Artan enerji maliyetleri ve sıcak hava dalgaları, evleri serin tutmanın alternatif yollarını yeniden gündeme taşıyor. Yüz yılı aşkın süredir bilinen ancak günümüzde hâlâ sınırlı sayıda uygulanan bir yöntem, düşük enerji tüketimiyle dikkat çekiyor. "Kanada kuyusu" ya da diğer adıyla "Provençal kuyusu" olarak bilinen sistem, yeraltının doğal serinliğinden yararlanarak yaşam alanlarının sıcaklığını düşürmeyi hedefliyor.

DOĞAL SOĞUTMA NASIL ÇALIŞIYOR?

Sistemin temelinde, toprağın birkaç metre altındaki sıcaklığın yıl boyunca nispeten sabit kalması yatıyor. Yaz aylarında yüzeydeki hava sıcaklığı yükselirken, yeraltındaki toprak daha serin kalmaya devam ediyor.

Bu yöntem kapsamında dışarıdan alınan hava, bahçeye gömülü uzun boruların içinden geçirilerek eve ulaştırılıyor. Yeraltında ilerleyen hava, çevresindeki toprağa ısısını aktarırken doğal olarak soğuyor. Böylece yaşam alanlarına daha düşük sıcaklıkta hava gönderilebiliyor.

ENERJİ TÜKETİMİ NEREDEYSE YOK

Geleneksel klima sistemlerinde kompresörler, soğutucu gazlar ve yüksek elektrik tüketimi önemli rol oynuyor. Pasif jeotermal soğutma sisteminde ise bu bileşenlerin hiçbiri bulunmuyor.

Kaynak olarak ekle

Havanın borular içerisinde hareket etmesini sağlamak için yalnızca düşük güç tüketen bir fan kullanılıyor. Bu sayede sistem, enerji faturalarını önemli ölçüde azaltabilecek çevreci bir alternatif olarak öne çıkıyor.

KURULUM AŞAMASI DİKKAT GEREKTİRİYOR

Her ne kadar işletme maliyeti düşük olsa da sistemin kurulumu belirli teknik gereklilikler içeriyor. Boruların yerleştirileceği hendeklerin kazılması zaman ve emek gerektirirken, yoğuşma sonucu oluşabilecek suyun tahliyesi için boruların belirli bir eğimle döşenmesi gerekiyor.

Uzmanlar, küf ve nem problemlerinin önüne geçebilmek adına boru hatlarında yüzde 1 ila 3 arasında eğim bırakılmasının önemine dikkat çekiyor.

VERİM BÖLGEDEN BÖLGEYE DEĞİŞİYOR

Sistemin başarısı büyük ölçüde bulunduğu coğrafi koşullara bağlı. Toprağın yapısı, nem oranı, boru uzunluğu ve yüzey ile yeraltı arasındaki sıcaklık farkı performansı doğrudan etkiliyor.

Özellikle alt toprak sıcaklığının yüksek olduğu bölgelerde elde edilen serinleme miktarı daha sınırlı kalabiliyor. Bu nedenle her yapı için aynı verimin alınması mümkün olmayabiliyor.

SIFIR EMİSYON HEDEFİNE KATKI SAĞLAYABİLİR

Uzmanlar, fosil yakıt kullanımını azaltmayı ve enerji verimliliğini artırmayı hedefleyen konut projelerinde bu tür pasif sistemlerin gelecekte daha fazla önem kazanabileceğini belirtiyor. Elektrik tüketiminin son derece düşük olması ve herhangi bir soğutucu gaz kullanılmaması, yöntemi çevre dostu seçenekler arasında öne çıkarıyor.

Bu doğal soğutma yöntemini gündeme taşıyan örneklerden biri ise Güney Amerikalı bir içerik üreticisi oldu. Bahçesinde yıllar süren kazı ve altyapı çalışmasının ardından sistemi evine entegre eden içerik üreticisi, elde ettiği sonuçları paylaşarak alternatif iklimlendirme çözümlerine yönelik ilgiyi artırdı.