Çalışma, Avustralya'nın Victoria eyaletindeki Phillip Island'da bulunan Cowes Atık Su Arıtma Tesisi'nde gerçekleştirildi. Yaklaşık bir buçuk tenis kortu büyüklüğündeki yüzer platforma bölgeye özgü saz ve sulak alan bitkileri dikildi. Platform, havuz yüzeyinin yaklaşık yüzde 7'sini kapladı.
KÖKLERİ DOĞRUDAN ATIK SUYUN İÇİNE UZANIYOR
Kurulan sistemde bitkiler toprağa dikilmedi. Yüzer platform üzerindeki bitkilerin kökleri doğrudan atık suyun içine uzatıldı. Köklerin çevresinde oluşan mikroorganizma toplulukları, sudaki besinleri ve kirleticileri tüketirken sera gazlarının azalmasına da katkı sağladı.
Sonuçların ortaya çıkması için yıllarca beklemek de gerekmedi. Araştırmacılar, ilk dört ayın ardından emisyonlarda düşüş görmeye başladı. İki yıllık ölçümlerin sonunda metan salımında yüzde 32 ila 66, karbondioksitte yüzde 24 ila 36 ve azot oksit salımında yaklaşık yüzde 18 azalma kaydedildi. Toplam sera gazı salımı ise yüzde 22 ila 31 arasında düştü.
Araştırmada ayrıca yüzer bahçenin bulunduğu bölüm ile bitki bulunmayan kontrol bölümü aynı anda takip edildi. Gaz salımları, güneş enerjisiyle çalışan sensörlerle iki yıl boyunca sürekli ölçülerek iki bölüm arasındaki fark karşılaştırıldı.
MEVCUT TESİSLERE DE KURULABİLİYOR
Yöntemin dikkat çeken taraflarından biri, arıtma tesislerinin tamamen yeniden inşa edilmesini gerektirmemesi. Yüzer bitki platformları, halihazırda kullanılan açık atık su havuzlarının üzerine sonradan yerleştirilebiliyor. Bu nedenle araştırmacılar yöntemin özellikle açık havuzlarla çalışan tesislerde daha düşük maliyetli bir seçenek olabileceğini düşünüyor.
Çalışmanın ardından benzer yüzer sulak alanlar Victoria'nın Bass Coast bölgesindeki çiftlik göletlerinde de denenmeye başladı. Burada sistemin yalnızca gaz salımına değil, su kalitesi ve biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkileri de araştırılıyor. Çalışmanın sonuçları Journal of Environmental Management dergisinde yayımlandı.