Yüzyıllardır yalnızca 16. yüzyıl kroniklerinde yer alan bir efsane olarak kabul edilen orta çağ kenti Hamarkaupangen’in varlığı, Norveçli arkeologlar tarafından yapılan son keşiflerle kanıtlandı.
BİLİM DÜNYASI ŞÜPHEYLE BAKIYORDU
"Hamar Kronikleri"nde 11. yüzyılda katedral ve piskoposluk kalesinin doğusunda kurulduğu belirtilen yerleşim, uzun yıllar boyunca somut bir kanıt bulunamadığı için bilim dünyasında şüpheyle karşılanıyordu. Geçmişte yapılan kazıların yetersiz kalması üzerine, bölgenin sadece geçici bir ticaret noktası olduğu tezi ağırlık kazanmıştı. Ancak 2023-2024 yıllarında devreye giren jeoradar (GPR) teknolojisi, yeraltında antik metinlerle örtüşen karmaşık yapıların varlığını ortaya çıkardı.
GÜNÜMÜZE KADAR ULAŞAN AHŞAP YAPILAR TESPŞT EDİLDİ
Norveç Kültürel Miras Araştırma Enstitüsü ve Anno Müzesi ekipleri, radar verilerini takiben 2025 yılında resmi kazı çalışmalarına başladı. Yaklaşık bir metre derinlikteki taş tabakasının altında, bozulmadan günümüze ulaşan ahşap yapılar tespit edildi.
Bulguların detayları:
Kütük ve tahta zeminlerden oluşan iki odalı bir konut. Nemli ve taşlı toprak altında ahşabın bu denli sağlam kalması, uzmanlar tarafından beklenmedik bir durum olarak değerlendirildi. Tahmin edilen bölgeye açılan mikro delikler sayesinde ahşap duvar ve zeminler fiziksel olarak gözlemlendi.
GENİŞ ÖLÇEKLİ BİR ŞEHİR YERLEŞİMİ
Elde edilen veriler, bulunan evin tekil bir yapı değil, büyük bir yerleşimin parçası olduğunu gösteriyor. Jeoradar taramaları, toprak altında orta çağ Norveç mimarisine özgü şu unsurların bulunduğuna işaret ediyor: Bütünsel mahalle yapıları, dar sokaklar ve geçitler, gruplanmış binalar.
Arkeoloji ekipleri, yerleşimin konut işlevini kesinleştirmek adına yapılar içindeki ocak veya şömine kalıntılarını bulmaya odaklanmış durumda. Kazıların derinleşmesiyle birlikte, Orta Çağ Norveç tarihine dair yeni bilgilerin gün yüzüne çıkması bekleniyor.