Japonya'nın en yüksek noktası ve ulusal sembolü olan Fuji Dağı, modern mülkiyet hukuku ile asırlık geleneklerin kesiştiği sıra dışı bir statüye ev sahipliği yapıyor. 3.776 metre yüksekliğindeki devasa stratovolkkanın zirve kısmı, ne Japon devletine ne de dağı çevreleyen eyaletlere ait; bölge resmi kayıtlarda Fujisan Hongu Sengen Taisha Tapınağı’nın özel mülkü olarak geçiyor.

400 YILLIK TAPU KAYDI 

Bu mülkiyet yapısının temelleri 1606 yılına, Japonya'nın feodal dönemine dayanıyor. Dönemin askeri lideri (Shogun) Tokugawa Ieyasu, dağın zirvesini dini bir minnet göstergesi olarak tapınağa bağışladı. 19. yüzyılın sonlarında Meiji Restorasyonu ile birlikte Japon hükümeti, Fuji Dağı dahil olmak üzere birçok kutsal alanı kamulaştırarak devlet kontrolüne aldı. Ancak tapınak yönetimi, İkinci Dünya Savaşı sonrası değişen anayasal düzlemde mülkiyet haklarını geri almak için uzun soluklu bir hukuk mücadelesi başlattı.

SEMBOLİK KİRA ÖDEMESİ YAPILIYOR 

Japonya Yüksek Mahkemesi, onlarca yıl süren davanın ardından 1974 yılında tarihi bir karar vererek 3.360 metrenin üzerindeki alanın tapınağa iade edilmesine hükmetti. Bu karar, mülkiyetin resmen tescil edildiği 2004 yılına kadar süren bürokratik süreçleri beraberinde getirdi. Bugün gelinen noktada, dağın zirvesinde faaliyet gösteren devlet kurumları, meteoroloji istasyonları ve iletişim kuleleri dahil, tapınak yönetimine her yıl sembolik bir kira bedeli ödüyor.

HARİTALARDA 'BELİRSİZ BÖLGE'

Zirvenin özel mülk statüsünde olması, idari haritalarda da bir boşluk yaratmış durumda. Komşu eyaletler olan Shizuoka ve Yamanashi, Fuji Dağı'nın mülkiyetini paylaşsa da, zirve noktası özel bir kuruma ait olduğu için eyalet sınırları bu bölgede birleşemiyor. Bu durum, Japonya’nın en çok ziyaret edilen noktasının resmi haritalarda hala  "sınırı belirlenmemiş bölge" olarak işaretlenmesine neden oluyor.