Uyuşturucu partileri ve fuhuş iddialarıyla son günlerde gündemden düşmeyen Kasım Garipoğlu’nun eski çalışanları için “30 milyon dolarımı çaldılar” isnadıyla açılan ve beş yıl süren dava önceki gün görülen karar duruşmasıyla nihayet sonuçlandı. İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tüm sanıklar beraat etti.
Böylece Garipoğlu’nun iddiaları da çökmüş oldu.
Cumhuriyet'in haberine göre; duruşmada karar öncesinde dosyanın savcısı, dosya kapsamında dinlenen tanıkların ve sanıkların beyanı, dosyadaki diğer deliller ve bilirkişi raporu dikkate alındığında sanıkların atılı suçları işlediklerine yönelik her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmadığından tüm sanıkların beraatlarını istedi. Mahkeme sanıkların beraatine karar verdi.
BİR SAVCI DELİL YOK DEDİ DİĞERİ DAVA AÇTI
“Delil yetersizliği” dava açılırken de açıktı. Dava dosyası incelendiğinde bu durum açıkça görülüyordu. Nitekim Kasım Garipoğlu, çalışanları hakkında ilk suç duyurusunu Çağlayan Adliyesi’ne yapmış, sunduğu deliller yeterli görülmeyince ret cevabı almıştı. Garipoğlu bu kez şansını Bakırköy Adliyesi’nde denemek istemişti. Ancak şirketinin adresi Maslak olduğu için davanın Çağlayan Adliyesi’nde açılması gerekiyordu. Garipoğlu kâğıt üzerinde şirketin adresini Bağcılar’a taşınmış gibi göstererek bu kez Bakırköy Adliyesi’ne suç duyurusunda bulundu.
Çağlayan Adliyesi savcılarının “yeterli delil yok” gerekçesiyle açmadığı dava, Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı tarafından delillerin yetersizliği sorun edilmeyerek açıldı. 30 milyon doları çalmakla suçlanan altı eski personel tutuklandı. Aslında çalışanların parayı çaldığına dair delil olmamasına karşın Garipoğlu’nun “çalındı” dediği 30 milyon doları kendisinin hortumladığına ilişkin yeterli deliller vardı. Müşterilerinin nakit olarak şirkete gönderdiği 30 milyon doları, Garipoğlu’nun, yurtdışında açtığı şirketine teminat bedeli olarak gönderdiği ve bu parayı yerine koymadığı gerek çalışanların beyanları gerekse şirketin muhasebe kayıtlarında açıkça görülüyordu. Bu delillere rağmen dava bir türlü sonuçlanmadı.
Bu arada suçlanan bir çalışan intihar etti. Bir diğer çalışan da kanserden yaşamını yitirdi.
Diğerleri kendilerine yapılan suçlamaların ağırlığı nedeniyle beş yıl boyunca işsiz kaldılar. Sonuçta dava “delil yokmuş” denerek kapatıldı. Bu durumda asıl sorulması gereken delil yokken bu dava nasıl açılabildi.