Kolombiya’nın kuzeyinde, zirveleri 5.700 metreye ulaşan Sierra Nevada de Santa Marta sıradağları, sadece UNESCO korumasındaki bir doğa harikası değil, aynı zamanda 500 yıldır modern dünyadan saklanan Kogi kabilesinin sığınağı. Kendilerini "Büyük Kardeşler", modern insanı ise "Küçük Kardeşler" olarak adlandıran kabile, 1990'larda insanlığı uyarmak için başlattığı dışa açılma sürecini, hayal kırıklığıyla sonlandırdı.

AMAÇ TEKNOLOJİ DEĞİL, UYARIYDI 

Antik Tairona uygarlığının torunları olan ve İspanyol istilasından kaçarak zirvelere sığınan Kogi halkı, dağlarını "Dünyanın Kalbi" olarak görüyor. 1990’ların başında yüzyıllık sessizliklerini bozmalarının nedeni teknolojiye veya modern gıdalara duydukları ilgi değildi. Onlar, "Küçük Kardeşler"in (modern dünyanın) doğayı tahrip ederek kendi sonunu hazırladığını görüyor ve bu gidişata dur demek istiyordu.

Tehdit Altında Kogilerin korumaya çalıştığı Sierra Nevada, karla kaplı zirvelerden Karayip kıyılarına uzanan yapısıyla gezegenin en önemli biyolojik çeşitlilik alanlarından biri. 36'sı endemik olmak üzere 600'den fazla kuş türüne ve 189 memeli türüne ev sahipliği yapan bölge, Uluslararası Doğa Koruma Birliği tarafından "yeri doldurulamaz" ilan edilmişti.

Ancak veriler, Kogilerin endişesini doğruluyor: Modern dünyanın yiyecek üretimi, kokain ticareti ve ormansızlaştırma faaliyetleri nedeniyle Sierra Nevada'nın orijinal ormanlarının sadece %17'si ayakta kalabildi.

"ÇOK ŞEYİ MAHVETTTİNİZ, GELMEYİN"

Kabile rahipleri (Mamolar), 1990'da İngiliz yönetmen Alan Ereira'yı (metinde Herreira) davet ederek dünyaya mesajlarını iletmek istemişti. Ancak belgesellerin yayınlanması, doğa tahribatını durdurmak yerine bölgeye turist, antropolog ve meraklı akınına yol açtı.

Beklenmedik bu ilgi karşısında Kogiler net bir tavır aldı. Belgesel ekibi ayrılırken sembolik olarak köprüyü kapatan kabile, şu mesajı verdi: "Küçük Kardeşler'in artık gelemeyeceklerini bilmelerini istiyoruz. Burada bir sınır koyuyoruz. Bizi rahatsız etmeyin, çünkü çok şeyi mahvettiniz."

Günümüzde kabile, Gonawindúa Tayrona Örgütü (OGT) aracılığıyla sadece sınırlı sayıda güvenilir akademisyeni kabul ediyor ve dış dünyayla temasını minimuma indirerek kendi kahve üretimine ve doğayı korumaya odaklanıyor.