Arkeologlar, yüzyıllar boyunca varlığı tartışılan kayıp antik Helika şehrinin fiziki kalıntılarına ulaştı. Yapılan laboratuvar analizleri, toprağın metrelerce altından çıkarılan yapıların ve eşyaların trajik bir şekilde yok olan medeniyete ait olduğunu gösteriyor.
Uzun yıllar boyunca deniz tabanında aranan kentin, aslında nehirlerin taşıdığı çamur ve tortuların altında kaldığı anlaşıldı. Bölgede yürütülen kazı çalışmaları, antik dönemin en gelişmiş liman kentlerinden birinin mimari yapısını ve günlük yaşam unsurlarını gün yüzüne çıkarıyor.
BİR GECEDE HARİTADAN SİLİNEN ANTİK ŞEHRİN HİKAYESİ NEDİR?
Tarihi kroniklere göre Korint Körfezi yakınlarında meydana gelen yıkıcı bir deprem, Helika şehrini bir kış gecesinde tamamen yuttu. Depremin ardından denizden yükselen dev tsunami dalgaları; limandaki evleri, tapınakları ve gemileri sakinleriyle birlikte sulara gömdü.
Sular çekildiğinde kentin tamamen çamura gömüldüğü ve zamanla coğrafi yapının değişmesiyle lagünlerin kapandığı biliniyor. Bu ani yıkım nedeniyle bilim insanları, Helika'yı uzun süre boyunca sadece antik yazarların uydurduğu bir edebi icat olarak değerlendiriyor.
KAYIP YERLEŞİM YERİ YÜZYILLAR SONRA NASIL ORTAYA ÇIKARILDI?
Bölgede büyüyen araştırmacı Dora Katsnopoulos, yerel efsaneleri bilimsel yöntemlerle test etmeye karar verdi. Aramaları deniz dibi yerine karada yoğunlaştıran Katsnopoulos, nehir yataklarının taşıdığı kalın tortu tabakasının incelenmesi gerektiği hipotezini ortaya attı.
Yeraltı radarları ve jeofizik tarama yöntemlerinin kullanılmasının ardından iki nehir arasındaki ovada geniş çaplı kazılar başladı. Taş duvarlar, binaların temelleri ve çömlek parçalarının bulunmasıyla birlikte, kayıp kent trajik ölümünden iki bin yıl sonra yeniden dünya haritasına dönüyor.