Orta Afrika'da, Kongo Nehri'nden kurumakta olan Çad Gölü'ne su akıtılması amacıyla tasarlanan 2 bin 400 kilometre uzunluğundaki Transaqua kanal projesi tartışılmaya devam ediyor. Yaklaşık 50 milyar dolar maliyeti bulunan bu dev proje, Sahel bölgesindeki su kıtlığı ve güvenlik sorunlarına çözüm olarak değerlendiriliyor.
KITANIN ORTASINDA DEV KORİDOR
İlk olarak 1980'lerde İtalyan şirketi Bonifica tarafından planlanan ve 2010'lu yıllarda Çin'in desteğini alan proje, kıtanın ortasında devasa bir ekonomik koridor oluşturmayı amaçlıyor. Ancak proje, diplomatik itirazlar ve çevresel kaygılar nedeniyle onlarca yıldır kağıt üzerinde kalmayı sürdürüyor.
ÇAD GÖLÜ YÜZDE 90 ORANINDA KÜÇÜLDÜ
Sahra Çölü'nün kenarında yer alan ve 1963 yılında 25 bin kilometrekarelik alana sahip olan Çad Gölü, iklim değişikliği ve aşırı kullanım nedeniyle günümüzde 2 bin kilometrekareye kadar geriledi. Bölgede balıkçılık ve tarımla geçinen yaklaşık 40 milyon insan, su kaynaklarının tükenmesiyle birlikte zorunlu göçe maruz kalıyor.
Yaşanan ekonomik ve çevresel çöküş, Sahel bölgesinde ciddi güvenlik zafiyetlerine yol açarak yasa dışı silahlı grupların etkinlik alanını artırdı. Bölgedeki çatışmalar, açlık ve iklim krizi sebebiyle yerinden edilen kişi sayısının 4 milyona ulaştığı bildiriliyor.
KONGO NEHRİ'NDEN SU TAŞINACAK
Transaqua projesi, Amazon'dan sonra dünyanın en büyük ikinci su debisine sahip olan Kongo Nehri'nin kollarından Çad Gölü'ne su aktarmayı öngörüyor. Çinli devlet şirketi PowerChina'nın devreye girmesiyle 2018 yılında Çad Gölü Havzası Komisyonu tarafından onaylanan proje, sekiz Afrika ülkesi tarafından destekleniyor.
Kanal projesi sadece su taşımakla kalmayıp, güzergah boyunca on binlerce kilometrekarelik yeni tarım alanı açmayı ve hidroelektrik enerji üretmeyi hedefliyor. Tasarım ayrıca, denize kıyısı olmayan Orta Afrika ülkelerini Atlantik Okyanusu'na bağlayacak ticari bir su yolu işlevi vaat ediyor.
SİYASİ VE ÇEVRESEL ENGELLER SÜRÜYOR
Projenin hayata geçirilmesindeki en büyük diplomatik engeli, topraklarından su alınması planlanan Demokratik Kongo Cumhuriyeti oluşturuyor. Kendi nüfusunun büyük kısmının temiz suya erişimi olmadığını belirten ülke yönetimi, karar mekanizmalarından dışlandığı gerekçesiyle projeye onay vermiyor.
Fransız bilim camiası da Kongo havzasındaki su akışının değiştirilmesinin, bölgedeki biyolojik çeşitliliğe geri dönülemez zararlar verebileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. 50 milyar dolarlık yüksek maliyet nedeniyle mühendisler, nehrin Ubangi veya Kotto kollarından daha düşük bütçeli alternatif su transfer modelleri üzerinde de çalışıyor.