Anadolu tarihinin en önemli ticaret ve yönetim merkezlerinden biri olan Kültepe Kaniş/Karum Höyüğü’nden çıkarılan 4 bin yıllık bir çamur zarf, arkeoloji ve teknoloji dünyasını bir araya getiren muazzam bir başarıya sahne oldu. Kayseri Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen ve içi görünmeyen bu gizemli çamur zarf, geliştirilen son teknoloji görüntüleme yöntemi sayesinde hiç kırılmadan ve zarar görmeden baştan sona okundu.

Fransa Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi (CNRS) ve Hamburg Üniversitesi’nin ortaklaşa yürüttüğü bu yenilikçi proje, binlerce yıllık sırları gün yüzüne çıkarırken tarihi eserleri koruma noktasinde yeni bir çağın kapısını araladı.

TOMOGRAFİ TEKNOLOJİSİYLE GEÇMİŞE YOLCULUK

Eski dönemlerde zarflı kil tabletlerin içindeki mesajı okuyabilmek için dışındaki çamur zarfın kırılması gerekiyordu ve bu durum tarihi esere geri dönülemez zararlar veriyordu. Ancak günümüz teknolojisi bu zorunluluğu ortadan kaldırdı.

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi ve Kültepe Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, tıp dünyasındaki tomografi cihazlarına benzeyen hassas ve küçük bir tarama cihazıyla bu engeli aştıklarını belirtiyor. Gerçekleştirilen taramalar o kadar yüksek bir hassasiyete sahip ki çamurun ya da tabletin içinde sıkışıp kalmış bir arpa tanesini, yaprağı, taşı ve hatta küçük bir sineği bile net bir şekilde görebilmek mümkün oluyor. Hiçbir şekilde kırılmayan zarfın içindeki yazılar üç boyutlu yazıcılar vasıtasıyla basılabiliyor ve binlerce yıllık mektubun içeriği eksiksiz olarak çözülüyor.

4 BİN YILLIK ANLAŞMANIN DETAYLARI ORTAYA ÇIKTI

Peki, kırılmadan okunan bu ilk zarflı tablette ne yazıyordu? Yapılan hassas taramalar ve çivi yazısı çözümlemeleri sonucunda, tabletin antik döneme ait çok önemli bir tarım ticareti sözleşmesi olduğu anlaşıldı. Belgede, Şarapunuwa'nın oğlu Şawidaşu ile Enişar adlı iki kişi arasında buğday ve arpa üzerine yapılan ticari bir anlaşmanın detayları yer alıyor.

Kaynak olarak ekle

Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, bu zarflı tabletlerin birçoğunun aslında alıcısına hiç gönderilmediğini ya da iptal edilmediğini vurguluyor. Eğer mektup hedefine ulaşmış olsaydı, sahibi tarafından kırılıp açılacak ve içindeki anlaşma yürürlüğe girecekti. Günümüze kadar sapasağlam ve kapalı ulaşmış olması, bu ticari kontratın bir şekilde arşivde bekletildiğini gösteriyor.

ASIL ÖZNE PARA VE TİCARET

Kültepe’de 1948 yılından bu yana sürdürülen sistemli kazılarda bugüne kadar 23 bin 500 civarında çivi yazılı belge gün ışığına çıkarıldı. Bu devasa koleksiyon, tescilli tarihi değeri nedeniyle UNESCO Dünya Belleği Programı'na "Özel Asur Tüccar Arşivleri" adıyla kaydedildi.

Milattan önce 2000'li yıllarda, Musul'un 100 kilometre güneyindeki Asur şehrinden gelen tüccarlar Kültepe'yi kendilerine başkent olarak seçmişlerdi. Bölgedeki yönetim ve ticaret ağını tamamen buradan yönetiyorlardı. Kulakoğlu, Kültepe'deki tüccar arşivlerini şu sözlerle özetliyor:

"Bugün herhangi bir firmanın muhasebe bürosunda ne varsa, Kültepe'deki tüccar arşivlerinde de benzer kayıtlar vardır. Alacak-verecek, sipariş, kontrat gibi parayla ilgili her şey bu tabletlere yazılmış. Günlük hayata ilişkin veriler de oluyor ama asıl özne her zaman para ve ticaret."

Antik çamur zarfların üzerinde mektubun kısa bir özeti, gideceği yer ve dönemin şahitlerinin resmi mühürleri yer alıyor. Gelişen teknoloji sayesinde artık bu mühürlerin arkasında saklanan ticari sırlar, insanlık tarihine ışık tutmaya devam edecek.