Cem YILDIRIM
Mahkemenin mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu, önceki akşam SÖZCÜ TV’ye konuk oldu. Soruların bir çoğuna ‘Bilmiyorum’ yanıtı veren Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararıyla verilen görevi neden kabul ettiğini açıkladı:
‘ÜÇ ARKADAŞ GELDİ’
“Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim ne olurdu? Buraya valilik bir kaymakamı kayyum olarak atardı. Sadece ben gelmiyorum, eski yönetim olduğu gibi geliyor. Benden niye korkuyorlar? Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar.
Duruşma, alt mahkemedeyken üç arkadaşım geldi, iki belediye başkanı ve bir eski parti yöneticisi. Ne yapacaksın diye bana sordular. Onlara şunu söyledim. Partiye mahkeme kayyım atarsa ben buna itiraz ederim çünkü 100 yılık partiyi kayyım yönetemez ama mutlak butlan kararı verirse ben mecburum gitmeye. Partinin eski yöneticileri atanacak. Bana görev veriliyor, partiyi alın doğru dürüst bir kurultay yapın, yolunuza devam edin, bu kadar basit.” CHP’ye yönelik süren davalara ilişkin etkin pişmanlık ifadelerini doğru olarak kabul eden
Kılıçdaroğlu, kurultay için delegelerin yenilenmesi gerektiğini söyledi.
‘PİŞMAN DEĞİLİM’
Kılıçdaroğlu, aralarında önceki dönem HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılması yönünde oy vermesinden dolayı pişman olup olmadığı sorusu üzerine, “Hayır, değilim.” diyerek, dokunulmazlıklar konusunda aynı tavrı göstereceğinin işaretlerini verdi.
VATANDAŞLARDAN KILIÇDAROĞLU’NA DAVET: SOKAĞA İN, KONUM AT HASRETLE BEKLİYORUZ
Kılıçdaroğlu’nun SÖZCÜ TV’deki açıklamalarına sert tepkiler geldi: ‘ Siyasi kadavra’, ‘Hatalarıyla yüzsüzleşti’, ‘Ah be Kemal Bey”
Mahkeme kararıyla CHP’ye dönen Kemal Kılıçdaroğlu’nun SÖZCÜ TV’deki açıklamaları sosyal medyanın gündemi oldu ve röportajla ilgili ‘Bilmedim görmedim’, ‘AKP ajanı Kılıçdaroğlu’ gibi başlıklar açıldı.
Türkiye’nin konuştuğu programdan sonra tepkiler çığ gibi yükseldi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, “Bilmedim görmedim” başlığı açtı ve üç maymun görseli paylaştı.
Sosyal medyada yer alan ‘İmamoğlu hayran sayfası’ ise “Yeni parti kurulması halinde maddi manevi olmak üzere muhteşem bir halk gücü toplanacak arkasında, şu AKP ajanı Kılıçdaroğlu baraj altında kalıp siyasi tarihe koca bir lekeyle karışıp gidecek” paylaşımı yaptı. İşte bazı tepkiler:
‘SİYASİ LİNÇ YAPTI’
CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut: İnsan bu kadar görmediği bilmediği konuda yorum yapar mı? Hadi yaptın ‘Bilmedim görmedim’ dediğin konuda nasıl karar alırsın? Yargılar, ceza kesersin. Az bir vicdan.
CHP Milletvekili Ümit Dikbayır: Kılıçdaroğlu artık siyasi bir kadavradır. Hatalarıyla yüzleşeceğine, hatalarıyla yüzsüzleşmesini izledik.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi: Bir yandan ‘yargı bağımsız değildir’ diyor, diğer yandan aynı yargının CHP’li belediye başkanları, parti yöneticileri ve seçilmiş temsilcileri hakkında yürüttüğü soruşturmaları peşinen doğru kabul ediyor. Bu, masumiyet karinesi değil, siyasi linç düzenidir.
‘HAYATIMIN HATASI’
Hukukçu Hüseyin Ersöz: SÖZCÜ TV yayınında gazeteciler sorulması gereken tüm soruları soruyor, Kılıçdaroğlu ise ‘arınma’ söylemi etrafında dolanan cevaplarla geçiştiriyor.
SÖZCÜ yazarı Naim Babüroğlu: Butlan ile gelen Kılıçdaroğlu, sadece CHP’den değil DEM’den gelebilecek oyları da kaybetti. Osmanlı vurgusuyla ilgili cevabı Atatürk’ün anlayışına ve ‘Altı ok’a tümüyle aykırı.
Sanatçı Berna Laçin: Kayyum yazarlarsa kabul etmem dedim diye de kendini ifşa etti...
ANAP eski Genel Başkanı Nesrin Nas: 13 yıl genel başkanlık yapmış ama CHP seçmenini hiç tanımamış. Stratejik oy kullanmayı bilen bir seçmen Kılıçdaroğlu’nun iktidarın eline verdiği oyunun figüranı olduğunu bilmiyor mu?
DEM Milletvekili Sırrı Sakık: Sen pişman olmayacak kadar yüzsüz bir düzenbazsın. Esas biz pişmanız sana destek verdiğimiz için. Ve siyasi hayatımın en büyük hatası sana gidip oy istemektir!
FULLER’İ DOĞRULADI
Tansel Çölaşan: Graham Fuller, BOP uzmanı, CIA’nın Türkiye istasyon şefi , 2014’te yazdığı (Türkiye ve Arap Baharı) adlı kitabında bakın, Kılıçdaroğlu hakkında neler yazıyor, onu yalancı çıkartmadı.
CHP eski Gençlik Kolları Başkanı Mehmet Ali Kocaoğlu: Gençliğimi verdim, okulumu geciktirdim. Köy köy dolaşıp onun için çalıştım. durumuna üzülüyorum. Cevap veremiyor, geçiştiriyor, zaten bilmiyor.
Senem Toluay Ilgaz: Biz gazeteciyiz her şeyi sorduk
Kemal Kılıçdaroğlu mutlak butlan kararından sonra CHP tabanından çok ağır eleştiriler alan bir isimdi. Açılış anonsunda da söyledim; röportaj duyulduğu andan itibaren SÖZCÜ Televizyonu’na çok ciddi tepkiler geldi.
Kılıçdaroğlu’nun yayına alınmaması isteniyordu. Tepkiler dile getiriliyordu. Ama Kılıçdaroğlu gündemin merkezindeki isimdi. Bundan sonra ne yapacağı, nasıl kararlar alacağı sadece CHP’yi değil, Türk siyasetini de şekillendirecek bir süreçti. Ne söyleyeceği önemliydi.
Gazetecilik açısından Kılıçdaroğlu’nu yayına almak gerekiyordu. Biz de aldık. Ancak tepkiler dinmedi. “Onu görmek istemiyoruz” diyenlerin yanında, soru yağmuru da başladı.
TELEFONLAR SUSMADI
Seyirci, siyasetçi, gazeteci, akademisyen herkesten soru yağıyordu. Sosyal medya yıkılıyordu. Telefonlar susmuyordu. Bir tarafta eleştirilen bir siyasi figür vardı. Diğer tarafta ise en zor soruları yöneltmek isteyen üç gazeteci vardı. Yayın, bu atmosferde başladı. Mesleğe yeni başlamışız gibi heyecan vardı. Psikolojik baskı fazlaydı. Tüm sorularımızı sorduk. Siyasetçilerin doğrudan sorulara doğrudan cevap vermemelerine alışkınız. Ancak üçümüz de cevaplara göre sürekli yeni sorularla meselelerin net anlaşılmasını sağlamaya çalıştık.
Bunu da elden geldiğince iyi yaptığımızı düşünüyorum. Yayın hararetli geçti, tansiyonun yükseldiği anlar oldu. Sonuçta Sayın Kılıçdaroğlu’na her türlü soruyu sorabildik.
Kendisi de zaman zaman tepki gösterdi, “Aynı soruları Erdoğan’a sorabiliyor musunuz?” dedi. Yine de nezaketle karşıladı. Gelen tepkilerden şunu anlıyorum: Yayında doğrudan sorularımız oldu ve ağır eleştiriler var Kılıçdaroğlu’na. Hatta direkt sorularımızı sert bulan izleyiciler de oldu, eleştirenler de var. Ama açıkçası biz burada gazetecilik sınırını önemli ölçüde gözettiğimizi düşünüyoruz. Yıllardır TV’lerde bu tarz bir lider röportajı yapılmadığı, direkt soru sorulmadığı için ve elbette ki siyasi iklim bunu ‘taraflılık’ gibi algıladı. Ama biz gazetecilerin görevi kamuoyunun hissettiği, düşündüğü, sormak istediği soruları gündeme getirmek. Dolayısıyla biraz o duyguyla soruyoruz ve böyle de bir yansıması da var.
Barış Terkoğlu: Ülkenin buna ihtiyacı vardı
Biliyorsunuz, bu program duyurulduğu andan itibaren çok tepki aldık. Neredeyse tamamı bunun yapılmaması gerektiğini söylüyordu. Oysa kendisine soru sorulmaması gerektiği söylenen Kemal Kılıçdaroğlu, her gün toplumda konuşulan, tartışılan, tepki gören bir isimdi. Haliyle aslında bir yandan “görmek istemiyorum” denilirken öte yandan “acaba ne diyecek” merakının canlı olduğu kişiydi.
ATEŞTEN GÖMLEK
Böyle bir toplumda gazetecilik ateşten gömlek gibidir. Bölünmüş kamuoyu sizden gazetecilik dışında her şeyi bekler. Siyasetçinin, hukukçunun, kitle örgütü liderinin yapamadığını yapmanızı ister. Oysa gazetecilik kendi işini doğru yaptığı zaman yeterince aydınlatıcıdır.
Ama nasıl bir gazetecilik? Zira bu tablo gazetecilere kendi konforlu alanında kalıp risk almamayı da vadediyor. Oysa bu iyi bir gazetecilik değil. Gazetecilik beklenen kişilere beklenmeyen soruları değil, beklenmeyen kişilere beklenen soruları sorduğu zaman büyük etki yaratır. Biz de bunu yaptık.
“Erdoğan ile gizli işbirliği” iddiasından “Genel Merkez baskını” sorumluluğuna kadar... Toplumun Kılıçdaroğlu’nun cevap vermesini istediği sorular vardı. O soruları tespit ettik. Üzerine çalıştık. Hiç tereddüt etmeden de sorduk. Boşluk da bırakmamaya çalıştık.
Gazeteci savcı ya da hakim değildir. Ama gazetecilik gerçeğin sorgulanmasına dayanan bir iştir. Hakaret etmeden, kabalaşmadan, kim ne der diye düşünmeden tabu görülen sorularında ısrar eder. İçerik için ise kanaati izleyici oluşturur.
Nitekim program başladığı andan itibaren tek konuşulan konu bu oldu. Olmasın denilen röportaj “iyi ki oldu”ya dönüştü. Neredeyse tüm televizyonlarda bu röportaj tartışıldı. İktidar partisinden, medyasından çok sayıda değerlendirme geldi. Bir gazeteci daha ne ister? Demek ki toplumun ihtiyacı buymuş, demek ki işimizi yapmışız.
Öte yandan... Aslında bu röportajlar “eski Türkiye”de sıkça yapılıyordu. Ancak iktidarın medyayı kontrol altına alması, toplumu ayrıştırması, herkesi mahallesine hapsetti. Aykırı konuklar, ters sorular, farklı içerikler unutuldu. Bu açıdan SÖZCÜ TV’nin üzerine kilit vurulmuş bir kapıyı açtığına da inanıyorum. Umarım herkese örnek olur, devamı gelir. Yeter ki korkular alışkanlıklara galip gelsin.
Aslı Kurtuluş Mutlu: Kamuoyu adına sormak
Bir röportajın değeri bazen yayından önce değil, yayın bittikten sonra anlaşılır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun SÖZCÜ Televizyonu’ndaki yayını öncesinde eleştiriler vardı. “Neden SÖZCÜ TV’ye çıkıyor?”, “Bu röportaj yapılmalı mı?” diyenler oldu. Ancak yaklaşık iki buçuk saat süren yayın sonrasında gelen mesajların önemli bir kısmı aynı noktada buluştu: “İyi ki sorulmuş.”
Çünkü gazeteciliğin görevi kamuoyunun merak ettiği soruları muhatabına yöneltmektir. CHP’nin en tartışmalı dönemlerinden birinde, milyonlarca kişinin aklındaki sorular masadaydı. Ben, Senem Toluay Ilgaz ve Barış Terkoğlu olarak yalnızca soru sorduk. Kimi zaman tansiyon yükseldi, kimi zaman sakin ilerledi ama hiçbir başlığı es geçmemeye çalıştık. Kemal Kılıçdaroğlu’nun da iki yılı aşkın bir süre sonra çıktığı ilk canlı yayındı.
Yayının sonunda ise Kılıçdaroğlu, YKS’ye girecek öğrencilere ve Milli Takım’a başarı dileklerini iletmeyi unuttuğunu söyledi. Bu vesileyle bunu aktarmış olalım. SÖZCÜ Televizyonu’nda her zaman olduğu gerçek soruların peşindeydik.
AKP sorulardan rahatsız oldu
Kemal Kılıçdaroğlu’nun SÖZCÜ TV’de konuk olduğu program iktidar partisinde rahatsızlık yarattı. AKP MKYK Üyesi Mahir Ünal, yaptığı yazılı açıklamayla, Barış Terkoğlu, Senem Toluay Ilgaz ve Aslı Kurtuluş Mutlu’nun sorularını ve tutumunu eleştirdi.
Ünal, Kılıçdaroğlu’na yöneltilen soruların ve sunum tarzının habercilik ilkeleriyle örtüşmediğini öne sürerek, “Soru sormak başka, muhatabı kendi kanaatine mahkum etmeye çalışmak başkadır” ifadelerini kullandı.
Söz konusu yayını, istenilen cevap alınana kadar süren bir dayatma olarak niteleyen Ünal, açıklamasına şu sözlerle devam etti: “İstedikleri cevabı alana kadar sormaya devam edeceği tehdidini savuran bir tutum gazetecilik değildir.Gazetecicevap arayan kişidir, cevabı dayatan değil. Medya, fikirlere alan açtığı ölçüde kamusaldır. Kişilere zorunlu aidiyet ürettiği anda ise kamusal niteliğini kaybederek bir aparata dönüşür. Bugün yaşanan tam da budur.”
Kürsü dışında dokunulmazlık olmaz
SÖZCÜ TV’deki röportajında dokunulmazlıkla ilgili soruya ‘Pişman değilim’ diyen Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Dokunulmazlıklar konusunda verdikleri hukuk mücadelesine işaret eden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: “Kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığı doğru bulmuyorum. 2016 yılındaki dokunulmazlıkların kaldırılma sürecinde AKP, anayasa değişikliklerini referanduma götürerek yapmak istedi. Bu, ülkenin üzerine bir karabasan çöktürme niyetiydi. Bağrımıza taş bastık, risk aldık; bu karabasanı ve ülkenin tehlikeli bir biçimde kutuplaşmasını engelledik. Biz, iktidarın bu algı operasyonunu ve kurduğu siyasi tuzağı bozmak adına o dönem “Evet” dedik. Burada suçlanması gereken muhalefet değil, hukuku katleden Saray rejimidir. Bu sürecin perde arkasını, hukuki boyutunu ve o günkü siyasi iklimi en iyi bilen kişilerden biri de Sayın Selahattin Demirtaş’tır. Biz, Sayın Demirtaş’ın ve tüm siyasi tutsakların haksız, hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutulmasına karşı ilk günden beri en gür sesi çıkardık.”
Reyting rekoru
SÖZCÜ TV’de üç gazetecinin, butlan kararıyla CHP Genel Başkan koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı yaklaşık iki buçuk saatlik röportaj reşting rekoru kırdı. Kendi alanında tüm televizyonlardan daha fazla izlenen programda konuşulanlar sosyal medyada da TT oldu. X’te de #CHPLideriSözcüTV’de heştegi önceki gece birkaç boyunca Türkiye trend listesinin en üst sırasında yer aldı.
Fırat: Gazetecilere telkinde bulunmadık
CHP İletişim Koodinatörü Ali Haydar Fırat, sosyal medyada yer alan “Sorular Kılıçdaroğlu’na önceden verildi” iddialarını yalanladı. Fırat “Kılıçdaroğlu ve ekibinden hiç kimse yayında hangi gazetecilerin olması gerektiğine ilişkin telkinde bulunmadı. SÖZCÜ TV’de yayına katılan gazeteci arkadaşlar ile sorulara dair temas kurulmadı. Ekip yayına 1 saat kala geldi, bir süre sonra salona geçtiler. Hiçbir yönlendirme asla yapılmadı, yapılması da söz konusu değildir.”