Malavi’nin güneyindeki Chiradzulu bölgesinde, Blantyre yakınlarında kurulu bir çiftlik, ülkenin geleneksel tarım alışkanlıklarına meydan okuyor. 8,6 dönümlük arazisinde yalnızca mısır üretimine bağımlı kalmayı reddeden Diana Sitima, hayata geçirdiği çeşitlendirilmiş üretim modeliyle hem çevreye ilham veriyor hem de haftalık 1.200 dolar (yaklaşık 55 bin lira) kazanç sağlayarak altı kişiye istihdam yaratıyor.

Sitima’nın tatlı patatesten güvercin bezelyesine, balıkçılıktan hayvancılığa uzanan bu başarı hikayesi, tarımda dönüşümün ve kadının ekonomik bağımsızlığının simgesi haline geldi.

2006'DA KENDİ ARAZİSİNİ SATIN ALDI 

Diana Sitima, tarım yolculuğuna 1993 yılında Blantyre’de bir ofis asistanı olarak çalışırken başladı. İlk yıllarda mikro kredilerle ve kiralık arazilerde domates yetiştirerek işi büyüten Sitima, 2006 yılında kendi arazisini satın almayı başardı.

Mülkiyet hakkını elde etmesiyle birlikte kısa vadeli hasatların peşinden koşmayı bırakan Sitima, devlet tarımsal yayım çalışanlarının da desteğini alarak uzun vadeli ve döngüsel bir çiftlik sistemi inşa etti. Gazeteci Charles Mpaka tarafından belgelenen bu süreç, anlık bir başarı değil; 20 yıllık bir birikim, deneme ve kararlılığın ürünü olarak öne çıkıyor.

ATIKLAR YAKITA DÖNÜŞÜYOR

Sitima’nın çiftliği, satın alınan kimyasallara bağımlılığı azaltan ve doğadaki döngüleri temel alan "Agroekoloji" akımının bölgedeki en somut örneği. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından da desteklenen bu modelde, çiftlikte hiçbir şey israf edilmiyor: Hayvan gübreleri biogaz tankına (biyodijester) gönderilerek yemek pişirme ve yumurta kuluçka makineleri için enerjiye dönüştürülüyor.

Kaynak olarak ekle

Balık havuzları mahsullerin yakınına kurulurken, su üstünde yetişen bir eğrelti otu türü olan azolla, hayvan yemi olarak kullanılıyor. Diğer kadın çiftçilerin tavsiyesiyle balık havuzlarının etrafına dikilen muz ağaçları, suyun korunmasına yardımcı oluyor.

TEK ÜRÜNE BAĞIMLI KALMIYOR

Malavi’de tarım, gayri safi yurt içi hasılanın dörtte birinden fazlasını oluşturuyor ve gıda politikaları büyük ölçüde mısır üretimine dayanıyor. Ancak Sitima, tek bir ürüne bağımlı olmanın iklim krizleri çağında büyük bir risk barındırdığı görüşünde.

Ağaç dikmek, toprak ıslahı ve havuz yapımı gibi uzun vadeli yatırımların ancak arazi güvenliğiyle mümkün olduğunu vurgulayan Sitima, durumu şu sözlerle özetliyor: "Birisi sizi her an arazinizden çıkarabilecek durumdaysa, fikirlerinizi hayata geçiremezsiniz." Bu tespit, kadınların arazi haklarının yalnızca yasal bir konu değil, doğrudan bir gıda güvenliği ve iş geliştirme meselesi olduğunu ortaya koyuyor.