Araştırmanın baş yazarı Dr. Timo Hopp, Theia’nın Güneş Sistemi'nin ilk 100 milyon yılı boyunca, Dünya’ya oldukça yakın ama görünmeyen bir yörüngede döndüğünü söylüyor. Hopp’a göre Theia, gezegen oluşum sürecindeki yüzlerce gezegen embriyosundan sadece biriydi ve Dünya ile uzun süre komşuluk yaptı.
Science dergisinde yayımlanan araştırmada, Dünya’dan alınan kaya örnekleri, Apollo görevleriyle getirilen Ay taşları ve çeşitli asteroitlerin izotop oranları karşılaştırıldı. Özellikle demir izotopları üzerinde yapılan analizler, Dünya ile Ay’ın neredeyse aynı bileşime sahip olduğunu gösterdi.
Bu bulgu, Theia ile proto-Dünya’nın çarpışması sonrası malzemelerin tamamen karıştığını, böylece Ay ile Dünya’nın yapı açısından ayırt edilemez hâle geldiğini ortaya koyuyor. Dr. Hopp, bu durumun Theia’nın ne kadarının Ay’a, ne kadarının Dünya’ya karıştığını belirlemeyi neredeyse imkânsız kıldığını vurguluyor.
Araştırmacılar, Theia’nın doğrudan yapısını tespit edemedikleri için izotopik karşılaştırmaları Güneş Sistemi’nin farklı bölgelerinden gelen meteoritlerle yaptı. Sonuçlar, Theia’nın soğuk dış bölgelerde değil, Güneş’e yakın iç bölgelerde, taşlık ve karbon içermeyen meteoritlerle benzer yapıda olduğunu ortaya koydu.
Bilim insanlarına göre Theia, yaklaşık 100 milyon yıl boyunca Güneş çevresinde kararlı bir yörüngede kalmayı başardı. Ancak Jüpiter’in güçlü yerçekimi etkisiyle bu yörüngesinden çıkarak Dünya’ya çarptı. Bu çarpışma Ay’ın doğuşuna yol açarken, Theia’nın kendisi tamamen yok oldu.
Dr. Hopp, Theia’nın izinin yalnızca Dünya ve Ay’daki izotopik benzerliklerde kaldığını belirtiyor ve “Theia, Güneş etrafında oldukça stabil bir yörüngedeydi. Dünya’dan biraz daha içte bir konumdaydı. Bildiğimiz tek şey bu.” diyor.