğunu söylediği, ayrıca satın alma için elden ödenen paralarla ilgili de il yöneticileri, ilçe başkanları, meclis üyeleri, milletvekilleri ve üyelerle de görüştüğünü, aradan geçen süre nedeniyle kiminle birebir ne konuştuğunu hatırlamasının mümkün olmadığını söylediği öğrenildi.