İnsan zihni ve duyguları üzerinde doğrudan etkisi bulunan koku duyusuna dair moleküler düzeyde yapılan araştırmalar, dünyanın en ağır kokularını ve bu kokuların arkasındaki kimyasal yapıları ortaya çıkardı. Berkeley’de yürütülen çalışmalara göre, bir kokunun "hoş" ya da "iğrenç" olarak algılanması büyük oranda moleküler yapıya bağlı. Araştırma sonuçları, ağır ve kompakt moleküllerin kötü, hafif ve yayılmış moleküllerin ise hoş koktuğunu gösteriyor.

DOĞADAKİ EN KESKİN ÖRNEKLER 

Koku algısı kültürel olarak değişiklik gösterebiliyor. Güneydoğu Asya’da tüketilen durian meyvesi, dünyanın geri kalanında tahliyeler gerektirecek kadar ağır bir koku olarak değerlendiriliyor. Doğal dünyada öne çıkan diğer keskin koku kaynakları ise şu şekilde sıralanıyor:

Ceset Çiçeği: "Sıcak bir ölüm" kokusu yaymasıyla biliniyor.

Küçük Karıncayiyen: Kokarcaya kıyasla yedi kat daha güçlü bir kimyasal sprey salgılıyor.

Çizgili Polecat: Salgıladığı kokuyla hedefindeki canlıyı geçici olarak kör edebiliyor.

BİR ŞEHİR TAHLİYE EDİLDİ 

Yapılan araştırmalar sonucunda, bilinen en ağır kokulu kimyasal maddenin "Tiyoaseton" olduğu kaydedildi. 1889 yılında Almanya'nın Freiberg kentinde bu kimyasal üzerinde çalışılırken açığa çıkan gaz, bir kilometrelik çapta insanların bayılmasına ve kusmasına neden oldu. Olayın ardından Freiberg şehri tahliye edildi.

LABORATUVARDA 'STANDART TUVALET KOKUSU' ÜRETİLDİ 

Kimyasal maddelerin yanı sıra, Amerikan hükümeti tarafından temizlik ürünlerini test etmek amacıyla laboratuvar ortamında özel bir karışım geliştirildi. "Standart Tuvalet Kokusu" olarak adlandırılan ve normal dışkı kokusundan katbekat daha yoğun olan bu karışıma maruz kalan deneklerin, saniyeler içinde fiziksel ve sözlü olarak sert tepkiler verdiği rapor edildi.

Kaynak olarak ekle