Kalandar kelimesi, köken olarak Latince "calendar" (takvim) sözcüğünden gelmekte olup ayın ilk günü anlamını taşır. Doğu Karadeniz ve Gürcistan'ın batı kesimlerinde yaşatılan bu gelenek, Rumi takvime göre yılın ilk günü olan 14 Ocak’ta doğanın uyanışını ve bereketin gelişini simgeler. 2026 yılı itibarıyla da bölge halkı, geçmişten gelen bu mirası yaşatmak adına hazırlıklarını tamamladı.

KALANDAR GECESİ GELENEKLERİ VE KUTLAMA RİTÜELLERİ

Kalandar kutlamaları, 13 Ocak sabahı gün henüz doğmadan kapı ve pencerelerin açılmasıyla başlar. Bu ritüelin temel amacı, yeni yılın rızık ve bereketinin haneye girmesini sağlamaktır. Ayrıca ailenin "ayağı uğurlu" olduğuna inanılan üyesinin eve ilk adımı atması, yılın iyi geçmesi adına büyük önem taşır. Akşam olduğunda ise geniş aile sofraları kurularak komşularla bir araya gelinir.

Kalandar sofralarının vazgeçilmez lezzetleri arasında suda haşlanmış mısır (koliva veya hadik), közlenmiş patates, fındık ve yöresel kuruyemişler yer alır. Ateş başında yapılan sohbetlerde geçmiş yılın değerlendirmesi yapılırken yeni yıl için iyi dileklerde bulunulur. Gecenin en dikkat çekici yanı ise çocukların ve gençlerin kostüm giyerek gerçekleştirdiği "torba atma" etkinliğidir.

MASKE VE KOSTÜMLERLE EV ZİYARETLERİ

Gecenin ilerleyen saatlerinde gençler, tanınmamak için yüzlerini boyar veya korkutucu maskeler takarak çeşitli kostümler kuşanır. Uzun sopaların ucuna bağlanan torba ve zillerle kapı kapı dolaşarak ev sahiplerinden yiyecek veya harçlık toplarlar. Torbayı kapı eşiğine bırakan gençler, ev sahibi içine hediyesini koyana kadar kapıda bekler ve yakalanmadan kaçmaya çalışır.

Bu gezmeler genellikle köyün en yaşlı ve hürmet gören kişisinin evinden başlayarak tüm hanelere yayılır. Gecenin simge figürü olan "Karakoncel" veya "Karakoncolos", kışın en soğuk dönemlerinde ortaya çıktığına inanılan ürkütücü ama zararsız bir yaratığı temsil eder. Gençlerin bu figürü canlandırmasıyla köy meydanlarında horonlar tepilir ve küçük tiyatral oyunlar sergilenir.

SÖZLÜ KÜLTÜRÜN MİRASI

Kalandar gecesinin olmazsa olmazı olan maniler, kapı kapı dolaşan gençlerin seslendirdiği dizelerle hayat bulur. Ev sahibine selam vermek ve bereket dilemek için söylenen bu maniler, hediyelerin alınmasından önceki son aşamadır. Yörede kuşaktan kuşağa aktarılan bu dizeler, Karadeniz’in kültürel hafızasını yansıtan en önemli unsurlar arasında kabul edilir.

"Kalandar gecesi, devlet bacası, dolduran tası, cennet hocası" gibi tekerlemelerle şenlenen gecede, her evin bereketi için dualar edilir. Akademik çalışmalara da konu olan ve kültürel miras turizmi kapsamında değerlendirilen Kalandar, bölge kimliğinin ayrılmaz bir parçası olarak günümüzde hem kırsal kesimde hem de şehir merkezlerinde yaşatılmaya devam ediyor.